Altın fiyatlarının yükseleceği beklentisiyle kredi kartına taksit yaptırarak bilezik ve ziynet altını alan birçok yatırımcı, son bir ayda yaşanan fiyat gerilemesiyle ciddi zararla karşı karşıya kaldı. Banka komisyonları ve vade farklarının da eklenmesiyle maliyetler yükselirken, düşen altın fiyatları zarar tablosunu daha da ağırlaştırdı. Geçtiğimiz ay nakit fiyatı yaklaşık 78 bin lira olan 10 gramlık bir bilezik, kredi kartı ve taksit farkıyla 84 bin liraya satın alındı. Ancak altın fiyatlarında yaşanan düşüşle birlikte aynı ürünün piyasa değeri kısa sürede 66 bin liraya kadar geriledi. Bu durumda yatırımcı, yalnızca fiyat düşüşünden değil, aynı zamanda kredi kartı maliyetlerinden kaynaklı olarak toplamda yaklaşık 18 bin liralık bir kayıpla karşı karşıya kaldı. Banka komisyonları, kur farkı ve kuyumculardaki alış-satış makası yatırımcıların kaybını daha da artırdı. Üstelik işçilik maliyetleri de eklendiğinde, bir bilezik bugün yaklaşık 60 bin liraya bozdurulabiliyor.

‘Sıra dışı hareketlilik’
Uzmanlar, özellikle borçlanarak yapılan altın yatırımlarında fiyat dalgalanmalarının riskinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgularken, kredi kartı komisyonlarının da çoğu zaman yatırımın getirisini daha baştan törpülediğine dikkat çekiyor. Son bir ayda yaşanan bu tablo, altının uzun vadede güvenli liman olarak görülmesine rağmen, kısa vadeli ve krediye dayalı alımlarda ciddi kayıplar doğurabileceğini bir kez daha ortaya koydu. Altının kısa vadeli bir yatırım aracı olmadığını vurgulayan İzmir Ticaret Odası (İZTO) Mücevher, Saat ve Hediyelik Eşya Grubu Meclis Üyesi Halil Telli, “Daha çok orta ve uzun vadede değerlendirilmesi gereken bir birikim aracıdır. Son 1-2 ayda yaşanan sert fiyat hareketleri ise alışılmış piyasa davranışlarının dışında gelişti. Örneğin 7 bin 800 – 8 bin lira seviyelerinden alınan altının kısa süre içinde 6 bin 600 lira bandına kadar gerilemesi hem yatırımcıyı hem de piyasayı şaşırtan bir durum ortaya çıkardı” dedi.
‘Tam tersi oldu’
Bu tür keskin düşüşlerin geçmişte çok sık görülmediğini açıklayan Telli, “Altın genelde daha dengeli ve öngörülebilir bir seyir izlerdi. Ancak son dönemde dünyada yaşanan gelişmeler bu durumu değiştirdi. Özellikle ABD ile İran arasında yaşanan gerilim ve bunun enerji piyasalarına etkisi, altın fiyatlarını doğrudan etkileyen önemli bir unsur haline geldi. Enerji tarafında yaşanan sıkışma, arz endişeleri ve yatırımcıların yön değiştirmesi, altına olan talebin geçici olarak azalmasına neden oldu. Normal şartlarda savaş ve jeopolitik risk dönemlerinde altın yükselir beklentisi hakimken, bu kez tam tersi bir durum yaşandı. Bunun temel nedeni, yatırımcıların altın yerine enerji piyasalarına yönelmesi ve küresel ölçekte farklı bir dengelenme sürecinin ortaya çıkması oldu. Yani bu düşüş, klasik piyasa reflekslerinden ziyade, o döneme özgü gelişmelerin bir sonucu olarak ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.
‘Önemli kayıplar oldu’
Bu süreçte yaşanan dalgalanmaların, altın piyasasında alışılmadık derecede sert “zikzaklar” oluşmasına neden olduğunu aktaran Telli, “Kısa süre içinde yüksek seviyelerden ciddi geri çekilmeler görülmesi, özellikle kısa vadeli düşünen ya da borçlanarak yatırım yapan kişiler için önemli kayıplar doğurdu. Oysa altın, doğası gereği sabır isteyen bir yatırım aracıdır ve kısa vadeli hareketlere göre pozisyon almak her zaman risk barındırır. Bu nedenle altın alacak olanların günübirlik fiyat değişimlerine odaklanmak yerine daha geniş bir zaman dilimini dikkate alması gerekir. Öte yandan bu dalgalı seyir yalnızca yatırımcıyı değil, kuyumculuk sektörünü de doğrudan etkiliyor. Fiyatların hızlı şekilde gerilemesi, vatandaşın alım konusunda tereddüt yaşamasına neden oluyor. İnsanlar fiyatların daha da düşebileceği endişesiyle alımlarını erteliyor ya da tamamen vazgeçiyor. Bu durum da piyasada bir durgunluk yaratıyor ve kuyumcuların işlerine olumsuz yansıyor. Yani yaşanan bu sert iniş çıkışlar sadece yatırımcı tarafında değil, sektörün genel işleyişinde de hissedilen bir etki oluşturuyor” sözlerine yer verdi.
‘Kısa vadeli düşünmeyin’
Şu anda altında yaşanan mevcut tablonun kalıcı olmayacağının düşünüldüğünü belirten İZTO Meclis Üyesi Halil Telli, “Savaş ve kriz ortamlarının sürekli devam etmeyeceği, küresel piyasalarda dengelerin yeniden oluşacağı beklentisi öne çıkıyor. Bu süreç geçtikten sonra altının yeniden kendi doğal seyrine döneceği ve yukarı yönlü hareketlerin tekrar görülebileceği öngörülüyor. Yılsonuna ilişkin beklentilerde de büyük bir değişiklik olmadığı, altının Türk lirası bazında yeniden yüksek seviyelere ulaşabileceği ifade ediliyor. Ancak bu noktada en önemli vurgu, altının kısa vadeli kazanç beklentisiyle değil, orta ve uzun vadeli bir perspektifle değerlendirilmesi gerektiği yönünde oluyor” dedi.





