İzmir Mimarlar Odası Başkanı Uğur Yıldırım, başta emlak değeri yüksek Urla ilçesi olmak üzere kent genelinde belediyelerin yapması gereken imar planlarının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Ankara’dan resen onaylandığını ve belediyelerin yok sayıldığını söyledi. Bu durumu kimsenin siyasi bir tepki olarak değerlendirmemesini isteyen Yıldırım, “Yerel ölçekteki planlama süreçlerinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı gibi merkezi idarelerin resen onay yetkisini kullanması, yerel yönetimleri pasifleştirmektedir. Yerel idarelerin kendi sınırları içindeki planlara dava açmak zorunda kalması, planlama disiplinine ve vesayet hukukuna aykırı bir durum oluşturmaktadır. İmar planlarının başka bir kurumun tepeden inme iradesiyle değil, kentin kendi yerel idaresinin planlama esaslarıyla uyumlu yürütülmesi gerekir” dedi.

Mimarlar Odasi Baskani Yildirim Dan Plan Tepkisi Yenibakishaber (3)

“AMACIMIZ KENTİ KORUMAK”

Kenti korumak adına tüm kurumlara eşit mesafede olduklarını ve siyaseten kimseye hizmet etmediklerinin altını ısrarla çizen Yıldırım, “Mimarlar Odası; siyasete, kurumlara veya kişilere bakmaksızın kent gündemini tek bir ana ilkeyle takip eder: Bilim, teknik ve kamu yararı. Günümüzde İzmir’in hızlı ve yoğun yapılaşma baskısından uzaklaşıp sakinleşmeye ihtiyacı vardır. Örneğin; Liman Arkası planlama sürecinde gökdelenler bölgesi olarak tariflenen ve esasen turizm ile ticaret alanı olması gereken alanlar, belediye meclisinin plan notlarına ‘turizm, ticaret veya konut’ ibaresini eklemesiyle konut alanlarına dönüşmüştür. Konutun yüksek bir yatırım aracı olarak görülmesi, bu bölgedeki konut projelerini artırmakta ve kentsel dengeyi zorlamaktadır” diye konuştu.

Mimarlar Odasi Baskani Yildirim Dan Plan Tepkisi Yenibakishaber (2)

65 METRE YÜKSEKLİĞİNDE YAPILMAK İSTENEN OTEL PROJESİNE DAVA

İzmir’in yoğun yapılaşmasına tepki gösterdiklerini ve Alsancak’ta eski TCDD arazisine yapılmak istenen ve planları Konak Belediye Meclisi’nden geçen 65 metre yüksekliğindeki otel projesine Şehir Plancıları Odası ile birlikte dava açtıklarını hatırlatan Yıldırım, şunları söyledi: “Alsancak katıl otoparkının önünde bulunan ve bünyesinde tescilli TCDD lojmanlarını barındıran 4 bin 848 metrekare büyüklüğe sahip arazi için geçmişte istenen kat artışı talepleri, Koruma Kurulu tarafından defalarca reddedilmiştir. Alanın özelleştirilmesinin ardından yeni mal sahibinin aynı talebi tekrarlaması üzerine Koruma Kurulu bu kez görüşünü değiştirmiş ve çevresi 8 katlı binalarla sarılı bu alanda yüksek katlı yapılaşmanın önünü açmıştır. Planın askıya çıkmasıyla birlikte, Mimarlar Odası kamusal alanı korumak adına bu projeye karşı da dava açma kararı almıştır. Kentlerde ayrıcalıklı imar hakkı tanınması, özünde tüm kent halkına ait olan toplumsal imar hakkının tek taraflı tüketilmesi anlamına gelir. Üst ölçekli imar planları; kentin genel tasarımını yaparken konut, ticaret, turizm, yeşil alan, koruma alanları ve kültür alanları gibi işlevleri ve bunlara bağlı yoğunluk kararlarını belirler. Alt ölçekli planlar ise bu çerçeve doğrultusunda emsal ve yapılaşma haklarını somutlaştırır. Ancak mevcuttaki emsali artıran ya da yapılaşma koşullarını değiştiren her karar, üst ölçekli planlama esaslarını ve kent içi eşitliği bozar. Bu durum, sınırlı olan emsal veya kat hakkının belirli odakların lehine haksız şekilde kullanılmasıyla sonuçlanır.”

Mimarlar Odasi Baskani Yildirim Dan Plan Tepkisi Yenibakishaber (1)

ÇEŞME’DE TURİZM SÜRDÜRÜLEBİLİR OLMALI

Çeşme Turizm Projesi ile ilgili odanın görüşünü de aktaran Yıldırım, sürdürülebilirlik vurgusu yaptı. Yıldırım sözlerine şöyle devam etti: “Biz ‘Çeşme’de turizm olmasın’ demiyoruz; aksine Çeşme’de turizm olmalı. Ancak nitelikli, sürdürülebilir ve kentin kapasitesinin kaldırabileceği ölçekte olmalı. Her şeyin fazlası zarardır; bugün tam olarak bunun mücadelesini veriyoruz. Türkiye’deki ekonomik yapı, sürekli büyütülen ve genişletilen inşaat sektörünü bir tüketim çarkı olarak canlı tutmaya çalışmaktadır. Madencilik faaliyetlerinde olduğu gibi, kamusal alanlar, kıyılar ve koylar imara açılarak sermayeye yeni tüketim alanları sunulmaktadır. Kamu arazilerinin satılması ve plan değişiklikleriyle doğanın tahrip edilmesi engellenmek yerine teşvik edilmektedir. Benzer bir belirsizlik ve sermaye odaklı yaklaşım, ‘turizmle kalkınma’ söylemi altında yeniden gündeme getirilen Çeşme Projesi için de geçerliliğini korumaktadır.

Mimarlar Odasi Baskani Yildirim Dan Plan Tepkisi Yenibakishaber

İSPANYA GİBİ OLMASIN

Gündeme getirilen Çeşme Projesi ile ilgili de belirsizlik var. İspanya’nın 90’lı yıllarda yaşadıklarını bugün biz yaşıyoruz: Turizme dayalı konut üretimi çılgınlığı. İspanyollar bunun ardından çok ciddi bir kriz yaşadılar. Çok güzel koylarına yüksek ölçekli turizm yatırımları yaptılar fakat doğayı katlettiler. Yatırımlar da istedikleri gibi gitmedi. Hem ekolojik hem ekonomik olarak büyük zorluklar yaşadılar. Bugün İspanya’nın benimsediği yaklaşım ise dozunda, sürdürülebilir turizm ve sürdürülebilir kalkınmadır. Siz bir bölgeyi altyapısından ve taşıma kapasitesinden bağımsız olarak, sırf teşviklerle kontrolsüz bir yapılaşmaya açarsanız anlık bir ekonomi oluşturabilirsiniz; ancak bu sürdürülebilir bir kalkınma değildir.”

Muhabir: İlker Çoban