Girişimcilerin adım atmadan önce kendini tanıması ve doğru planlama yapması gerektiğini belirten Kurt, kurulacak her işte sürdürülebilirliğin önemine dikkat çekti. Kafasında valizi toplayan gençler konusuna da değinen Kurt, yurt dışına giden gençleri başka bir ülkede de zorlu bir sürecin beklediğine dikkat çekti.
Uzun yıllar KOSGEB eğitmeni olarak binlerce kişiye girişimcilik eğitimi veren Kurt, şimdilerde kendine ait danışmanlık firmasıyla girişimcilere yol gösteriyor. İlk olarak “Girişimcilerin yaptığı en önemli hatalar nedir” sorusuna yanıt veren Kurt, “Yeterince net ve doğru bir hazırlık yapmadan doğrudan işe başlamak, işin büyümesini sağlayacak olumlu süreçlerde dahi hızlı karar verip gerekli yatırımı yapmakta geç kalmak en önemli hatalar olarak karşımıza çıkıyor. Girişimcilik yapacak kişinin öncelikle kendisini çok iyi tanıması gerekir. Kendi alt ve üst sınırlarını, bir işin arkasında durma, onu sürdürülebilir ve sürekli kılma becerisi ile yeteneğine sahip olup olmadığını iyi analiz etmelidir. Kendi içindeki sürdürülebilirliği sağlamak bu noktada kritik bir önem taşır. Dolayısıyla girişimcinin kendi yetenek ve yeterliliklerini doğru tanıyıp süreci buna göre organize etmesi şarttır. Ayrıca birçok girişimci, süreç içindeki her işi kendisi yapmaya ve tüm sorunları tek başına çözmeye çalışır. ‘Her şeyi ben yönetebilirim’ düşüncesiyle iş devretme konusunda sıkıntı yaşarlar. Oysa kazandıkları kaynağı doğru noktalara ve doğru yatırımlara aktarmaları gerekir” diye konuştu.

FİZİBİLİTE VE İŞ PLANININ ÖNEMİ
Fizibilite ve iş planı yapmanın, girişimciliğin ana gövdesini ve en kemik yapısını oluşturduğuna dikkat çeken Kurt, sözlerine şöyle devam etti: “İş planı hazırlandıkça ve yeni sorular soruldukça konu derinleşir. Bu süreçte girişimci; müşterisini yeterince tanımadığını, ne yapmak istediğini tam olarak bilmediğini veya sunduğu değere dair tanımlamalarının yanlış olduğunu fark edebilir. Bu sözel analizlerin en güzel yanı, sürecin sonunda somut bir sayısal veriye ulaşılmasıdır. İşletmenin bir yıllık süreçteki olası giderleri, ne kadar yatırıma ve işletme sermayesine ihtiyaç duyulacağı gibi temel veriler bu sayede netleşir. Sürdürülebilirlik ise sürecin sonradan düşünülen bir parçası değil, en başından itibaren planlamaya dahil edilmesi gereken bir unsurudur. ‘Doğru müşteriye doğru değeri sunabiliyor musun?’ ve ‘Bu model işletmeyi finansal olarak yaşatmaya yetecek mi?’ soruları bu kapsamda değerlendirilir. Günümüzde sürdürülebilirlik, finansal boyutunun yanı sıra çok daha geniş ve farklı anlamlara da karşılık gelmektedir.”
ÜLKE OLARAK GİRİŞİMCİLİĞE BAKIŞ AÇIMIZ DEĞİŞMELİ
Türkiye’de girişimciliğin farklı bir sürece evrildiğine dikkat çeken Kurt, hazırlıksız ve heyecanla atılan adımların hata yaptırabileceğini belirterek şunları söyledi: “Günümüz ülke koşullarında girişimcilik heyecanının ve ateşinin geçmişe kıyasla biraz düştüğü görülüyor. İnsanlar artık çok daha sorgulayarak adım atıyor ki bu son derece haklı bir yaklaşımdır. Ancak millet olarak girişimciliğe başlarken değiştirmemiz gereken temel bir yaklaşım hatamız var: Yeterince hazırlanmadan, sadece heyecanla sürece dahil olmak. Oysa girişimcilik; sadece maddi kaynakların değil; çevre, bilgi, yetenek ve donanım gibi sermaye unsurlarının en başta doğru analiz edilmesini gerektirir. Bizde ise durum genellikle heyecanla işe atılmak şeklinde gerçekleşiyor. Örneğin esnaf odalarıyla yapılan görüşmelerde sıkça vurgulandığı gibi, insanlar danışmadan dükkan açıyor, sonrasında ruhsat alamayacaklarını öğrenince zararla kapatmak zorunda kalıyor. Bir yatırıma karar vermeden önce; sadece parasal kaynaklar değil, insan sermayesi, yetenek, çevre, müşteri potansiyeli detaylıca analiz edilmeli, parasal kaynaklar ancak bu analizlerden sonra riske edilmelidir. Türkiye'de girişimcilik ekosisteminde halen ciddi eksiklikler bulunmaktadır. Yazılı iletişim ve belgelendirme kültüründen uzaktayız. Kurulmuş işletmelerin özellikle ihracat tarafında, Avrupa ile olan iletişimlerinde ciddi aksaklıklar yaşanmaktadır. Yapay zeka çağında olunmasına rağmen bu temel iletişim ve yönetsel sorunlar halen varlığını korumaktadır.”
GENÇLERE ÖNERİLER
Kurt, ülkedeki olaylar karşısında moralini bozan ve kafasında bavulunu toplayan gençlerle ilgili de şöyle konuştu: “Gençlere söyleyebileceğim en önemli şey; hayata adım atarken en başta cesur olmaları gerektiğidir. Ancak dünyanın neresine giderlerse gitsinler, öğrenmeye açık bir zihinle hareket etmedikleri sürece Türkiye'dekinden çok da farklı bir hayatları olmayabilir. Dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar mücadele etmek zorundalar. Eğitim için giden gençler bile büyük zorluklar yaşarken bunun girişimcilik tarafı da kolay olmuyor. Ailelerin maddi ve manevi desteğine rağmen, yurt dışında tutunmak ciddi bir çaba gerektiriyor. Dolayısıyla mesele sadece ‘çantayı toplayıp gitmek’ değildir. Gençler, gittikleri yerde yaptıkları işi en iyi şekilde yapmak ve kendilerini yetiştirmek için çabalıyorlarsa, dünyanın her yerinde başarılı olabilirler. Son zamanlarda gençler arasında iki farklı uç yaklaşım gözlemleniyor: İpin ucunu tamamen bırakmış, şartlar ve yol onları nereye götürürse oraya gitmeye razı olanlar. Hangi şart altında olursa olsun plan yapmaya, adım atmaya ve çabalamaya hazır olanlar. Kısacası bu durum, kişinin karakteri ve kendisini gelecekte nerede görmek istediğiyle doğrudan şekilleniyor.”
YAPAY ZEKA VE GELECEĞİN MESLEKLERİ
İş yaşamında yapay zeka dönemine ve tehdit ettiği meslek konusuna da değinen Kurt, İstanbul Ticaret Odası’nın başlattığı “yapay zeka okur yazarlığı” eğitimlerinin İzmir’de de başlatılması ve yaygınlaşması gerektiğine dikkat çekerek, şöyle devam etti: “Yapay zekanın özellikle ofis ve bilgisayar ortamında, yazılı süreçlerle yürütülen işleri etkileyeceği öngörülüyor. Avukatlık, danışmanlık ve tasarım gibi mesleklerin yok olmaktan ziyade hızla evrimleşeceği düşünülüyor. Yapay zekadaki hızlı gelişmeler, konunun uzmanlarını ve yöneticilerini dahi şaşırtacak boyuta gelmiş durumda. Bu süreçte duruma ne kadar yabancı kalındığı fark edilmektedir. İzmir’de de İzQ, Ticaret Odası, Sanayi Odası ve iş adamları dernekleri gibi ekosisteme katkı sağlayan kurumlar aracılığıyla eğitim adımları atılmalıdır. Yapay zekayı verimli kullanmayı ve kişisel asistanlar oluşturmayı öğretecek altyapıların ve mecraların hızlıca kurulması şarttır. Gidişat en hızlı şekilde bu yöne evrilmektedir.”





