Türkiye’de ekonomik şartlar her geçen gün zorlaşırken esnafın son yıllarda durumu da gittikçe kötüleşiyor. Konut kiralarındaki fahiş artışın gölgesinde kalan iş yeri kiraları, küçük esnafın belini büktü. Artan maliyetlerle baş edemeyen birçok işletme ya devretmenin yollarını arıyor ya da kapısına kilit vuruyor. Yıllardır aynı sokakta hizmet veren İzmirli esnaflar, artık “orta direğin” kırılma noktasında olduğunu söylüyor. Kira, elektrik, malzeme ve SGK giderleri son bir yılda iki katına çıkarken, gelirlerde artış yok. Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Sicil Gazetesi’nde her ay yayımlanan açılış-kapanış ilanlarına göre, 2025 yılında İzmir’de 6 bin 44 esnaf sicil terkini yaparak dükkânını kapattı.

‘Kapanan daha fazla’
2025 yılı sonu itibarıyla küçük esnaf açısından ciddi bir kırılma yaşandığını belirten İzmir Bakkallar ve Bayiler Esnaf Odası Başkanı Emin Bağcı, “Yıl içinde yaklaşık 650 bakkal kepenk indirirken, açılan yeni bakkal sayısı 550 civarında kaldı. 75’i açarken, 100 tanesi kapatıyor. Bu rakamlar, artık kapanışların açılışlardan fazla olduğunu net biçimde ortaya koyuyor. Oysa geçmiş yıllarda en kötü ihtimalle açılan ve kapanan iş yeri sayıları birbirine yakın seyrederdi. Şimdi ise denge bozulmuş durumda. İlk kez kapananların belirgin şekilde öne geçtiği bir dönem yaşanıyor. Bu gerilemenin temel nedeni artan maliyet baskısı. Enflasyonun sürekli yükselmesi, elektrik ve su faturalarındaki ciddi artışlar, küçük işletmelerin belini büküyor. Esnaf artık sadece mal satmakla değil, her ay artan giderlerle mücadele etmek zorunda kalıyor. Elektrik faturaları zaten ağır bir yükken, su faturalarının da neredeyse elektrikle yarışır seviyeye gelmesi dikkat çekiyor” sözlerine yer verdi.
‘Sermaye eriyor’
Kira meselesinin ise ayrı bir çıkmaz olduğunu vurgulayan Bağcı, “İş yeri kiraları yüzde 100, hatta yüzde 200 oranında artırılabiliyor. Ticarethane statüsünde olduğu için herhangi bir sınırlama olmaması, küçük esnafı korumasız bırakıyor. Bir sabah dükkânına gelen esnaf, kira bedelinin iki katına çıktığını öğrenebiliyor. Bu artışlara karşı ‘dur’ diyen bir mekanizmanın olmaması, zaten zor şartlarda ayakta kalmaya çalışan işletmeleri kapanma noktasına sürüklüyor. Bir diğer kritik sorun ise sermayenin korunamaması. Esnaf, elindeki ürünü eski fiyat üzerinden satmaya devam ederken yerine koymak istediğinde çok daha pahalı bir bedelle karşılaşıyor. Fiyat güncellemesini anlık yapamayan, müşterisini kaybetmemek için etikete hemen zam yansıtamayan işletmeler, farkında olmadan sermayesini eritiyor. Bugün sattığı malı yarın aynı miktarda yerine koyamamak, küçük esnaf için en büyük risklerden birisi haline gelmiş durumda. Bu durum sürdürülebilir değil” ifadelerini kullandı.
‘Dar gelirli alışveriş yapıyor’
Ekonomik sıkıntının yalnızca esnafı değil, toplumun tamamını etkilediğini aktaran Emin Bağcı, “Sabit gelirli çalışanlar, asgari ücretliler, emekliler de kimse aldığı maaşla ay sonunu rahat getiremiyor. Mahalle bakkalları ise ağırlıklı olarak emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların alışveriş yaptığı yerler. Büyük gelir grupları alışverişini zincir marketlerden ya da farklı satış kanallarından yapabiliyor; ancak mahalle esnafının müşteri kitlesi büyük ölçüde sabit gelirli kesimlerden oluşuyor. Bu nedenle emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların alım gücü artmadıkça küçük esnafın toparlanması da zor görünüyor. Çünkü mahalle bakkalı, bulunduğu çevrenin ekonomik durumundan doğrudan etkileniyor. Eğer mahallede yaşayan vatandaş temel ihtiyaçlarını bile kısarak alışveriş yapıyorsa, o mahallenin esnafının büyümesi ya da ayakta kalması mümkün olmuyor. Gelinen noktada sorun yalnızca birkaç işletmenin kapanması değil; mahalle kültürünün, yerel ekonominin ve küçük sermayenin zayıflamasıdır” diye konuştu.
2026 yılının, küçük esnaf için kritik bir eşik haline geldiğini dile getiren Bağcı, “Artan maliyetler kontrol altına alınmadıkça, ticari kiralara düzenleme getirilmedikçe ve dar gelirli kesimin alım gücü güçlendirilmedikçe kapanan iş yerlerinin sayısının daha da artmasından endişe ediliyor. Küçük esnaf yalnızca ekonomik bir aktör değil, aynı zamanda mahallenin hafızasıdır. Bu hafızanın silinmemesi için kalıcı ve yapısal çözümler artık ertelenemez bir ihtiyaç haline geldi” dedi.

‘Sektör küçülme yönünde’
İzmir’de son dönemde lokantaların yaklaşık 3’te 1’inin kapandığı vurgulayan Adil Müftüoğlu Uğur Lokantası’nın 3. Kuşak İşletmecisi Alpay Okyay, “Yeni açılan işletmeler bulunsa da sektördeki genel gidişat küçülme yönünde. İşletmeler kapanmasa bile maliyetleri azaltmak için işçi çıkarmak zorunda kalıyor. Bu durum, işsizliği doğrudan artıran bir etki yaratıyor” diye konuştu. Lokantacıların en büyük sıkıntılarından birinin KDV uygulaması olduğunu vurgulayan Okyay, “Ürünler yüzde 1 KDV ile tedarik ediliyor; ancak satışta yüzde 10 KDV ödenmek zorunda kalınıyor. Aradaki yüzde 9’luk fark küçük işletmeler için bile ciddi bir yük oluşturuyor. Hatta 3-5 masalı lokantalar bile her ay 50 ila 100 bin lira arasında KDV ödemek zorunda kalıyor. Bu tablo, küçük esnafın ayakta kalmasını neredeyse imkânsız hale getiriyor” ifadelerini kullandı.



