Artan hayat pahalılığı ve yetersiz emekli aylıkları, milyonlarca emekliyi yeniden işgücü piyasasına iterken, bu ekonomik zorunluluğun bedeli her geçen gün daha ağırlaşıyor. Emeklilik dönemini dinlenerek geçirmek yerine inşaatlarda, tarlalarda, fabrikalarda ve kayıt dışı işlerde çalışmak zorunda kalan vatandaşlar, iş cinayetlerinin de en kırılgan grupları arasında yer alıyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin yayımladığı son raporlara göre, 2026’nın ilk 4 ayında en az 622 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirirken, ölümlerin yaklaşık 200’ünü 50 yaş ve üzerindeki emekçiler oluşturdu.

‘Geçinmek mümkün değil’
Geçim kaygısıyla yeniden işgücüne katılan emeklilerin önemli bir kısmı, fiziksel olarak zorlayıcı ve iş güvenliği riskinin yüksek olduğu sektörlerde istihdam edilirken, uzmanlar sosyal güvenlik sisteminin güçlendirilmesi ve emeklilerin insanca yaşayabilecek bir gelire kavuşmasının, iş cinayetlerinin azaltılmasında da önemli bir adım olacağı görüşünü dile getiriyor. Emekli ve Emekçiler Derneği İzmir Başkanı Dilek Ete, “Son yıllarda açıklanan enflasyon oranlarının vatandaşın mutfağında ve çarşı pazarda yaşadığı gerçek enflasyonun altında kalması nedeniyle emekli aylıkları giderek eridi. Artan enflasyonla birlikte başta barınma olmak üzere kira, gıda, giyim, sağlık ve diğer zorunlu ihtiyaçların maliyeti çok yüksek seviyelere çıktı. Buna karşın emekli maaşları kademeli olarak geriledi ve yaşanabilir bir gelir olmaktan uzaklaştı. Bugün emekliler, emekli aylıklarını bağlatmış olsalar bile çalışma hayatından ayrılamıyor” dedi.
‘Ağır ve riskli işler’
Türkiye’de en düşük emekli aylığının 20 bin lira olduğu bir dönemde, toplam 17 milyon emeklinin yaklaşık 11 milyon 500 bininin kendisinin emekli olduğunu sözlerine ekleyen Ete şunları söyledi: “Dul ve yetim aylığı alanlar bunun dışında. Bu 11,5 milyon emeklinin yaklaşık 5 milyonu en düşük emekli aylığı olan 20 bin lira ve buna çok yakın rakamlarda maaş alıyor. Yani emeklilerin yarısından fazlası 20 bin lira ve çevresindeki aylıklarla yaşam mücadelesi veriyor. Bu gelirle geçinmek ise mümkün değil” diye konuştu. Tüm gider topladığında en düşük emekli aylığıyla emeklinin yaşamını sürdürmesinin mümkün olmadığının altını çizen Ete, “Emekliler yeniden çalışma hayatına dönmek zorunda kalıyor. İş cinayetleri verileri de bu gerçeği gözler önüne seriyor. İlk 4 ayda iş cinayetlerinde hayatını kaybeden 609 kişi içerisinde 200’ün üzerinde emeklinin bulunması tesadüf değil. 50 yaşından sonra insanların dikkat, refleks ve fiziksel dayanıklılığı doğal olarak azalıyor. Buna rağmen emeklilere sunulan işler genellikle ağır ve riskli işler oluyor. İnşaatlarda bekçilik, güvenlik görevliliği, marketlerde ağır iş kolları, kasap reyonları, motosikletli kurye hizmetleri, yük taşıma işleri ve benzeri alanlarda çalışıyorlar.”
İstenmeyen görevlere
Gençlerin düşük ücret nedeniyle tercih etmediği, gece vardiyalarının olduğu ve çalışma koşullarının ağır olduğu işler emeklilere teklif ediliyor. Çünkü birçok işveren de ileri yaştaki çalışanları istihdam etmek istemiyor ve emekliler mecbur kaldıkları işleri kabul ediyor. Hayatını kaybeden emeklilerin önemli bir bölümü inşaatlarda veya çeşitli iş yerlerinde bekçilik yaparken yaşamını yitiriyor. Başkan Dilek Ete, “Kimi emekli, küçük güvenlik kulübelerinde kalp krizi geçiriyor, kimi dikkatsizlik sonucu üzerine cisim düşmesi gibi iş kazalarında hayatını kaybediyor. Bunların temel nedeni emeklilerin ekonomik zorunluluk nedeniyle çalışmak mecburiyetinde bırakılmasıdır. Siz emekliyi muhtaç hale getirirseniz, o emekli de çıkış yolu bulabilmek için yeniden çalışma hayatına döner. İş kazalarının yol açtığı sakatlıklar ve organ kayıpları bir yana, artık bu tablonun içine emekliler de eklenmiş durumda” dedi.

‘Ekmek parası için ölüyor’
DİSK Emekli-Sen eski Bölge Temsilcisi Sabahattin Yeşiltepe de şunları söyledi: “Emekli maaşları temel ihtiyaçları karşılamaya yetmediği için vatandaşlar, yaşları ilerlemiş olmasına rağmen yeniden iş aramak ya da mevcut işlerini sürdürmek durumunda kalıyor. Oysa emeklilik, yıllarca verilen emeğin karşılığında insanın dinlenebildiği, sosyal hayatını sürdürebildiği bir dönem olmalıydı. Ancak gelinen noktada bizler, kira, gıda, sağlık ve faturalar gibi zorunlu harcamalarını karşılayabilmek için inşaatlarda, pazarlarda, tarımda çalışıyoruz. İleri yaşta çalışmanın getirdiği fiziksel zorluklar, kronik hastalıklar ve iş güvenliği eksiklikleri ise iş kazaları ve iş cinayetleri riskini katlıyor. İş cinayetlerinde hayatını kaybeden emeklilerin sayısındaki artış, aslında ekonomik tablonun en acı göstergelerinden biridir. Bugün ise aldıkları maaşla yaşamlarını sürdüremedikleri için yeniden çalışma hayatına dönüyor ve ne yazık ki bazıları ekmek parası kazanırken hayatını kaybediyor.”





