İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda, Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen ve Dünya Bankası tarafından yönetilen TAFF Teknik Destek Programı kapsamında, yürütülen ‘Dirençli İzmir: Afet Risklerinin Azaltımı İçin Stratejik ve Kapsayıcı Bir Yaklaşım Projesi’nin açılış programı İzmir Swissotel Büyük Efes otelinde gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan İzmir Valisi Süleyman Elban, depremlerle ilgili farkındalığın çok yüksek olduğunu söyleyerek, “Bu işi biz yapacağız, birileri yapmayacak. AFAD başkanlığı, Dünya Bankası ya da Avrupa Birliği uyguladığı bu proje ile şehrimizi dönüştürmeyecekler, dönüştüremezler. Şehrimizi biz dönüştüreceğiz. Onlar bize doğru bilgi verecekler, doğru tespit yapacaklar, sahada doğru araştırmalar yapacaklar ama bunu biz yapacağız. Projenin sonuçlarını beklemeyeceğiz. Bir an evvel hareket edip, eylem içinde olmak zorundayız. Büyük işlere girmek zorunda değiliz, bina bazlı dönüşüme de hız vermek zorundayız. Bunun için vatandaşlarımız ve müteahhitleri de birkaç yıl ruhsatla ilgili bekletmemek durumundayız. Bir bina bile önemli. Kamu binalarımızı da çok hızlı kontrol etmek zorundayız. Birilerinin bize hatırlatmasını beklemeden kamu tarafından vatandaş olarak afetlerle ilgili direnci geliştirecek her türlü çalışmayı başlatmak zorundayız” diye konuştu.

923Fff2E 049E 4B29 97Ad 2D030375Ac31

‘İzmir çok kırılgan’

AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar, “İstanbul'da başarıyla yürütülen ve çok uzun zamandan beri kentsel dirençliğin artışına çok ciddi katkı sağlayan İstanbul’da Sismik Riskin Azaltılması İSMEP projesine benzer bir projenin İzmir’de yapılabilirliğini sağlayacak altyapıyı kurma amacı taşıyan bir proje. İSMEP projesi ile 1536 tane binamız güçlendirilmiş, yıkılıp inşa edilmiş. Bunların içerisinde çok sayıda okullar, hastane, yurt, kamu binaları var. Projenin çok daha önemli ayaklarından bir tanesi de farkındalık” dedi. İzmir’in ülkemizin göz bebeği olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tatar, “Dünyanın en güzel coğrafyalarından bir tanesinde, yaşam standartları çok yüksek ama diğer yandan da çok kırılgan bir yapıya sahip. Çok sayıda göç alıyor. Göç alan kentlerde de doğal olarak afetlere karşı maruziyet artıyor. Göç beraberinde birtakım farklı sorunları da getiriyor. Kentte altyapı, üstyapı, yapı stoku iyi değilse ciddi sorunlarla karşı karşıya kalıyorsunuz. İzmir’de Saat Kulesi’nden 2-3 kilometre içeriye ya da dışa doğru gittiğinizde bir anda bambaşka bir binalarla karşılaşıyorsunuz. Evler yapılmış, sonra bulabildiğimiz yerlere yolları inşa etmişiz. Dolayısıyla çok bir şekilde bir an önce iyileştirilmesi öncelikli alanlardan bir tanesi olmuştur” dedi.

‘Tünel kalıp yöntemi’

Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi Araştırma Platformu’nun Türkiye’deki 132 fayın eski deprem tarihi araştırdığını söyleyen Prof. Dr. Tatar, “Bu yılın sonunda Türkiye paleosismolojik veri tabanı hayata geçmiş olacak. Türkiye'de şu anda 485 tane fay var. Sadece İzmir'de 17 tane karada bildiğimiz fayın olduğunu görüyoruz. Diri fay haritası mart ayındaki lansmanla güncellenerek 600 civarına çıkacak. Bazen deprem olmuş ama fay yok diye yorumlar yapılıyor aslında fay var, fayın olduğu yerde deprem olmuş. 6 Şubat depremlerinin bina hasar tespiti bizim için çok büyük bir veri tabanı oldu. Değerlendirmelerde şunu gördük; TOKİ'nin yaptığı konutlar yıkılmadı. Hasar aldı ama yıkılmadı, yıkılmayınca da can kaybı olmadı. Tünel kalıp yöntemi kullanıldı. Ciddi şekilde perde duvar kullanımı var. Biz de bir yandan bina deprem yönetmeliğini güncellerken bir yandan da sahada inşaatlar devam ediyor. Sürekli binalar yükseliyor. Bunları en azından güvenceye almak adına çok yakın bir zamanda bir tebliğ yayımlayarak 5 tane çok kolay uygulanabilir maddeyi hayata geçirmek istiyoruz. İçindeki en önemli başlıklardan bir tanesi binalarımızda bina oturma alanının belli bir oranına kadar perde duvar kullanımını zorunlu hale getiriyoruz. Perde duvar kullandığımızda binalarımız yüzde 99’luk bir hassasiyetle yıkılmayacak” diye konuştu.

7365C77B E5Dc 4409 95B1 76B50189F4D4

‘Zararı en aza indirmek’

İzmir için hazırlanan İl Risk Azaltma Planı ile 2025 yılında 88 eylemi yüzde 100 gerçekleştirdiklerini belirten İzmir AFAD İl Müdürü Nazif Ekinci, “4 ilçemizde kurulması ön görülen İlçe Afet Yönetim merkezlerimizin 30 ilçemizde de kurulması, geçici barınma alanlarının her ilçede olacak şekilde sayısının artırılması, olası afetlerde ilimize gelecek ekiplerin hangi ilçemizde görev alacağı, ekiplerin konuşlanma alanları, enkaz döküm alanları, mezarlık alanları, depolar, makine ikmal park alanları gibi afet sonrasında ihtiyaç duyulacak tüm alanların da planlamasını 30 ilçemiz bazında yürütmekteyiz” diye konuştu.

‘İzmir’de çeşitli projeleri finanse ediyor’

Dünya Bankası Ülke Yönetim Ofisi yetkilisi Korhan Yazgan, “Türkiye'de yürüttüğümüz faaliyetler içerisinde afetlere karşı hazırlıklı olma ve afetlerden sonra iyileştirme özel önem verdiğimiz konular arasında yer almaktadır” dedi. Dünya Bankası olarak İzmir’de farklı sektörlerde ve ölçeklerde çeşitli projeleri finanse ettiklerini aktaran Yazgan, “Dirençli İzmir Projesi İzmir’de afet risklerini azaltmaya yönelik öncelikli yatırımların belirlenmesine ve afetlere müdahale kapasitesinin güçlendirilmesine odaklanmaktadır. Proje Avrupa Birliği hibesi ile finanse edilmekte olup, teknik ve mali uygulaması küresel afet risklerinin azaltılması ve iyileştirilmesi mekanizması aracılığıyla Dünya Bankası tarafından yürütülmektedir” dedi.

27566902 9E12 42B6 95Bc A8Dcca0F8Aac

Tek bir afet tehlikesi yok

AFAD Proje Yönetim Ofisi temsilcisi Derya Yalçın da projenin adımlarını 2 yıl önce attıklarını söyledi. Proje için İzmir’i seçme nedenlerini anlatan Yalçın, 30 Ekim depreminden sonra İzmir’deki yapı stokunun ne kadar kırılgan olduğunu, bu alanda acilen çalışma başlatılması gerektiğinin bir kez daha gözler önüne serdiğini söyledi. Yalçın, İzmir’de tek bir afet tehlikesi olmadığını, birçok afetin birbirini tetikleyebileceğini gözlemlediklerini aktardı.

Kaynak: Filiz Erol