İzmir Ticaret Odası (İZTO) temmuz ayı olağan meclis toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “ABD-İran arasında yeniden tırmanan gerilim Hürmüz Boğazı ve çevresindeki kritik altyapının hedef alınmasıyla farklı bir boyut kazandı. Bu çerçevede, global ekonomiyi de etkileyecek. Birincisi, kısa vadeli şoklar yerine uzun vadeli yapısal dönüşüm öne çıkıyor. Dolayısıyla ülkeler; enerji güvenliği ile kritik altyapı ve savunma kapasitesine daha fazla yatırım yapmaya hazırlanıyor. Bu gelişme, ekonomik rekabetin artık yalnızca maliyet ve verimlilikle değil, dayanıklılık ve stratejik güvenlikle de şekillendiğini gösteriyor. İkincisi, Orta Koridor'un stratejik önemi belirgin şekilde artıyor. Hürmüz ve Süveyş gibi deniz yollarındaki kırılganlık nedeniyle Avrasya taşımacılığında Hazar geçişli Orta Koridor'a daha fazla ağırlık verilmesi bekleniyor. Bu durumun, ülkemizin lojistik merkez olma potansiyelini güçlendirmesi için ulaştırma altyapısı, gümrük süreçleri ve demiryolu bağlantılarının hızla geliştirilmesi gerekiyor. Küresel tedarik zincirlerindeki kalıcı yeniden yapılanmaya ayrıca değinmek istiyorum. Birçok analistin ortak görüşü, savaş sona erse bile savaş öncesi normale dönülmeyeceği yönünde. Artan sigorta ve lojistik maliyetleri nedeniyle şirketler daha dayanıklı ve alternatif tedarik ağlarına yöneliyor. Ülkemizin Avrupa'ya yakınlığı sayesinde üretim ve ihracat açısından fayda sağlayabileceğine inanıyoruz” diye konuştu.
‘Akut beklentiye çözüm’
Kısa vadede savaşın, uzun vadede ise yeni jeopolitik dönem ve yapay zekanın ekonomimizi etkileyeceğini öngördüklerini söyleyen Özgener, “Bu süreçte, NATO ve AB güvenliği, savunma sanayisi ve enerji koridorlarının destekleyici bir rol üstlenebileceğini; enflasyonla mücadele ve mevcut ekonomi programının devamlılığının ise belirleyici olacağını değerlendiriyoruz. Bu şartlar altında; finansmana ve nitelikli istihdama erişim, yüksek maliyetlerin şirketlerimizi zorlaması gibi, iş dünyamızın akut beklentilerine çözümler geliştirilmesi gereken bir dönemden geçtiğimizi düşünüyoruz. Çünkü uzun zamandır yüzde 30’un altına düşmeyen bir enflasyon ve yılsonu itibarıyla yüzde 3,1’e gerileyen bir büyüme beklentisi söz konusu” dedi.
‘Ayakta kalmaya çalışıyor’
Dezenflasyon programının gerekli olduğunu; ancak programın maliyetlerinin sektörler ve farklı ölçekteki işletmeler arasında eşit dağılmadığını vurgulayan İZTO Başkanı Özgener, “Program üçüncü yılını tamamlarken bazı sektörlerde durgunluk ve istihdam kayıpları daha görünür hâle geliyor. Bununla birlikte, kredi maliyetlerinin yüksekliği ve finansmana erişimin kısıtlı olması uzun zamandır hepimizin malumu. İşletmelerimizin gündeminde, yapacakları yatırımlar ya da büyüme planları yerine, ayakta kalma mücadelesi var. Firmalarımız borçlarını ödeyememenin yanı sıra mevcut kredi limitlerini de kullanamıyor. Bu noktada Bankalarımızın kredi limitlerini kullandırırken zorluk çıkarmaması, piyasadaki tahsilat sıkıntısını önemli ölçüde giderecektir” diye konuştu.
“Faizler düştüğünde bankalar aksiyon almalı”
İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener, konuşmasının devamında, “Faizler arttığı zaman bunu kredi faizine hızlıca yansıtan bankalarımızdan, faizler düştüğü zaman da aynı hızda aksiyon almalarını bekliyoruz. Faiz yüküne ilave olarak komisyonlar, kredi tahsis ücretleri, sigorta giderleri ve diğer bankacılık maliyetlerinin azaltılmasının da firmalarımızın finansman yükünü hafifleteceğini düşünüyoruz. Ekonomideki bu süreci de hep birlikte atlatacağız. Tüm dünya değişen jeopolitik ve ekonomik koşullara göre yeniden şekillenirken, ülkemizin teknoloji ve sanayi rekabet gücünü merkeze alan bir ekonomi politikası geliştirerek, potansiyelini ortaya koyacağına inanıyoruz” dedi.





