Türkiye’nin son yıllarda küresel ölçekte büyük başarı yakalayan dizi sektörü, artan yapım maliyetleri ve yüksek enflasyon baskısıyla kritik bir eşikte. Financial Times’ın analizine göre, saatlik yapım maliyetleri 240 bin doların üzerine çıkan sektör, uluslararası rekabet gücünü korumakta zorlanıyor.
Türk dizileri uzun süredir Orta Doğu’dan Latin Amerika’ya, Avrupa’dan Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada izleniyor. Muhteşem Yüzyıl yaklaşık 170 ülkede yayınlanırken, Erkenci Kuş gibi yapımlar küresel popüler kültürde referans gösteriliyor. Ancak bu başarı hikâyesi, ekonomik koşullar nedeniyle yeni bir sınavdan geçiyor.
Maliyetler Üç Katına Çıktı
Sektör temsilcilerine göre son yıllarda prodüksiyon giderleri ciddi şekilde arttı. Kur artışı, set maliyetleri, oyuncu ücretleri ve teknik ekipman giderlerindeki yükseliş, bölüm başına bütçeleri dramatik biçimde yukarı taşıdı. Saatlik yapım maliyetlerinin 240 bin doların üzerine çıkması, bazı uluslararası yatırımcıların Türkiye pazarındaki faaliyetlerini durdurmasına yol açtı.
Bir medya yöneticisi, Türk televizyonunun verimli üretim modelinin bu maliyet artışıyla tehdit altında olduğunu ifade ediyor.
İhracat Modeli Baskı Altında
Türkiye’de dizi sektörü büyük ölçüde iç pazardaki reyting rekabeti ve ardından gelen uluslararası satışlarla büyüdü. Haftada yaklaşık 75 saate varan dizi üretimi, yoğun bir eleme sistemiyle şekilleniyor. Başarılı yapımlar, yurt dışı satışlardan önemli gelir elde ederek sektörün finansal dengesini sağlıyor.
Ancak reklam gelirlerinin enflasyon karşısında değer kaybetmesi, bir bölümün maliyetinin ancak yarısını karşılayabilir hale gelmesi, yapımcıları daha temkinli davranmaya zorluyor. Bu da risk alma iştahını azaltarak daha güvenli, tekrar eden formatlara yönelimi artırıyor.
Küresel Rekabet Artıyor
Türk dizilerinin başarısında güçlü prodüksiyon kalitesi, dramatik hikâye anlatımı ve kültürel yakınlık önemli rol oynadı. Osmanlı sarayları, Boğaz manzaraları ve aile merkezli anlatılar geniş bir coğrafyada karşılık buldu.
Ancak bugün Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Latin Amerika’da yerel yapım kapasitesi artıyor. Yükselen maliyetler, Türk dizilerinin fiyat avantajını zayıflatırken, rakip ülkelerin daha uygun bütçelerle içerik üretmesi rekabeti sertleştiriyor.
Sektörde Daralma Riski
Sektör temsilcileri, mevcut koşulların daha küçük bir yapım ekosistemine yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Uluslararası satışların ön finansman şartı haline gelmesi, yalnızca “süper hit” potansiyeli görülen projelerin hayata geçmesini mümkün kılıyor.
Bu durum, yeni senarist ve yaratıcı yeteneklerin sektöre girişini zorlaştırabilir. Üretim hacmi daraldıkça risk alma kapasitesi azalıyor; bu da uzun vadede içerik çeşitliliğini tehdit ediyor.
Ekonominin Yansıması
Financial Times’ın değerlendirmesi, dizi sektöründeki sıkışmanın Türkiye ekonomisindeki genel maliyet artışı ve rekabet gücü tartışmalarının bir yansıması olduğunu ortaya koyuyor. Tekstilden otomotive kadar birçok sektörde maliyet baskısı hissedilirken, kültürel ihracatın önemli bir ayağı olan televizyon sektörü de aynı dalgadan etkileniyor.
Türk dizileri hâlâ güçlü bir marka değeri taşıyor. Ancak sürdürülebilir büyüme için maliyet yapısının dengelenmesi, finansman modelinin yeniden yapılandırılması ve küresel pazarlarda rekabetçi fiyat avantajının korunması kritik önem taşıyor. Sektör, küresel başarısını korumak için yeni bir denge arayışında.





