Onkogen araştırmalarının öncüsü Mariano Barbacid’in liderliğindeki ekip, pankreasın en agresif kanser türüne karşı geliştirdiği üçlü kombinasyon tedavisiyle önemli bir başarı elde etti. Peki, ilk onkogen HRAS'ı keşfeden moleküler biyokimyacı Mariano Barbacid kimdir?

Mariano Barbacid kimdir?

İspanyol moleküler biyokimyacı Mariano Barbacid, 4 Ekim 1949 tarihinde Madrid’de doğdu. Bilim kariyerine Madrid Complutense Üniversitesi’nde kimya eğitimi alarak başladı. 1974 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ne giderek Ulusal Kanser Enstitüsü'nde (NCI) doktora sonrası araştırmalar yaptı. Henüz 33 yaşındayken insanlardaki ilk onkogen olan HRAS’ı izole eden ekibin lideri olarak bilim dünyasında dikkatleri üzerine çekti. 1982’de bu keşif, Nature dergisinde yayımlandı ve modern onkogen araştırmalarının temel taşlarından biri haline geldi.

Barbacid’in araştırmaları sadece HRAS onkogeniyle sınırlı kalmadı. 1990’lı yıllarda TRK proto-onkogenini tanımlayarak sinir büyüme faktörleriyle ilişkili reseptörlerin kanserle bağlantısını gösterdi. Bu keşif, nöroloji ile onkolojiyi kesiştiren yeni bir alanın doğmasına zemin hazırladı.

1988-1998 yılları arasında ilaç şirketi Bristol Myers‑Squibb’te çalıştıktan sonra ülkesine döndü. 1998 yılında İspanya Ulusal Onkoloji Araştırma Merkezi'ni (CNIO) kurarak direktörlüğünü üstlendi. 2011’de yöneticilikten ayrılarak deneysel onkolojiye odaklandı. Hâlâ CNIO'daki araştırma grubunun başında, kanserin moleküler düzeydeki mekanizmalarını çözmeye devam ediyor.

Çalışmaları nedeniyle pek çok ödüle layık görüldü: Kral Juan Carlos I Bilim Ödülü, Rhodes Anma Ödülü, Charles Rodolphe Brupbacher Kanser Araştırmaları Ödülü ve 2 Mayıs Nişanı Büyük Haçı bunlardan yalnızca birkaçı.

Pankreas Kanserinde yeni umut

Mariano Barbacid ve CNIO’daki ekibi, 2026 Ocak ayında pankreas kanserinin en ölümcül türü olan pankreas duktal adenokarsinomu (PDAC) üzerine yürüttükleri çığır açıcı bir çalışmayı yayımladı. Çalışmanın odak noktası, bu agresif tümör tipinin ilaçlara karşı geliştirdiği direnç mekanizmalarını kırmaktı.

Araştırmada kullanılan strateji, üçlü bir kombinasyon terapisine dayanıyor: Afatinib ve daraxonrasib adlı iki mevcut hedefe yönelik kanser ilacı ve henüz klinik kullanımda olmayan deneysel bir bileşik olan SD36.

Bu üç ajan birlikte uygulandığında, genetik olarak modifiye edilmiş fare modellerinde tümörler kalıcı biçimde ortadan kaldırıldı. Ayrıca bu tedavi, en büyük problemlerden biri olan ilaç direncinin gelişmesini de engelledi. Araştırmacılar, tümör hücrelerinin KRAS genine bağlı büyüme sinyallerini devre dışı bırakmayı başardı.

Barbacid, çalışmanın ardından yaptığı açıklamada, “Hayvan modellerinde pankreas tümörlerinin tamamen ortadan kalktığını ilk kez gözlemliyoruz,” diyerek, bu başarının potansiyelini vurguladı. Ancak aynı zamanda uyarıyor: “Henüz klinik denemeye hazır değiliz. Bu bir başlangıç.”

Kaynak: Haber Merkezi