İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Orman Fakültesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Özkan, bulut tohumlama yönteminin bilimsel temellere dayandığını ve kontrollü şekilde uygulandığında yağış miktarını artırabildiğini ifade etti. Ancak yöntemle ilgili planlama hatalarının, yağışların hedeflenen bölgeler yerine farklı havzalara yönelmesine ve altyapı yetersizliklerinin bulunduğu alanlarda taşkın riskini artırmasına neden olabileceği uyarısında bulundu.
Uzman Uyardı: Bulut Tohumlama Yanlış Uygulanırsa Sel Felaketine Yol Açabilir
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Havza Amenajmanı Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ufuk Özkan, son dönemde gündeme gelen bulut tohumlama uygulamasına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Kuraklıkla mücadelede alternatif yöntem olarak öne çıkan bu teknolojinin potansiyel faydalarının yanı sıra ciddi riskler taşıdığına da dikkat çekti.
“Yağışı Arttırabilir Ama Belirsizlik Çok Yüksek”
Bulut tohumlamanın bilimsel temele dayanan bir yöntem olduğunu belirten Dr. Özkan, uygulamanın 1990’lı yıllarda İstanbul’da denendiğini ve günümüzde Arap Yarımadası’nda da kullanıldığını hatırlattı. Ancak bu yöntemin, yeni bir bulut yaratmadığını vurgulayan Özkan, “Var olan bulutların yağmur taşıma kapasitesini artırmayı hedefleyen bir uygulama. Eğer gökyüzünde uygun bulut yoksa, bulut tohumlama da başarısız olur” dedi.
“Anlık Artış Mümkün, Kalıcı Çözüm Değil”
Bulut tohumlamanın bazı durumlarda yağış miktarını yüzde 25’e kadar artırabildiğini ifade eden Dr. Özkan, bu oranın garanti olmadığını, başarının iklim koşullarına, bulut yapısına ve uygulama zamanlamasına bağlı olduğunu vurguladı. “Yıllık su bütçesinde kayda değer bir artış sağlandığına dair elimizde güçlü bir bilimsel veri yok. Ancak kısa vadeli ve mevsimsel artışlar gözlemlenebilir” diye konuştu.
“Yanlış Yere Yağarsa, Afet Riski Oluşur”
Dr. Özkan, bulut tohumlama uygulamasının hatalı planlanması halinde istenmeyen sonuçlar doğurabileceğini belirtti. “Doğru bulutu doğru yerde yağdırmak kritik. Aksi durumda ya yeterli yağış elde edilemez ya da beklenenden fazla yağışla sel riski oluşabilir. Özellikle yanlış bölgelerde yağış bırakılması, altyapı açısından hazırlıksız bölgelerde afetlere neden olabilir” uyarısında bulundu.
“İzmir'de Su Tasarrufu Bilinci Arttı”
Temmuz 2023’ten bu yana İzmir’de yürütülen su tasarrufu politikalarının halk desteğiyle başarıya ulaştığını kaydeden Özkan, “Halkın su okuryazarlığı ciddi biçimde gelişti. Ancak bu bilinç, sanayi gibi büyük tüketicilerin de belli kotalara tabi tutulduğu kapsamlı bir su yönetimi sistemine evrilmeli. Aksi takdirde tüm yük vatandaşın omzuna biner” dedi.
“Gediz Havzası Tehlike Altında”
Gediz Havzası’nın İzmir için stratejik öneme sahip olduğunun altını çizen Dr. Özkan, bu bölgede artan şehirleşme ve kirliliğin ciddi tehdit oluşturduğunu vurguladı. “Tarımsal üretim ve kaliteli su kaynakları açısından kritik olan bu havzada, ormansızlaşma ve yapılaşma kontrol altına alınmalı. Yeşil altyapılarla entegre bir arazi planlamasına ihtiyaç var” değerlendirmesinde bulundu.
“Artık Uzun Vadeli Politikalar Şart”
Kısa vadeli çözümlerle belirli bir noktaya gelindiğini dile getiren Özkan, sürdürülebilir su yönetimi için orta ve uzun vadeli stratejilerin şart olduğunu söyledi. “Kentlerde geçirimsiz yüzeylerin azaltılması, doğal dere yataklarının korunması, yapay sulak alanların artırılması ve orman varlığının genişletilmesi gerekiyor. Tüm bunlar belediyeler, merkezi yönetim, STK’lar ve vatandaşların ortak katılımıyla planlanmalı” diye konuştu.





