Mynet / Sedef Karatay’ın özel haberine göre; Japon Deprem Uzmanı ve İnşaat Yüksek Mühendisi Yoshinori Moriwaki, Marmara’da beklenen olası depreme ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın güney kolundaki riske işaret eden Moriwaki, İstanbul’da 5 ilçenin adını vererek uyardı.

Moriwaki, Türkiye'deki sismik hareketliliğe ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Ben 36 sene önce, yani 1990'da Türkiye'ye geldim. Geldiğimde Japonya'ya kıyasla çok fazla deprem olmuyordu. Tabii arada 1999, 2011 Van, 2020 ve 2023 depremleri oldu. Ancak 2020'den sonra Türkiye'nin her yerinde depremler olmaya başladı. 2020'de Elazığ'da iki kere deprem oldu. Sonra Ege tarafında İzmir ve Manisa'da, ardından normalde fazla deprem olmuyor denilen Konya ve Niğde tarafında depremler başladı.”

Dünya genelindeki hareketliliğe de değinen Moriwaki, “Dünya geneline bakınca Japonya da bu aralar çok depreme uğruyor. Zaten dünyadaki depremlerin yüzde 20'si Japonya'da oluyor; fakat son 5 senedir, özellikle de son 2-3 senedir çok fazla deprem meydana geliyor. Sadece Japonya ve Türkiye değil; Endonezya, Meksika, Venezuela ve diğer Güneydoğu Asya ülkelerinde de sık sık büyük depremler oluyor. Dünya genelinde bu aralar deprem aktivitesinin yüksek olduğunu söyleyebilirim” dedi.

Türkiye'nin çevresindeki levhalara dikkat çekti

Türkiye ile Japonya'daki fay sistemlerinin karmaşık olduğunu belirten Moriwaki, Türkiye'nin altında ve çevresinde altı levha bulunduğunu söyledi. Moriwaki, “Türkiye'nin altında ve çevresinde altı tane levha var: Anadolu levhası, güneyde Afrika ve Arap levhaları, batıda Ege, kuzeyde Karadeniz, doğuda ise Avrasya levhası. Avrasya levhası çok büyük; Batı Türkiye'den başlayıp Hindistan ve Çin gibi birçok ülkeyi kapsıyor. Doğu köşede ise Japonya bulunuyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye'de altı, Japonya'da ise dört levha bulunduğunu ifade eden Moriwaki, “Almanya ve Fransa gibi ülkelerin ise tek levhası var; tek levha olduğu için fay hattı da yok, deprem de yok. Yan komşuda fay hattı varsa hissedilebilir ama fazla etkisi olmaz” dedi.

Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın geçmişteki kırılmalarını da değerlendiren Moriwaki, şunları söyledi:

“Türkiye ve Japonya'da levha sayısı çok olduğu için fay hatları karmaşıktır. Kuzey Anadolu Fay Hattı 1939'da Erzincan'da başladı. 1941 Tokat, Samsun'un güneyi derken doğudan batıya doğru 1999'a kadar kırıldı. Batıda ise 1912'de Tekirdağ tarafında deprem olmuştu. 1999 depremi bittikten sonra Yalova-Çınarcık'ın batı tarafında enerji boşaldı.”

Marmara'daki 170 kilometrelik fay hattını değerlendirdi

Moriwaki, Tekirdağ'dan Yalova-Çınarcık'a uzanan yaklaşık 170 kilometrelik kesimin üç parçaya ayrılabileceğini belirtti. Moriwaki, “Doğu taraf ve batı taraf için söylersek, Tekirdağ'dan Yalova-Çınarcık'a kadar 170 km, ya da 173 km vardır. Burası üçe bölünebilir. Fay hattı büyük ölçekten bakınca üçe bölünüyor olabilir. Eğer bu üçü de beraber 170 km'yi bir kerede kırıyorsa ve deprem oluyorsa, büyük deprem 7.5'in üstünde olabilir. Onun için biz ve başka hocalar ‘dikkatli olmak lazım’ diye konuşuyordu” ifadelerini kullandı.

Moriwaki: Kuzey kolunda 7'nin üzerinde deprem beklemiyorum

Marmara Denizi'ndeki olası deprem senaryosunu değerlendiren Moriwaki, Silivri açıklarında meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki depremin ardından batıdaki kesime ilişkin görüşlerini aktardı. Moriwaki, “Ancak Silivri açıklarında gerçekleşen 6.1 büyüklüğündeki deprem bizim için iyi oldu. Binalarda ağır hasar ve can kaybı olmadı. Böylece Silivri'nin sağ ve solu, yani Küçükçekmece'nin batı tarafı rahatladı. Bu depremden sonra batı tarafındaki 100 kilometrelik kısım enerjisini attı” dedi.

Küçükçekmece ile Yalova-Çınarcık arasındaki kesime işaret eden Moriwaki, şöyle devam etti:

“Şu anda Küçükçekmece'den Yalova-Çınarcık'a kadar 70 kilometrelik bir kısım kaldı. Burası henüz enerjisini boşaltmadı. Dolayısıyla burada bir deprem gelebilir ama kırılacak hat sadece 70 km olduğu için büyüklüğü çok yüksek olmaz; en fazla 6 veya 5 civarında bir deprem bekliyorum. 7 büyüklüğünde bir deprem kuzey kolunda zor.”

Güney kolu için Gemlik ve Bursa uyarısı

Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın güney koluna dikkat edilmesi gerektiğini belirten Moriwaki, bu kolun Bolu'dan Gemlik, Bursa, Bandırma ve Balıkesir yönüne uzandığını ifade etti. Moriwaki, “Ancak Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın güney koluna dikkat etmek lazım. Bu kol Bolu'dan Gemlik, Bursa, Bandırma ve Balıkesir tarafına gidiyor. Güney kolda uzun zamandır büyük bir deprem olmadı. Gemlik tarafları hâlâ 7 büyüklüğünde bir deprem potansiyeli taşıyor” dedi.

Gemlik ve Bursa çevresindeki olası bir depremin İstanbul üzerindeki etkisine ilişkin Moriwaki, “Gemlik-Bursa tarafında 7 büyüklüğünde bir deprem olursa bu durum İstanbul'un özellikle zemin emniyeti düşük bölgelerini doğrudan etkiler” ifadelerini kullandı.

Istanbul Un Ardindan Bir Bolgede Daha Deprem Firtinasi 20 Kez Sallandi Yenibakishaber

İstanbul'da 5 ilçenin adını verdi

Moriwaki, Gemlik-Bursa tarafındaki olası 7 büyüklüğündeki bir depremin İstanbul'da yumuşak zemine sahip bölgelerde etkili olabileceğini söyledi. Gemlik'teki yapılaşma ve zemin koşullarına da değinen Moriwaki, “Gemlik Belediye Başkanı ile ben de Tuzla'da oturduğum için ara ara konuşuyoruz. Bunun için dikkatli olmak gerekiyor. Gemlik'i kendilerince mümkün olduğunca ova tarafına değil... Orası da alüvyon zemin, çok yumuşak bir zemin ve yapılar eski. Onun için kentsel dönüşümle yukarıdaki kayalık yerlere taşımaya çalışıyorlar” dedi.

Moriwaki, İstanbul'da dikkat çektiği bölgeleri ise şu sözlerle açıkladı:

“Gemlik-Bursa tarafında 7 büyüklüğünde bir deprem olursa, bu durum yine de İstanbul'u etkileyebilir. Özellikle yumuşak zeminli yerler; yani Avcılar, Küçükçekmece, Büyükçekmece bölgesi ile Tuzla ve Pendik tarafları etkilenir. Onun için dikkatli olmak ve hazır olmak gerekir diye söyleyebilirim.”

Küçük depremler büyük depremin enerjisini azaltıyor mu?

Adalar çevresinde meydana gelen küçük depremlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Moriwaki, bu sarsıntıların beklenen daha büyük bir depremin enerjisini azaltmadığını söyledi. Moriwaki, “Adalar'ın olduğu yerde 2 veya 3 büyüklüğünde küçük depremler oluyor. ‘Bu depremler beklenen büyük depremin enerjisini azaltır mı?’ sorusunun cevabı hayırdır, azaltmaz” dedi.

Deprem büyüklüğü ile açığa çıkan enerji arasındaki farka dikkat çeken Moriwaki, “Magnitüddeki her 1 birimlik fark, enerjide 32 katlık bir değişime karşılık gelir. Eğer 2 büyüklük farkı varsa yaklaşık 1.000 kat enerji farkı vardır. 6 büyüklüğünde bir deprem beklerken 3 büyüklüğünde bir deprem olması, enerjinin 32.000 kat daha küçük olması demektir. Yani bu küçük depremler fay hattında sadece bir ‘kaşınma’ yaratır, biriken riski ve büyük deprem enerjisini azaltmaz” ifadelerini kullandı.

Tokyoda 59 Buyuklugunde Deprem Panigi Yaralilar Var

“Türkiye'deki insanlar deprem anında çok panik oluyor”

Afet eğitimine dikkat çeken Moriwaki, Türkiye'de deprem sırasında yaşanan paniğin azaltılması için eğitim verilmesi gerektiğini söyledi. Moriwaki, “Türkiye'deki insanlar deprem anında çok panik oluyor. Örneğin, Silivri'deki 23 Nisan Çocuk Bayramı sırasındaki depremde hiçbir bina çökmediği halde, panik yapıp balkondan atlayan ve yaralanan çok sayıda insan oldu. Panik yapmamak gerekiyor. Peki, insanlar neden panik oluyor? Çünkü deprem hakkında bilgileri yok” dedi.

Japonya'daki afet eğitimlerini anlatan Moriwaki, “Japonya'da anaokulundan itibaren çocuklara oyunlarla afet eğitimi veriliyor. Sadece deprem değil; yanardağ patlamaları, tayfunlar ve kasırgalar için de eğitiliyoruz. Afetlerle yaşamayı öğreniyoruz. Eğitim alındığında insanlar panik yapmaz” ifadelerini kullandı.

Deprem anında merdivenlere karşı uyardı

Japonya'da deprem sırasında insanların öncelikle kendilerini düşebilecek eşyalardan koruduğunu belirten Moriwaki, binalar yıkılmasa dahi iç dekorasyon malzemelerinin tehlike oluşturabileceğini ifade etti.

Moriwaki, “Japonya'da deprem olduğunda binalar çökmediği için insanlar hemen masa altına girip kafalarını ve vücutlarını korumaya odaklanıyorlar. Binalar çökmese bile asma tavan, alçıpan veya ışıklar gibi iç dekorasyon malzemeleri düşebileceği için bu önlemi alıyorlar” dedi.

Türkiye'de deprem sırasında merdivenlere yönelmenin tehlikeli olduğunu söyleyen Moriwaki, “Türkiye'deki insanlar deprem anında hemen merdivenlere kaçmaya çalışıyor. Oysa merdivenler aslında en tehlikeli bölgelerdir. Deprem anında asansörün kullanılmayacağını herkes bilir ama merdivenler de bina çökerken ilk yıkılan, betonarme olarak en zayıf noktalardır” ifadelerini kullandı.

“Tehlikeli bina belirlenirse hemen harekete geçilmeli”

Türkiye'nin deprem hazırlığında öncelikli olarak değiştirilmesi gereken konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Moriwaki, devletin sürece öncülük etmesi gerektiğini söyledi.

Moriwaki, “Tabii ki devlet olarak bu sürece öncülük etmek ve bu durumu kabul etmek gerekir. Örneğin Japonya'da inşaat mühendisleri geliyor, binalarda tespit çalışmaları yapıyorlar. Eğer binanın tehlikeli olduğu belirlenirse ya hemen o binanın tahliye edilmesi, yıkılması sağlanıyor ya da güçlendirilmesi gerekiyorsa anında harekete geçiliyor” dedi.

Bina ve zemin için üç aşamalı kontrol önerisi

Bireysel deprem hazırlığında ilk olarak zeminin kontrol edilmesi gerektiğini belirten Moriwaki, yaşanılan bölgenin kayalık mı yoksa yumuşak alüvyon zemin üzerinde mi bulunduğunun öğrenilmesini önerdi. Boğaz çevresi ve kayalık zeminlerin sarsıntıyı daha az ilettiğini ifade eden Moriwaki; Avcılar, Küçükçekmece, Büyükçekmece, Tuzla ve Pendik sahilleri gibi alüvyon zeminlere dikkat çekti.

Bina yaşının da kontrol edilmesi gerektiğini belirten Moriwaki, 1998 Yapı Yönetmeliği'nin uygulanmasının 2000 yılını bulması nedeniyle özellikle 2000 yılından önce yumuşak zemin üzerine yapılan binaların değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Moriwaki ayrıca binaların ruhsat ve iskan durumunun kontrol edilmesi gerektiğini söyledi.

Ağır eşyaların duvara sabitlenmesini önerdi

Deprem sırasında yalnızca binanın yapısal durumunun değil, ev içerisindeki eşyaların da risk oluşturabileceğini belirten Moriwaki, ağır mobilyalar ile beyaz eşyaların duvara sabitlenmesi gerektiğini ifade etti. Yaşam üçgeninin yatak veya koltuğun hemen yanında oluşturulmasını öneren Moriwaki, üst katlarda bulunan kişilerin deprem sırasında dışarı çıkmaya çalışmaması gerektiğini söyledi.

Yaşam üçgeninin yanında hayatta kalma torbası önerisi

Moriwaki, yaşam üçgeni oluşturulan yerde küçük bir hayatta kalma torbası bulundurulmasını da önerdi. Torbada su, düdük, tuz ve akışkan çikolata bulunması gerektiğini belirten Moriwaki, suyun kritik ihtiyaçlardan biri olduğunu, düdüğün ise enkaz altında arama kurtarma ekiplerine ses duyurabilmek için kullanılabileceğini ifade etti. Tuzun da torbada bulunması gerektiğini söyleyen Moriwaki, vücudun uzun süreli süreçlerde tuza ihtiyaç duyduğunu belirtti. Enerji ihtiyacı için ise tablet çikolata yerine uzun süre saklanabilecek tüp veya akışkan çikolata önerisinde bulundu.

Deprem çantası için “Dolabın içine koymayın” uyarısı

Deprem çantasının konumuna da dikkat çeken Moriwaki, çantanın dolabın içerisinde tutulmaması gerektiğini söyledi. Dolabın deprem sırasında devrilmesi halinde çantaya ulaşılamayabileceğini belirten Moriwaki, deprem çantasının giriş kapısının hemen iç tarafındaki duvara asılmasını ve tahliye sırasında yanına alınmasını önerdi.

Kaynak: Mynet