İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İzmir Planlama Ajansı (İZPA), toplumsal eşitliği odağına alan kapsamlı bir rapor yayımladı. Raporda iyi olma hali; bireylerin temel ihtiyaçlara erişimi, güvenli yaşam koşulları ve ekonomik-sosyal çevreyle kurduğu ilişkiyle tanımlanıyor. Bu bağlamda barınma, yalnızca fiziksel bir barınak değil, nitelikli, erişilebilir, dayanıklı ve sosyal bağları güçlü bir çevreyle birlikte ele alınıyor.

Uygun fiyatlı barınma çizgisi aşıldı

Rapora göre barınma giderleri İzmir’de artık hane bütçesini yutan kalemlerin başında geliyor. 2025 yılı itibarıyla iki asgari ücretli bireyden oluşan dört kişilik bir hanenin toplam geliri 44 bin 208 TL olarak hesaplandı. Buna göre kira için ayrılabilecek üst sınır 13 bin 262 TL. Ancak İzmir’in 11 merkez ilçesinde 100 metrekarelik konutların ortalama kirası 25 bin 820 TL’ye ulaşmış durumda. Bu da kira maliyetinin, kabul edilen sürdürülebilir sınırın neredeyse iki katı olduğu anlamına geliyor.

Son 7 yılda baş döndüren artış

2018–2025 döneminde İzmir genelinde konut kiralarındaki artış dudak uçuklatıyor. Narlıdere’de 23 kat, Güzelbahçe’de 21 kat, Karşıyaka ve Balçova’da ise 20 kata varan kira artışları tespit edildi. Sadece yüksek gelir grubuna hitap eden semtler değil; Karabağlar ve Bayraklı gibi orta ve alt gelirli hanelerin yoğunlaştığı bölgelerde bile kira/gelir oranı sürdürülebilirlik sınırını aşmış durumda. Kira bedellerindeki dramatik artış, yalnızca bireysel bütçeleri değil, kentsel eşitliği ve sosyal bütünlüğü de tehdit ediyor. Rapor; kentsel hizmetlere erişim, sosyal donatılar ve iklim koşullarına uygun izolasyon gibi unsurların da barınmanın ayrılmaz parçaları olduğuna dikkat çekiyor. Bu kriterlerin eksikliği, konutun işlevselliğini yitirmesine ve barınma hakkının sadece kâğıt üzerinde kalmasına neden oluyor.

Muhabir: Nazlı Şentürk