Bugün Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü’nün önemi ülke genelinde çeşitli etkinliklerle anlatılırken yaşamını yitirenler de anılacak. Diğer yandan 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı’na sayılı günler kala Türkiye’de işçi ölümleri ve alınmaya iş güvenliği önlemleri tekrar gündeme geldi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Eurostat tarafından yayımlanan verilere göre; geçtiğimiz yıl yaklaşık 2 bin 105 kişi işçi hayatını kaybederken, Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında işçi ölümlerinin en çok yaşandığı ülkeler arasında birinci sırada yerini aldı. Türkiye’de geçen yıl yaşanan işçi kazalarındaki ölüm sayısı Almanya, İspanya, Hollanda, İsveç ve Fransa’daki iş kazalarının toplamı olan 1990’dan bile fazla. Mart ayında iş kazalarında en çok ölüm ise 26 kişi ile inşaat sektöründe yaşandı.

‘Çoğu kayıt dışı’
Gelişen teknoloji ve bilinç düzeyinin artmasıyla birlikte dünya genelinde işçi ölümü sayısı azalırken ülkemizde meydana gelen işçi ölümlerinin her geçen gün daha da arttığını vurgulayan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) İzmir Temsilcisi Mustafa Güven, “Türkiye'de işçi ölümlerinde birçok temel etmen var ama en temelde iktidarın ve patronların politikalarının emek sömürüsüne dayanması. İşçiler çok düşük ücretlere uzun saatler çalıştırılıyor. Üstelik bu işçiler genel olarak ‘kayıt dışı’ diye nitelendirdiğimiz kesimden oluyor. Bu oran çok büyük bir oran. Zaten kayıt dışı oldukları için doğal olarak sendikalı da olmuyorlar ve iş verenler kayıt altında çalışmayan sigortasız işçilere iş sağlığı ve güvenliği önlemi almayı bir yük olarak görüyor. Ayrıca kayıtlı yani sigortalı işçilere dahi iş güvenliği önlemleri sembolik olarak alınıyor. Esas alınan daha çok kâr etmek olduğu için işçinin sağlığı ve canı bir nevi hiçe sayılıyor. Dolayısıyla dünyada iş cinayetleri sayısı azalırken, Türkiye'de bu durum her geçen yıl artıyor” dedi.
‘Aileye sus payı’
“Kayıt dışı ve sendikasız alanda meydana gelen iş kazalarında "Uzlaştırma Kurulu" devreye giriyor. Bu kurulda ölen işçinin ailesine çok az bir miktar para verilerek olay kapatılıyor” diyerek sözlerine devam eden Mustafa Güven, hayatını kaybeden işçinin ailesinin dava sürecine girmesi durumdan işverenler tarafından maddi manevi yıpratıldığını dile getirdi. Güven, “Ölen işçinin ailesinin dava açması zorlaştırılıyor, dava masrafları arttı, sendikası da yok ‘Ölen öldü, siz şu parayı alın süreci devam ettirmeyin’ deniyor. Patronlar, işçinin yaşarken, iş güvenliğine ayrılacak para, ölünce ailesine verilen sus payından daha fazla olduğu için iş güvenli önlemlerinden kaçıyor. Örneğin 2 yıl önce Aliağa tersanelerindeki iş cinayetlerinde çocukları vefat eden ailelerle görüştüğümüzde, sadece bir aile dava açmaya cesaret edebildi” ifadelerini kullandı.
‘Can, 2 bin liradan ucuz’
Patronların özellikle inşaatta kullanılan ortalama 2 ila 4 bin TL arasında seyreden emniyet kemeri ve 10 metresi 5 bin TL olan emniyet ağını dahi işçiye sağlamaktan kaçtığını belirten Güven, birçok inşaat işçisinin bu sebeple yüksekten düşerek hayatını kaybettiğini belirtti. İSİG İzmir Temsilcisi Mustafa Güven, “İnşaat alanlarında duvar olmadığı için katlar arası boş oluyor, oraya bir emniyet şeridi çekilmediği ve işçiler emniyet kemeri takamadığı için yüksekten düşerek ölüyorlar. Bu tür vakalar özellikle son yıllarda oldukça artmış durumda” açıklamasında bulundu.

‘Yapmama hakkı var’
Türkiye’de pek çok işçinin haklarını bilmesi sebebiyle işçi ölümü oranının yüksek olduğunu belirten İzmir Barosu İş Hukukundan Sorumlu Avukat Zöhre Dalkıran, işçinin tehlike arz eden bir durumda işi yapmayı reddedebileceğini ve bu nedenle işverenin kendisine bir yaptırım uygulayamayacağını bildirdi. Dalkıran, “Ülkemizde işçiler bireysel hareket ettiği için pek çok hakkını ne yazık ki bilmiyor. Bu nedenle mutlaka örgütlenmek ve sendikalı olmak en önemli şeyler arasında yer alıyor. Örneğin haklarını bilen bir inşaat işçisi çok yüksek bir yere önlem alınmadan çıkması istendiğinde "ben çalışmıyorum" der ise işveren ona herhangi bir yaptırım uygulayamıyor. İşçinin yalnızca işverene bilgi vermesi yeterli oluyor” dedi.





