İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne aitken daha sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilen ve hukuki süreci devam eden Meslek Fabrikası için tanınan 15 günlük tahliye süresi sona erdi.
Tahliye Girişimi Sonrası Nöbet Sürüyor
6 Nisan sabahı erken saatlerde polis eşliğinde gerçekleştirilen tahliye girişiminin ardından başlatılan nöbet, üçüncü gününde de devam ediyor. İlk gün yaşanan arbedede, alanda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Örgütü üyeleri, belediye başkanları ve vatandaşlara, Atatürk imzalı pankart asmaları nedeniyle biber gazı ile müdahale edildi.
Başkan Tugay: “24 Saat Buradayım”
Cemil Tugay, Meslek Fabrikası önünde yaptığı açıklamada nöbetin sürdürüleceğini belirterek, “Bundan sonra 24 saat buradayım” ifadelerini kullandı.
Kritik Açıklama Saat 18.00’de
Aralarında ilçe belediye başkanları, ilçe başkanları, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve çok sayıda yurttaşın bulunduğu grup, polis bariyerleri önünde nöbetini sürdürürken; Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Örgütü’nün bugün saat 18.00’de Meslek Fabrikası önünde açıklama yapacağı bildirildi.
Tanal: “Meslek Fabrikası Halkın Emeğidir”
CHP’li Mahmut Tanal, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne aitken Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilen Meslek Fabrikası hakkında yaptığı açıklamada, sürecin toplumsal etkilerine dikkat çekti. Tanal, Meslek Fabrikası’nın işsiz gençlerin meslek edindiği, kadınların ekonomik hayata katıldığı ve dar gelirli yurttaşların ücretsiz eğitimle desteklendiği bir merkez olduğunu belirtti.
Tanal'ın açıklamasının tamamı şu şekilde:
"İZMİR MESLEK FABRİKASI: HALKIN EMEĞİNE, GENÇLERİN UMUDUNA, KADINLARIN GÜCÜNE MÜDAHALE.
İzmir’de savunulan sadece bir bina değildir. Meslek Fabrikası; işsiz gençlerin meslek edindiği, kadınların ekonomik hayata katıldığı, dar gelirli yurttaşların ücretsiz eğitimle hayata tutunduğu hayati bir kamu hizmetidir. Bu merkezde verilen eğitimler; işsizliği azaltır, üretimi artırır, aile bütçesine katkı sağlar ve sosyal eşitliği güçlendirir. Yani burası sadece bir kurs yeri değil, halkın kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayan bir dayanışma merkezidir.
Ama bugün açık bir gerçek var:
Bu hizmetin sürmesi istenmiyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin halka sunduğu bu sosyal destek mekanizması engellenmek isteniyor.
Bu ne demektir biliyor musunuz?
Gençlerin meslek edinmesinin önüne geçmek demektir.
Kadınların ekonomik özgürlüğünü zayıflatmak demektir.
Dar gelirli vatandaşın elinden fırsat eşitliğini almak demektir.
Daha açık söyleyelim:
Bu, İzmir’e hizmetin engellenmesidir.
Bu, doğrudan İzmir halkının mağdur edilmesidir.
Çünkü yerel yönetimlerin halka sunduğu sosyal hizmetleri durdurmak,
sadece bir kurumu değil,
bir kentin geleceğini hedef almaktır.
Ama İzmir buna sessiz kalmıyor.
24 saat içinde yüz binlerin barikatlarda buluşması,
bu sahiplenmenin en açık göstergesidir.
İzmir diyor ki:
Bu hizmet bizimdir.
Bu emek bizimdir.
Bu gelecek bizimdir.
Ve biz de buradan söylüyoruz:
Halkın emeğine dokunamazsınız.
Halkın umudunu engelleyemezsiniz.
Halkın iradesini yok sayamazsınız.
Meslek Fabrikası halkındır!
Halkın olanı kimseye teslim etmeyiz.
Hak, hukuk, adalet."







