Kurban Bayramı yaklaşırken milyonlarca kişi bayram sonrası diyete başlama planları yaparken, uzmanlar kontrolsüz beslenme konusunda uyarıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Diyetisyeni Dilara Demirkan, bayram döneminde en büyük sorunun fazla yemek değil, “diyet bozuldu” düşüncesiyle tüm beslenme düzeninin terk edilmesi olduğunu söyledi. Bir dilim baklava ya da tek öğünlük kaçamağın tek başına kilo artışına neden olmayacağını belirterek, asıl problemin kişinin tamamen kontrolü bırakması olduğunu ifade etti. Sürdürülebilir beslenmenin önemine vurgu yapan Demirkan, bir öğün fazla yemenin tüm düzeni bozmadığını, önemli olanın sonraki öğünde yeniden dengeyi sağlamak olduğunu kaydetti.
Öğün atlamak kontrolsüz yemeğe yol açıyor
Bayram döneminde yapılan en yaygın hatalardan birinin öğün atlamak olduğunu belirten Demirkan, özellikle akşam et tüketileceği düşüncesiyle gün boyu aç kalmanın aşırı yeme davranışına neden olduğunu söyledi. Kurban Bayramı’nda et tüketiminin daha çok öğle öğününde tercih edilmesini önererek, akşam saatlerinde ise sebze ağırlıklı ve hafif beslenmenin sindirim sistemini rahatlattığını aktardı.
“Yeni kesilen et hemen tüketilmemeli”
Kurban etinin kesilir kesilmez tüketilmesinin sindirim sistemi açısından önemli riskler oluşturduğunu belirten Demirkan, yeni kesilen ette “ölüm sertliği” oluştuğunu ve bu durumun hem etin sertleşmesine hem de sindirimin zorlaşmasına yol açtığını ifade etti. Etin en az 12 saat dinlendirilmesi gerektiğini belirterek, özellikle sıcak etin doğrudan buzdolabına konulmaması gerektiğine dikkat çekti. Etin serin bir ortamda bekletilmesinin daha sağlıklı olduğunu paylaştı.
Tartıdaki artışın nedeni çoğu zaman ödem
Bayram sonrasında tartıda görülen hızlı kilo artışlarının büyük bölümünün yağ değil ödem kaynaklı olduğunu belirten Demirkan, artan karbonhidrat, şeker ve tuz tüketiminin vücutta su tutulmasına neden olduğunu söyledi. Pilav, baklava, hamur işi ve bayram ikramlarının glikojen depolarını artırdığını ifade ederek, buna bağlı olarak vücudun daha fazla su tuttuğunu ve kısa sürede görülen 2-3 kiloluk artışın çoğu zaman kalıcı yağlanma anlamına gelmediğini anlattı.
Detoks yerine denge önerisi
Bayram sonrası uygulanan sert detoks programlarının doğru bir yaklaşım olmadığını belirten Demirkan, önemli olanın karbonhidrat, protein ve yağ dengesini yeniden kurmak olduğunu söyledi. Yasaklayıcı diyetlerin sürdürülebilir olmadığını ifade ederek, vücudun dengeli beslenmeyle kısa sürede normale dönebildiğini belirtti.
Çay ve kahve tüketimine dikkat
Yemek sonrası yoğun çay ve kahve tüketiminin de sindirim sistemini olumsuz etkileyebileceğini kaydeden Demirkan, toplumda yaygın olan “çay hazmettiri” düşüncesinin doğru olmadığını ifade etti. Fazla çayın şişkinlik ve hazımsızlığa, aşırı kahvenin ise reflü ve mide yanmasına yol açabileceğini belirterek, yemek sonrası su, sade soda veya ayran gibi daha hafif içeceklerin tercih edilmesini önerdi.
Günde 10-12 bardak su önerisi
Bayram boyunca su tüketiminin artırılması gerektiğini vurgulayan Demirkan, günlük en az 2-2,5 litre su içilmesini tavsiye etti. Çay, kahve, çorba ya da kefirin sıvı alımına katkı sağladığını ancak suyun yerini tutmadığını belirterek, özellikle her bardak çay veya kahve için ek olarak bir bardak su tüketilmesi gerektiğini söyledi.
Rafine şekersiz tatlı alternatifi
Bayramda tatlı tüketiminin tamamen yasaklanması yerine daha sağlıklı alternatiflerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Demirkan, hurma, yulaf kepeği, ceviz, badem ve tahinle hazırlanan rafine şekersiz atıştırmalıkların iyi bir seçenek olabileceğini ifade etti.




