İzmir, farklı dönemlerden günümüze ulaşan su kemerleri ve köprüleriyle kentin geçmişteki su altyapısına ilişkin önemli yapılara ev sahipliği yapıyor. Bergama’daki Allionai Köprüsü, Foça Su Kemeri, Buca’daki Kızılçullu Su Kemerleri ve Selçuk’taki tarihi su yapıları, farklı dönemlerde kullanılan yapım teknikleriyle dikkati çekiyor.

Bergama Yenibakishaber-1

Bergama Allionai Köprüsü

İzmir’in Bergama ilçesine yaklaşık 22 kilometre uzaklıktaki Allionai Asklepion alanında bulunan köprünün kitabesi günümüze ulaşmadı. Yapının mimari özelliklerinden hareketle MS 2. ve 3. yüzyıllarda inşa edildiği tahmin ediliyor.

Kesme taştan yapılan Allionai Köprüsü, üç yuvarlak gözden oluşuyor. Köprünün ortasında bulunan göz ise iki yanında yer alan gözlerden daha geniş yapısıyla ayrılıyor.

Foca Yenibakishaber-1

Foça Su Kemeri uzun yıllar kullanıldı

Eski Foça’da bulunan tarihi su kemeri, 20. yüzyılın başlarına kadar kullanılarak bölgenin içme suyu ihtiyacının önemli bir bölümünün karşılanmasına katkı sağladı.

Yapının kesin inşa tarihi bilinmezken, araştırmacı Felix Sartiaux su kemerinin Orta Çağ döneminde yapıldığı görüşünü ortaya koydu. Bölgeyi 17. yüzyılda ziyaret eden araştırmacı Le Bruyn ise su kemerinde 180 kemer saydığını belirtti.

Büyük bölümü günümüze ulaşan Foça Su Kemeri, moloz ve kesme taştan inşa edildi. Yapıdaki kemerler ince, uzun ve yuvarlak mimari özellikleriyle öne çıkıyor.

Sirinyer Yenibakishaber

Buca’daki Kızılçullu Su Kemerleri

Bugün Şirinyer olarak bilinen Kızılçullu, diğer adıyla Paradiso mevkisindeki su kemerleri, Melez Çayı üzerinde bulunuyor. İzmir’e Aydın yönünden girişte görülebilen yapılar, Kadifekale ve çevresinde kurulan eski yerleşime su taşınması amacıyla Roma döneminde inşa edildi.

Gaius Sextillius Pollio Aquaduct adıyla da bilinen kemerler, kesme taş ve tuğla kullanılarak iki sıra halinde yapıldı. Yapının duvarlarında Roma harcı kullanılırken, aktarılan bilgilere göre harcın içerisine dayanıklılığı artırmak amacıyla yumurta akı da katıldı.

Üst üste iki sıra halinde uzanan yapının ortasındaki kemer diğerlerinden daha geniş ve yuvarlak biçimde inşa edildi. Yan bölümler ise kesme taştan yapılan selyaranlarla desteklendi. Diğer kemerlerde daha küçük ve hafif sivri bir mimari tercih edildi.

Kızılçullu Su Kemerleri sonraki dönemlerde Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar tarafından da onarılarak kullanılmaya devam etti.

Selcuk Yenibakishaber

Selçuk’taki su kemerleri Efes’e kadar uzanıyor

Efes’te gerçekleştirilen kazılarda farklı dönemlere ait çeşmeler ve evlere su ulaştıran kanallar ortaya çıkarıldı. Su kaynaklarının kente uzak olması nedeniyle ilk dönemlerde su ihtiyacının kuyu ve sarnıçlardan karşılandığı, daha sonraki dönemlerde ise farklı kaynaklardan kente su taşındığı biliniyor.

Kuşadası’nın güneyindeki Değirmendere ve Keltepe’de bulunan kaynaklardan getirilen sular, Bülbül Dağı çevresini dolaşan kanallarla Efes’e ulaştırıldı. İzmir yolu üzerindeki Pranga Suyu ise yaklaşık 10 kilometre uzunluğundaki, kayalara oyulmuş kanallar ve taş duvarlardan oluşturulan teraslar aracılığıyla kente taşındı. Güzergâhın bazı bölümlerinde kemerlerden yararlanılarak suyun Ayasuluk Tepesi’ne kadar ulaşması sağlandı.

Günümüzde Selçuk ilçesinde Bizans döneminden kalan su kemerlerinin bir bölümü varlığını sürdürüyor. Doğudan başlayarak Ayasuluk Tepesi’ne kadar uzanan yapılar, kesme taş ve tuğladan yapılmış yüksek bölümleri ve yuvarlak kemerleriyle dikkat çekiyor.

Kaynak: Haber Merkezi