Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’in haziran ayı enflasyonunu yüzde 0,99 olarak açıklamasıyla birlikte en düşük emekli maaşı 20 bin liradan 23 bin 552 TL’ye yükseldi. Yapılan bu artışla cebine günlük sadece 118 lira eklenen emekliler, yetersiz zam oranına sert tepki gösterdi. Pazar ve mutfaktaki yangın karşısında kendilerine ancak bir 'tavuk dürüm' parası reva görüldüğünü belirten Birleşik Emekli Sendikası İzmir Şube Başkanı Yavuz Karagöz, "Bırakın kırmızı et dönerini, artık en ucuz yerde bir tavuk dürüm bile alacak olsak yanına ayran ya da su alamıyoruz, kuru kuru yemek zorunda kalıyoruz” dedi. Emeklinin günlük yaşam mücadelesinden çarpıcı örnekler veren Karagöz, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın açıkladığı fitre miktarları üzerinden bir kıyaslama yaptı. Bugün bir emekliye günlük sadece 118 TL pay düştüğünü hatırlatan Karagöz, "Diyanet bile günlük bir öğün yemek ücretini yani fitreyi 240 lira olarak açıklamıştı. Şimdi soruyorum: Ne oldu da son iki ayda enflasyon düştü? Biz bu ülkede yaşıyoruz da onlar başka bir ülkede mi yaşıyor? Açıklanan bu zam, sadakanın bile altında kalan bir ücrettir. Bırakın kırmızı et dönerini, artık en ucuz yerde bir tavuk dürüm bile alacak olsak yanına ayran ya da su alamıyoruz, kuru kuru yemek zorunda kalıyoruz” dedi.

‘Tercih meselesi’
Hükümetin "hazinede para yok" dediğini ancak aslında durumun tamamen bir tercih meselesi olduğunu söyleyen Karagöz, emeklilerin 30-40 yıl boyunca çalışarak bu hakkı kazandığını ve primlerini ödediğini vurguladı. Bütçenin doğru yönetilmediğini iddia eden Karagöz, "Önceliğinizi NATO zirvesine, yabancı liderlerin geliş gidiş yollarına ya da kalacakları otellerin makyajına harcayacağınıza, bu parayı emekliye verebilirdiniz. Burada asıl mesele bir tercih meselesidir. Siyasi iktidar tercihini emekten yana değil, bir avuç sermayeden yana kullanıyor" dedi. Ekonomik krizin tarihsel bir sürecin sonucu olduğunu ve köprü geçişleri gibi yapısal zamların enflasyon sepetine yansıtılmadığını belirten Karagöz, asgari ücretlilerin de benzer bir kaderi paylaştığını söyleyen Karagöz, “Geçmiş yıllarda nasıl adım adım fakirleştiysek, bundan sonra da bu süreç çok daha ağır devam edecek. Şu an asgari ücretli bir çalışan bile açlık sınırının altında maaş alıyor. Yoksulluk sınırını çoktan geçtik, artık açlıktan bahsediyoruz. Emeklilerin ve emekçilerin bu sefaletten kurtulması için bu sistemin değişmesi şarttır” ifadelerini kullandı.

150 gram kıyma
Emeklinin iki maaşının açlık sınırına denk geldiği vurgulayan İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği İzmir Şubesi Başkanı Nesibe Gençer ise “İki emekli maaşının, açlık sınırına denk geldiği ülkemizde, dört asgari ücret ne yazık ki yoksulluk sınırına denk geliyor. Haziran ayına ilişkin açıklanan bu rakamlar, emeklilerin de yarı yıl zamlarını belli ediyor. Bu rakamlar halkımızın giderek ağırlaşan yoksulluk koşulları altında yaşam mücadelesi verdiğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Her ay düşük gösterilen enflasyon, açlık sınırının altında bıraktırılan bir sistem haline geldi. Emekliye verilen maaşla günlük olarak en fazla 150-200 gram kıyma bile zor alınır. Ülkemizde "açlık sınırı" uyduruk olan "enflasyon" hesaplamalarının ne kadar gerçek olduğunu da ispatlıyor. Hep diyoruz: Artık, yüzde 70’ımız yoksullukta eşitiz” şeklinde konuştu,
3 bin lira zararda
Enflasyon rakamlarının olduğundan daha düşük gösterilerek enflasyonu düşürme planının dünyanın hiçbir ülkesinde mümkün olmadığını aktaran Gençer, “Asgari ücret, kamu çalışanlarının, emeklilerin maaşını, şu anda yüzde 500 artsa bile bu uygulanan talan ekonomisi devam ettiği sürece, paramız pul olmaya, sefalet içinde olmaya devam edeceğiz. Bugün yaşanan en büyük sorun, rakamların ne olduğundan çok, vatandaşın günlük hayatında, pazarda hissettiği hayat pahalılığıdır. Enflasyon düştüğünde sadece istatistikler değil, vatandaşın sofrası, cebi ve yaşam kalitesi de rahatlayacaktır. Bunun yolu ise fiyat artışlarının sonuçlarıyla değil, enflasyonu yükselten sebepleri ortadan kaldırmaktan geçmektedir. Diğer ilginç bir gelişme ise; daha düne kadar aldığı 20 bin liralık aylığını aldığı gibi 20 bin liralık ev kirasını ödeyen emekli kira için başka para aramak zorunda kalmıyordu ama şimdi eline 23 bin 552 TL geçerken kirasına gelen yasal yüzde 32.3’lük zam sonrası kirası da 26 bin 460 TL’ye çıktı. Yani tüm aylığını vereceği gibi şimdi üstüne yaklaşık 3 bin lira daha bulmak zorunda kalacak. Özetle emekliler ‘keşke bu enflasyon oranı hiç açıklanmasaydı daha fazla zarar etmeseydik’ der hale geldi” dedi.
Bu işten emekli, borçlu çıktı
TÜİK Haziran ayı enflasyonunu yüzde 0,99 oranında açıkladı. Böylece en düşük emekli aylığı gelen 6 aylık yüzde 17,76’lık artışla 3552 TL oldu. Bu artış oranı ise günlük 118 lira 4 kuruşa denk geliyor. Diğer yandan kira artış oranı yüzde 32.3 arttı. Böylece 20 bin TL kira ödeyen emekli, yeni kira artışıyla 26 bin 460 TL’yı çıktı. Böylece daha önce kirası için ekstra para aramak zorunda kalmayan emekli şimdi en az 3 bin lira ödemek zorunda kalacak.





