Otoyollar Özelleştirilmesin İnisiyatifi bileşenleri, İzmir-Çeşme Otoyolu ile diğer otoyol ve köprülerin özelleştirme sürecine karşı Çeşme Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya; Çeşme, Urla, Güzelbahçe, Karaburun ve Seferihisar kent konseylerinin yanı sıra Atatürkçü Düşünce Derneği Çeşme Şubesi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, SES, KESK, DİSK Emekli-Sen, Çeşme Halk Temsilcileri Meclisi, Eğitim-İş, Tüm Bel-Sen, Birleşik Kamu-İş ve çeşitli sivil toplum kuruluşları destek verdi. İnisiyatif, İzmir-Çeşme Otoyolu başta olmak üzere özelleştirme kapsamındaki otoyol ve köprülerin kamu tarafından işletilmeye devam etmesini talep etti.
Daha önce de eylem yaptıklarını hatırlattılar
Basın açıklamasında, otoyolların özelleştirilmesine karşı ilk protestolarını şubat ayında Çeşme’de gerçekleştirdiklerini belirten inisiyatif bileşenleri, mart ayının sonunda da Yarımada’daki kent konseylerinin katılımıyla Urla’daki otoyol girişinde açıklama yaptıklarını hatırlattı. O dönemde gündeme getirdikleri özelleştirme ihtimalinin eleştirilerle karşılandığını belirten bileşenler, 4 Eylül 2026 tarihli ve 11750 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı sonrasında kaygılarının karşılık bulduğunu savundu. Söz konusu kararla daha önce özelleştirme programında bulunan İzmir-Çeşme ve İzmir-Aydın otoyolları dahil çeşitli otoyol ve köprüler için uygulanacak özelleştirme sözleşmesinin süresi 30 yıl olarak belirlendi. Düzenlemede mülkiyet devri öngörülmezken işletme hakkının verilmesi, kiralama, gelir ortaklığı ve benzeri yöntemlerin uygulanabilmesine olanak tanındı.
Yarımada’daki günlük yaşama etkisine dikkat çekildi
İnisiyatif, İzmir-Çeşme Otoyolu’nun yalnızca geçiş ücretleri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek yolun Yarımada’nın ulaşımında önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı. Otoyolun Urla, Çeşme, Karaburun ve Seferihisar’dan İzmir’e ulaşım sağlayan memurlar, işçiler, sağlık ve eğitim çalışanları tarafından kullanıldığına dikkat çekilen açıklamada, öğrenciler, hastalar, üreticiler ve esnaf açısından da güzergâhın önem taşıdığı belirtildi. Geçiş maliyetlerinde yaşanabilecek olası artışların nakliye giderleri üzerinden ürün fiyatlarına yansıyabileceğini savunan inisiyatif, otoyolu kullanmayan araçların Urla, Güzelbahçe ve Yarımada’daki diğer yollarda trafik yoğunluğunu artırabileceği görüşünü dile getirdi.
Bölgedeki yatırımlarla birlikte değerlendirilmesini istediler
Açıklamada Urla Gülbahçe’de, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü yakınında planlanan teknopark yatırımı ile Çeşme Turizm Projesi de gündeme getirildi. İnisiyatif, bölgeye yönelik turizm ve yatırım projeleri planlanırken Yarımada’nın temel ulaşım bağlantılarından İzmir-Çeşme Otoyolu’nun maliyetlerinin de dikkate alınması gerektiğini savundu. Bölgede yeni yatırımlar ve turizm kapasitesinin artırılması hedeflenirken ulaşım maliyetlerinde yaşanabilecek artışların bu hedeflerle uyumlu olmayacağı görüşü dile getirildi.
Otoyol gelirlerine ilişkin iddialar gündeme getirildi
Basın açıklamasında İzmir-Çeşme Otoyolu’nun 1992 yılındaki yapım maliyetinin 672 milyon dolar olduğu belirtilirken, Birleşik Kamu-İş tarafından Danıştay’a sunulduğu ifade edilen dava dilekçesindeki verilere de yer verildi. İnisiyatif, söz konusu dilekçeye dayanarak köprü ve otoyolların zarar etmediğini ve borçlarının kapandığını ileri sürdü. Yolların 2026 yılının ilk yedi ayında 400 milyon dolar gelir elde ettiği ve yıllık ortalama gelirin en az 700 milyon dolar olduğu da inisiyatif tarafından aktarıldı. Bu veriler üzerinden gelir sağlayan ve borcu bulunmadığı savunulan kamu varlıklarının uzun süreli olarak özel işletmeye bırakılmasına karşı çıkıldığı belirtildi.
Geçiş ücretlerine ilişkin öngörülerini açıkladılar
İnisiyatif, Güzelbahçe-Çeşme arasında otomobil geçiş ücretinin mevcut durumda 53 lira olduğunu belirterek, özel işletme döneminde ücretin 300-400 liraya ulaşabileceğini öngördüklerini açıkladı. Bu rakamın gerçekleşmesi halinde özellikle her gün İzmir ile Yarımada arasında seyahat eden çalışanların ulaşım giderlerinin önemli ölçüde artacağını savunan bileşenler, uzun vadeli sözleşmelerde geçiş ücretlerinin nasıl şekilleneceğine ilişkin güvence istediklerini belirtti. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ise kararın yayımlanmasının doğrudan ihaleye çıkıldığı anlamına gelmediğini, teknik, hukuki ve mali hazırlıkların sürdüğünü açıklamıştı. İdare ayrıca mevcut aşamada ücretsiz yolların ücretli hale getirilmesi veya geçiş ücretlerine ilave artış yapılmasına yönelik alınmış bir karar bulunmadığını bildirmişti.
Hukuki sürece hazırlanıyorlar
Açıklamada Anayasa’nın özelleştirmeye ilişkin 47’nci maddesi ile seyahat özgürlüğünü düzenleyen 23’üncü maddesine de dikkat çekildi. Yarımada’da İzmir-Çeşme Otoyolu’na eşdeğer kapasitede bir alternatif devlet yolu bulunmadığını savunan inisiyatif, mevcut eski yol ve köy yollarının aynı trafik yükünü taşıyamayacağını öne sürdü. Özelleştirme kararına karşı açılan davaları hatırlatan bileşenler, İzmir’den de yeni bir hukuki süreç başlatmak için çalışma yürüttüklerini ve İzmir Barosu avukatlarının dava dilekçesi hazırladığını bildirdi.
Beş maddelik talep açıklandı
Otoyollar Özelleştirilmesin İnisiyatifi, basın açıklamasında özelleştirme sürecine ilişkin beş talebini kamuoyuyla paylaştı. İnisiyatif, 11750 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın geri çekilmesini ve İzmir-Çeşme Otoyolu başta olmak üzere otoyol ve köprülerin özelleştirme kapsamından çıkarılmasını istedi. Danıştay’dan yürütmenin durdurulması talep edilirken, İzmir-Çeşme Otoyolu’nun kamu mülkiyetinde ve kamu işletmesinde kalması gerektiği belirtildi. Otoyoldan elde edilen gelirlerin yolun bakımı ile Yarımada’daki ulaşım hizmetlerine aktarılması gerektiğini savunan bileşenler, Urla, Çeşme, Güzelbahçe, Karaburun ve Seferihisar’ı kapsayan bütüncül bir ulaşım planının yerel yönetimler ve bölge halkıyla birlikte hazırlanmasını istedi. Açıklamada ayrıca İzmir milletvekillerine konuyu TBMM gündemine taşıma çağrısı yapıldı.
İmza kampanyasına katılım çağrısı
İnisiyatif, Yarımada’da yaşayan vatandaşları otoyol ve köprülerin özelleştirilmesine karşı yürüttükleri imza kampanyasına katılmaya davet etti. Bileşenler, 11750 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın geri çekilmesi yönündeki taleplerini ve özelleştirme sürecine karşı çalışmalarını sürdüreceklerini bildirdi.





