İzmir’de yaz boyunca yüksek sıcaklıklara ve yoğun güneşe alışan balkon bitkileri, sonbaharın başlamasıyla birlikte farklı koşullarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle eylül ve ekim aylarında gündüz sıcaklıkları yüksek seyretmeye devam etse de gecelerin serinlemesi ve güneş ışınlarının geliş açısının değişmesi, bitkilerin bakım düzeninde de değişiklik yapılmasını gerektiriyor.
Bu dönemde bitkilerin dinlenme evresine girmeye başlaması nedeniyle yaz aylarında uygulanan sulama, gübreleme ve konumlandırma alışkanlıklarının sonbahar şartlarına göre yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Sulama sıklığının kademeli olarak azaltılması, bitkilerin rüzgârdan korunaklı bölgelere taşınması ve gübrelemenin durdurulması, sonbahar bakımının temel adımları arasında yer alıyor.
Sulama sıklığı kademeli olarak azaltılmalı
Yazın kavurucu sıcaklarında her gün sulanan balkon bitkilerinin aynı düzenle sonbaharda sulanmaya devam edilmemesi gerekiyor. Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte saksı toprağının kuruma süresi uzuyor. Bu nedenle bitkilere su vermeden önce toprağın gerçekten kuruyup kurumadığının kontrol edilmesi önem taşıyor.
Sulama öncesinde parmağın toprağa yaklaşık 2-3 santimetre kadar daldırılması ve bu bölümün kuru olduğunun görülmesi öneriliyor. Toprak kurumadan yapılan sulamalar, serinleyen hava koşullarında bitkinin ihtiyacından fazla su almasına neden olabiliyor.
Sulama saatinin de sonbaharda değiştirilmesi gerekiyor. Akşam saatlerinde yapılan sulamalar, serinleyen İzmir gecelerinde nemin daha uzun süre kalmasına ve mantar hastalıklarının ortaya çıkmasına zemin hazırlayabiliyor. Bu nedenle sulamanın sabah saatlerinde, güneş doğarken yapılması öneriliyor.
Sonbahar rüzgârlarına karşı korunaklı alanlar tercih edilmeli
Sonbaharla birlikte İzmir’de etkisini artıran rüzgâr da balkon bitkileri açısından dikkat edilmesi gereken faktörlerden biri oluyor. Özellikle denizden esen rüzgârlar ve imbat, balkonun açık bölümlerinde bulunan bitkiler üzerinde fiziksel etki yaratabiliyor.
Sert rüzgârların bitkilerin dallarını kırabileceği veya yapraklarının kurumasına neden olabileceği belirtiliyor. Bu nedenle saksıların balkon demirlerinin kenarından alınarak bina duvarına daha yakın bölgelere veya rüzgâr almayan kuytu köşelere taşınması gerekiyor.
Bitkilerin tamamen kapalı alanlara alınması yerine, balkon içerisinde daha korunaklı noktalara yerleştirilmesi sonbahar döneminde uygulanabilecek önlemler arasında bulunuyor.
Güneş alan bölgeler yeniden değerlendirilmeli
Sonbaharda yalnızca hava sıcaklığı değil, güneşin geliş açısı da değişiyor. Yaz aylarında daha dik gelen ve bitkiler üzerinde yakıcı etki oluşturabilen güneş ışınları, sonbaharla birlikte daha eğik ve daha zayıf hale geliyor.
Bu nedenle yaz boyunca güneşten zarar görmemesi için gölgede tutulan bazı bitkilerin sonbaharda yeniden konumlandırılması gerekebiliyor. Yaz aylarında balkonun daha gölgeli bölümlerinde bulunan bitkiler, güneş ışığının zayıflamasıyla birlikte balkonun daha fazla güneş alan ön kısımlarına yaklaştırılabiliyor.
Gübreleme sonbaharda bırakılmalı
Sonbahar döneminde bakım düzeninde yapılması gereken önemli değişikliklerden biri de gübreleme uygulamasının durdurulması oluyor. Bitki besini ve gübre kullanımının bu dönem itibarıyla bırakılması gerektiği belirtiliyor.
Özellikle azot içeren gübreler bitkilerin yeni sürgünler oluşturmasına neden olabiliyor. Ancak sonbaharda ortaya çıkan bu taze sürgünler, ilk ciddi serinlikte veya kış ayazında zarar görebiliyor. Bu nedenle bitkinin yeni büyümeye zorlanmaması ve sonbahar ile kış dönemine hazırlanmasına izin verilmesi amacıyla gübreleme işleminin kesilmesi gerekiyor.
Derin budama yerine hafif temizlik yapılmalı
Yaz boyunca yüksek sıcaklık nedeniyle kuruyan veya sararan yapraklar ile geçmiş çiçeklerin sonbaharda temizlenmesi öneriliyor. Bu dönemde yapılacak bakımın daha çok hafif temizlik şeklinde tutulması gerekiyor.
Derin budama işlemlerinin kış sonuna bırakılması önerilirken, sonbaharda yalnızca yaz döneminden kalan kurumuş ve sararmış bölümlerin temizlenmesi yeterli görülüyor.
Begonvil ve yaseminlerde soğuk önlemi alınmalı
İzmir balkonlarında sık görülen begonvil ve yaseminler, sonbaharda özel dikkat gerektiren bitkiler arasında bulunuyor. Özellikle begonvillerin soğuğa karşı hassas olduğu belirtiliyor.
Havalar tamamen soğumadan önce saksı yüzeyinin malçla kaplanması, köklerin düşük sıcaklıklara karşı korunmasına yardımcı olabiliyor. Malç olarak kuru yaprak veya ağaç kabuğu kullanılabiliyor. Bu uygulamayla saksı içerisindeki kök bölgesinin korunması ve bitkinin serinleyen havaya daha hazırlıklı hale getirilmesi amaçlanıyor.
Kaktüs ve sukulentler yağmurdan korunmalı
Yaz sıcaklarını seven kaktüs ve sukulentler için sonbahardaki en önemli risklerden biri ani ve yoğun yağışlar oluyor. Bu bitkilerin yaz boyunca sıcak ve daha kuru koşullara alışmış olması nedeniyle, sonbaharda saksıda fazla su birikmesi sorun yaratabiliyor.
Yağmur suyunun saksıda birikmesi kök çürümesine yol açabileceği için kaktüs ve sukulentlerin balkonun yağmur almayan, daha korunaklı iç bölümlerine taşınması öneriliyor. Bu türlerin korunmasında sulama miktarının azaltılması kadar, ani yağışlara karşı alınacak konum önlemleri de önem taşıyor.





