Yüce Rabbimiz, 22.Hac Suresinin 37.Âyetinde “Kurbanların ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşır. Allah’a ulaşan, yalnızca sizin takvanızdır...” buyurmaktadır. O halde, İslam’ın emrettiği yardımlaşma adabına uyarak kurban etlerini akrabalarımızla, komşularımızla ve ihtiyaç sahipleriyle paylaşalım. Hanelere huzur ve mutluluk, gönüllere sevgi ve muhabbet taşıyalım.
Peygamber Efendimiz (s.a.s), bir Kurban Bayramı sabahında ashabına şöyle seslenmişti: “Bugün ilk işimiz, bayram namazı kılmak, sonra da kurban kesmektir. Kim böyle yaparsa sünnetimize uymuş olur.” Bir başka Hadisin'de ise “Âdemoğlu kurban bayramı günü, Allah katında, kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapamaz.Kurban, kıyamet günü boynuzları, kılları ve tırnaklarıyla (sevap olarak) gelir. Kurban, henüz kanı yere düşmeden, Allah tarafından kabul edilir. Bu sebeple kurban kesme konusunda gönlünüz hoş olsun.). ” (Buhârî, Îdeyn,3. Tirmizî, Edâhî,1)
Nitekim Allah Resûlü (s.a.s), kurban emri geldikten sonra vefat edinceye kadar her yıl kurbanını kesmiş, ümmetini de kurban kesmeye teşvik etmiştir. Allah’ın Sevgili Elçisi (s.a.s), kurbanlarını bizzat boğazlamış, etinden hem kendisi ve ailesi yemiş, hem dostlarına ikram etmiş, hem de ihtiyaç sahiplerine infak etmiştir. Kurbanda Peygamberimizin vefası ve duası vardır. Onun infak ve paylaşma ahlakı vardır.
Kurban; akıllı, buluğ çağına ermiş ve dinen zengin sayılan bir Müslümanın, bayram günlerinde, şartlarını taşıyan hayvanları, Allah rızası için kurban etmesidir. İnsanlık tarihi ile yaşıt bir ibadet olan kurban; Cenâb-ı Hakk’ın, bizlere bahşettiği nimetlere karşı şükrümüzün ifadesidir. İbadetler, Allah’ın emrettiği ve Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in tatbik ettiği şekliyle yerine getirilir. Dolayısıyla kurban kesmek yerine bedelinin muhtaç kişilere ya da yardım kuruluşlarına verilmesi ile kurban ibadeti eda edilmiş olmaz.
Bir küçükbaş hayvan tek kişi tarafından kesilebilir. Bir büyükbaş hayvan ise; tamamı kurban kesme niyetini taşıyan en fazla yedi kişi tarafından kurban edilebilir. Her bir büyükbaş kurban, kendi içinde hisselere ayrılmalıdır. Bu sebepledir ki, bir hisseye birden fazla kişi ortak olamaz. Bazı organizasyonlarda olduğu gibi kurbanların kesilerek etlerinin birbirine karıştırılması, sonra da hisse sahiplerine kilo ile verilmesi caiz değildir.
Kurban kesim işlemleri mutlaka bayram namazından sonra yapılmalıdır. Bayram namazından önce kesilen kurbanlar, kurban ibadeti yerine geçmez. Ayrıca bir hisseye birden fazla kişiden bağış toplanarak Peygamber Efendimiz (s.a.s) adına kurban kesilmesi gibi bir uygulama dinimizde yoktur. Bu bir bidattir, dinimizi ve ibadetlerimizi istismar etmektir.
Kurbanlar, Yüce Rabbimizden bizlere bir emanettir. Öyleyse, kurban ibadetinin her aşamasında onlara merhametle muamele edelim. Allah Resûlü (s.a.s)’in, “Allah her şeyin en güzel şekilde yapılmasını emretmiştir...Bir hayvanı kestiğinizde de kesimini güzel yapın... ” tavsiyesine uyarak, kurbanlarımızın kesim işlemini; belirlenen yerlerde, güzelce ve ehil kişiler marifetiyle yapalım. (Tirmizî, Diyât, 14.)
Kurban kesimi ve sonrasında temizliğe özen gösterelim. Çevremizi kirletmeyelim, hoş olmayan görüntülerle kimseye rahatsızlık vermeyelim.
İhtiyaç sahibi kardeşlerimize kurban etini ikram etmek için gayret gösteren pek çok gönüllü teşekkül gibi Türkiye Diyanet Vakfımız da ibadet ve emanet bilinciyle ‘Vekâletle Kurban Kesim Organizasyonu’ gerçekleştirmektedir.

Bu vesileyle sizleri; din görevlilerimiz, il ve ilçe müftülüklerimiz, Türkiye Diyanet Vakfımızın internet sitesi aracılığıyla bu iyilik ve hayır kervanına katılmaya davet ediyorum.
Arefe günü sabah namazıyla başlayan ve bayramın dördüncü günü ikindi namazıyla sona erecek olan, Teşrik Tekbirleri'ni söylemeyi unutmayalım.
Önemli bir hatırlatmada bulunmak istiyorum: Bayram vesilesiyle pek çok kardeşimiz yolculuğa çıkacak. Bu noktada trafik kurallarına uyalım, sabırlı ve dikkatli olalım, birbirimizin hak ve hukukunu koruyalım. Trafik kazalarının, bayramların huzur ve sevincini acı ve hüzne dönüştürmesine izin vermeyelim.
Bayram sevincine yaklaştığımız bu mübarek günlerde ne yazık ki başta Gazze ve Doğu Türkistan olmak üzere, dünyanın farklı bölgelerinde masum canlar bombaların, açlığın ve çaresizliğin gölgesinde bir bayrama kavuşuyor. Onlar için de dua edelim.İdrâk etmekte olduğumuz Zilhicce Âyının bu mübarek günlerinde, şu hususu bir kez daha hatırlayalım: Müslüman; kardeşlerini, zalimlerin insafına asla terk etmemelidir. Onları yardımsız ve çaresiz bırakmamalıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in “Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez…” Hadisine uyarak maddi ve manevi desteğini onlardan esirgememelidir. (Müslim, Birr, 58.)
Kurban Bayramının; aziz milletimize, İslam âlemine ve bütün insanlığa hayırlı olmasını, Başta Filistinli ve Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz olmak üzere, bütün mazlumların ve madurların refah ve istiklale kavuşmalarına vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum. Yazımı Hac Suresi 34.Âyetinin mealiyle bitiriyorum: “Biz her ümmete kurban kesmeyi meşru kıldık ki kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar…”
Sağlık, huzur ve afiyet içerisinde bir bayram geçirmeniz dileğimle,Kurban Bayramınızı tebrik ederim.

* D.İ.B Eserlerinden İstifade Edilmiştir.

Hazırlayan: İzmir İl Müftülüğü Vaizi Kadir Küçük

Kaynak: Bülten