Kamuoyunda "6 yaşında gelin davası" olarak bilinen H.K.G. davasında Yusuf Ziya Gümüşel hakkında verilen tahliye kararı, çocuk hakları alanında çalışan hukukçuların tepkisini çekti. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatlarından Özge Fındık, kararın çocuk hakları, adalet duygusu ve çocukların korunmasına yönelik toplumsal güven açısından ciddi kaygılar yarattığını söyledi.
"Adalet duygusunu zedeliyor"
Tahliye kararını çocuk hakları perspektifinden değerlendiren Avukat Özge Fındık, gerici ve karanlık tarikat yapılanmaları içerisinde çocukların eğitim, sağlıklı gelişim ve güven içinde yaşama haklarının büyük tehdit altında olduğunu belirtti.

Fındık, "H.K.G. davasında Yusuf Ziya Gümüşel'in tahliye edilmesi çocuk hakları açısından son derece kaygı vericidir. Böyle davalarda verilen tahliye kararları toplumun bir kesiminde adalet duygusunu zedelerken, bu çevreler tarafından bir zafer gibi algılanacaktır. Bu durum başka failleri cesaretlendirebilir, istismara uğrayan çocukların ise konuşmaktan ve hak aramaktan çekinmesine yol açabilir" dedi.
Çocukların korunması için çocukların üstün yararını esas alan güçlü bir hukuk düzenine ihtiyaç olduğunu ifade eden Fındık, "Hiçbir çocuk gerici ve karanlık yapıların insafına bırakılamaz" diye konuştu.
"Çocuğun üstün yararı ilkesi zarar gördü"
Tahliye kararının çocuk hakları bakımından yarattığı sonuçlara dikkat çeken Fındık, mağdurun çocuk yaşta olması nedeniyle kararın çocuğun üstün yararı ilkesini zedelediğini söyledi.
Toplumun, böylesine ağır bir olayda çocukların her koşulda korunacağına ve adaletin onların yanında duracağına ilişkin güveninin güçlenmesi gerektiğini belirten Fındık, tahliye kararının ise bu güveni sarstığını ifade etti.
Fındık, "Çocuğun üstün yararı ilkesi; çocuğun güven içinde yaşamasını, eğitim hakkına eksiksiz erişmesini, sağlıklı gelişmesini ve onu istismara açık hale getiren yapılardan korunmasını gerektirir. Çocuklar kendilerini koruyabilecek güçte değildir. Bu nedenle her çocuğun özgür, güvenli ve sağlıklı bir çevrede büyümesi toplumun ve devletin ortak sorumluluğudur" ifadelerini kullandı.

"Çocukların adalete güveni sarsılabilir"
Kararın çocuk istismarı mağdurları açısından yaratabileceği etkileri de değerlendiren Fındık, Türkiye'de adalet sistemine duyulan güvenin uzun süredir düşük seviyelerde olduğuna dikkat çekti.
Bu tür kararların istismara uğrayan çocukların ve ailelerinin hak arama konusunda daha çekingen davranmasına neden olabileceğini belirten Fındık, "Yaşadıklarını anlatmaktan vazgeçmelerine ve adalete başvurmanın sonuç getireceğine dair inançlarını kaybetmelerine yol açabilir" dedi.
Çocukların kendilerini yalnız hissetmeyecekleri ve korunacaklarına inanabilecekleri bir adalet sistemine ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Fındık, "Hiçbir çocuk korku içinde yaşamayı, yalnız bırakılmayı hak etmiyor" diye konuştu.
"Çocukları korumak devletin temel görevi"
Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin çocukların her türlü istismar, ihmal ve kötü muameleden korunmasını devletlere açık bir yükümlülük olarak yüklediğini hatırlatan Fındık, sözleşmenin merkezinde çocuğun üstün yararı ilkesinin bulunduğunu söyledi.
Çocuk yaşta bir bireyin ağır hak ihlallerine maruz kaldığı bir dosyada verilen tahliye kararının sözleşmenin ruhunu ve çocuğun üstün yararı ilkesini zedelediğini düşündüğünü ifade eden Fındık, çocukları korumanın yalnızca uluslararası sözleşmelerden doğan bir yükümlülük değil, aynı zamanda devletin kendi geleceğine karşı temel sorumluluğu olduğunu vurguladı.
"Çocuk çalışmaz, çocuk büyür"
Çocuk hakları ihlallerinin yalnızca fiziksel veya cinsel istismardan ibaret olmadığını belirten Fındık, çocukların bilimsel eğitimden uzaklaştırılmasının, örgün eğitimin içinin boşaltılmasının ve gerici yapıların etkisine bırakılmasının da bir hak ihlali olduğunu söyledi.
ÇEDES ve MESEM uygulamalarına da değinen Fındık, çocukların erken yaşta iş gücüne itilmesinin ve eğitimden koparılmasının kaygı verici olduğunu ifade etti.
"Çocuk çalışmaz. Çocuk okur, öğrenir, oynar, gelişir, arkadaşlarıyla vakit geçirir, sanatla ve sporla uğraşır, dünyayı merak eder. Çocuğun işi büyümektir" diyen Fındık, toplumun ve devletin görevinin çocuklara özgür, güvenli ve bilimsel bir gelecek sunmak olduğunu söyledi.
Çocuk haklarını savunanların mücadelesi sayesinde geçmişte birçok kazanım elde edildiğini belirten Fındık, her çocuğun güven içinde büyüyebildiği, mutlu olduğu ve geleceğe umutla bakabildiği bir toplum için mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti.





