Türkiye'de 2026 yılının ilk çeyreğinde binin üzerinde firmanın konkordato ilan etmesiyle derinleşen ekonomik kriz, tekstil ve beyaz eşya sektörlerinde toplu işten çıkarmaları tetikledi. On binlerce çalışanın maaş ve tazminat haklarını alamadan kapı önüne konulduğu bu süreçte, uzmanlar, sosyal patlamayı önlemek adına "devlet güvencesi" ve "nitelikli dönüşüm" çağrısı yaptı.

İflas eden fabrikalar sebebiyle on binlerce işçinin haklarını alamadan toplu bir şekilde işten çıkartıldığına dikkat çeken İzmir İl Tüketici Hakem Heyeti Üyesi ve Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) İzmir Şube Başkanı Av. Fatih Kurdoğlu, “Türkiye genelinde sadece 2026 yılının ilk iki ayında dahi 1012 firma konkordato, yani borçların yeniden yapılandırılması talebinde bulundu. 2026 yılının ilk dört ayında ise ekonomik darboğaz nedeniyle iflasına karar verilen şirket sayısı 89 olarak kaydedildi. Ayrıca binlerce firma, borç batağında olması nedeniyle fiilen ticareti terk etti ve âtıl hâle geldi. Gelinen nokta itibarıyla belli iş kollarındaki şirketler için ticaret yapmak imkânsız hâle geldi. Bu durumun, yerli üretimi azaltarak ciddi işsizliğe sebep olacağı ve ithalat bağımlılığını artıracağı apaçık ortada. Çünkü iflas eden ve batan firmaların işçileri, tazminatlarını ve maaşlarını dahi alamamakta” dedi.
1 firmadan 2 bin kişi
Özellikle ekonomik krizin derinleştiği son dönemde işsiz kalan ve alacaklarını tahsil edemeyen işçilerin; geçim sıkıntısı, borç yükü ve sosyal güvencesizlik gibi çok yönlü sorunlarla mücadele etmek zorunda kaldığını aktaran Kurdoğlu, “Bunların birçoğu benim de müvekkilimdir. Onlar üzerinden örnek vermek gerekirse 6 aydır maaşını alamayan, ardından da tazminatsız şekilde topluca işten çıkarılan işçiler, aylardır çabalamakta. Sadece bir firmadan 2 bin işçi çıkarıldı. Dar gelirli çalışanlar açısından bu süreç, temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayamama riskini de beraberinde getirmekte. Tazminatsız bir şekilde toplu işten çıkarmaların arttığı bu dönemde iflas eden şirketlerde devlet güvencesinin artırılması, işçi alacaklarının garanti altına alınması ve yargı süreçlerinin hızlandırılması gerekmekte. İflas eden fabrikaların ardından, ekonomik krizin en kırılgan kesimi olan işçilerin yaşadığı mağduriyetler; sosyal adaletin sağlanması ve çalışma hayatının sürdürülebilirliği açısından acil önlemler alınması gerektiğini ortaya koymaktadır” diye konuştu.

‘Yönlendirilmeliler’
Türkiye’de ekonomik krizin özellikle tekstil ve beyaz eşya sektörünü vurduğunu dile getiren Ekonomist Dr. Ayhan Bülent Toptaş ise bu sektörlerde ciddi istihdam kaybının olduğunu belirtti. Toptaş, “Örneğin tekstil ve beyaz eşya sektörlerinde ciddi istihdam kaybı yaşandığını görüyoruz. İstihdam kaybını kısmen de olsa azaltmak için bu sektörlerden işsiz kalan insan kaynağının yeni gelişmelere bağlı olarak eğitilerek aynı sektör içinde daha nitelikli ürün üreten alanlara ya da yeni sektörlere yönlendirilmesi gerekir. Bu politikaların üretebilmesi için ise iktidarın ekonomi yönetiminin uzmanlarla birlikte çok yoğun çalışması gerekiyor” diye konuştu.

Üretim azaldı zam geldi
Yaşanan istihdam kaybının raflara yüzde 30 oranda zam ile yansıdığını vurgulayan İzmir Beyaz Eşya Satıcıları Derneği (İZBEYDER) Başkanı Metin Aztekin, “Beyaz eşya ve tekstil sektörü ekonomik darboğazdan en büyük yara alan sektörlerin başında. Dolayısıyla istihdam kaybı da en çok bu sektörlerde görülüyor. Türkiye’de bilinen bir beyaz eşya firması dahi pek çok işçisini çıkartmak zorunda kaldı. Bu doğal olarak satışlara da yansıyor. Şu an bizim beyaz eşyada tespit ettiğimiz satış düşüklüğü yaklaşık yüzde 25-30 arası. Bu da çok ciddi bir oran. İnsanlar artık daha minimize yaşamaya çalışıyorlar. İnsanların alışveriş gücü çok fazla yok artık. Çünkü orta ölçekli bir ev eşyasını almaya kalktığımızda dahi 150 bin ila 200 bin lira arası ödeniyor. Tabii bu da bütçeleri çok sarsıyor. Bu da insanların içinde bulunduğu ekonomik krizden kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı.




