Hollanda’da dün yapılan erken genel seçim, ülke siyasetinde yeni bir denge arayışının kapısını araladı. Oyların yüzde 98’inden fazlasının sayıldığı resmi olmayan sonuçlara göre, liberal çizgideki Demokratlar 66 (D66) ile aşırı sağcı Özgürlük Partisi (PVV) yarıştan neredeyse başa baş çıktı. Ancak tablo, merkez partilerin yeniden güçlendiği, aşırı sağın ise ivme kaybettiği bir meclis aritmetiğini işaret ediyor. Rob Jetten liderliğindeki D66, bir önceki seçime göre oylarını 10 puandan fazla artırarak yüzde 16,7’ye ulaştı. Aynı orana sahip olmasına rağmen oy sayısında geride kalan PVV, bu seçimde yaklaşık 7 puanlık kayıpla dikkat çekti. Bu sonuçla D66 ve PVV, 150 sandalyeli parlamentoda 26’şar milletvekilliği elde ediyor. Ancak eğilim, liberal-merkez partilerin elinin güçlendiğini, aşırı sağın toplumsal zeminde desteğini yitirmeye başladığını gösteriyor.
VVD ve CDA Arasında Yeni Denge Arayışı
Seçimlere azınlık hükümetinin büyük ortağı olarak giren Dilan Yeşilgöz liderliğindeki Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi (VVD) yüzde 14,1’le üçüncü sıraya geriledi. VVD, oylarında bir puanlık kayıp yaşarken, merkez soldaki GL-PvdA ittifakı da yüzde 12,5 ile dördüncü sıraya düştü. Sürprizlerden biri, uzun süredir düşük seyreden Hristiyan Demokrat Parti (CDA)’dan geldi. Parti, oylarını 8,4 puan artırarak yüzde 11,7’ye yükseltti ve beşinci sıraya yerleşti. CDA’nın bu yükselişi, merkez sağ bloğun koalisyon senaryolarında yeniden önemli bir aktör haline gelmesine yol açtı.
Küçük Partiler Dengesi Koruyor
Parlamentonun alt sıralarında ise tablo büyük ölçüde korundu. Muhafazakâr ve liberal JA21 yüzde 5,9, aşırı sağcı FvD yüzde 4,5, popülist BBB yüzde 2,6 oy aldı. Üyelerinin çoğunluğu Türk ve Müslüman kökenli olan DENK Partisi ise yüzde 2,4 oy oranıyla üç sandalyelik mevcut varlığını korudu. Sonuçlar, Hollanda siyasetinde klasikleşen “çok parçalı meclis” tablosunu bir kez daha ortaya koydu. 150 sandalyede salt çoğunluk için 76 koltuğa ulaşmak gerekeceği düşünüldüğünde, en az dört partili bir koalisyon kaçınılmaz görünüyor. D66 lideri Jetten, kampanya döneminde aşırı sağ partilerin hükümet dışında tutulacağı ve “merkezden oluşan kapsayıcı bir yönetim modeli” hedeflediğini açıklamıştı. Bu durum, PVV’nin olası koalisyon denkleminde yer almayacağını, merkez sağ ve merkez sol işbirliğinin ön plana çıkacağını gösteriyor. Siyasi gözlemcilere göre, VVD–D66–CDA–GL-PvdA formülü en olası seçeneklerden biri olsa da, ideolojik farklılıklar nedeniyle müzakerelerin uzun ve çetrefilli geçmesi bekleniyor.
Aşırı Sağ Dalgada Kırılma mı?
Bu seçim, Avrupa genelinde son yıllarda yükselen aşırı sağ dalganın Hollanda’da frenlendiğini gösteriyor. Wilders liderliğindeki PVV’nin hükümet ortaklığından çekilerek ülkeyi erken seçime götürmesi, seçmen gözünde “istikrarsızlık” algısını güçlendirdi. Seçim sonrası yapılan ilk değerlendirmelerde, seçmenin artık “tepkisel kimlik siyaseti” yerine “uygulanabilir politika vaatlerine” yöneldiği vurgulanıyor. D66’nin çıkışı da bu eğilimin bir yansıması olarak görülüyor.
Yeni Hükümetin Önündeki Başlıklar
Yeni koalisyonun önünde çözüm bekleyen yapısal sorunlar bulunuyor:
- Konut arzı ve kira krizi
- Göç ve mülteci politikalarının dengelenmesi
- Sağlık ve enerji maliyetlerinin azaltılması
- AB ile ilişkilerin yeniden tanımlanması
D66’nin bu alanlarda reformist ama uzlaşmacı bir çizgi izlemesi bekleniyor. Ancak çok partili hükümet yapısı, karar alma süreçlerini yavaşlatabilir.




