İzmir’in simge noktalarından Kordon, tarih boyunca gerçekleştirilen büyük dolgu çalışmalarıyla önemli ölçüde değişti. Bugün geniş çim alanları, meydanları ve sahil şeridiyle bilinen bölgenin geçmişte çok daha girintili ve doğal bir kıyı yapısına sahip olduğu belirtiliyor.

1850’lerden önce deniz yapılara kadar ulaşıyordu
1850’li yıllardan önce Kordon’un kıyı çizgisi bugünkü düz görünümünden farklıydı. Deniz, Frenk Mahallesi’ndeki ticaret yapıları ve konutların duvarlarına kadar ulaşıyor, limana yanaşan gemiler mallarını doğrudan binaların arkasındaki iskelelere boşaltıyordu.
İlk büyük değişim rıhtım inşaatıyla yaşandı
Modern Kordon’un temeli 1869 ile 1875 yılları arasında gerçekleştirilen İzmir Rıhtım İnşaatı ile atıldı. İngiliz ve Fransız girişimciler tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında Pasaport ile Konak Pier arasındaki alan dolduruldu.
Bu çalışmalarla girintili kıyı hattı düzleştirildi ve Konak’tan Alsancak Punta Burnu’na kadar uzanan yaklaşık 4 kilometrelik modern rıhtım şeridi oluşturuldu. Böylece kıyı çizgisi ilk kez büyük ölçekte denize doğru taşındı.

1997’de kıyı 150 metre ileri taşındı
Kordon’un bugünkü görünümünü belirleyen en büyük müdahalelerden biri 1997 yılında gerçekleştirildi. Ulaşımı rahatlatmak amacıyla altı şeritli otoyol yapılması planlanırken, deniz yaklaşık 150 metre genişliğinde dolduruldu.
Bu dolgu çalışmasıyla kıyı çizgisi önemli ölçüde denize doğru ilerledi ve bugün kullanılan geniş alanın temeli oluştu.
Otoyol yerine yeşil alan yapıldı
Otoyol projesi, Kordon’un 1999 yılında SİT alanı ilan edilmesinin ardından durduruldu. Daha önce yol yapılması amacıyla doldurulan alan ise sonraki dönemde yeşil rekreasyon alanı olarak düzenlendi.
Bugün Kordon’da çimlerde oturulan geniş alanlar, Gündoğdu Meydanı ve nostaljik tramvayın geçtiği bölüm, 1990’ların sonunda gerçekleştirilen bu dolgu üzerinde bulunuyor.





