Türkiye'de turizm sektörü, artan maliyetler ve yüksek fiyatlar nedeniyle alarm veriyor. Bir zamanlar ‘uygun fiyatlı tatil cenneti’ olarak öne çıkan Türkiye, bugün yabancı turistin bütçesini zorlayan bir ülke haline geldi. Otel, yeme-içme ve genel yaşam giderlerinin döviz bazında bile hızla yükselmesi, Türkiye’yi rakip destinasyonların gerisine düşürdü. Avrupa’dan gelen turist sayısında düşüş yaşanırken, sektör temsilcileri bu tablonun temel nedenini ‘yüksek fiyat–zayıf tanıtım’ ikilisine bağlıyor. Turistin gözünde artık Türkiye, ucuz değil pahalı bir ülke.

‘Rakip ülkeler geçti’

Ülkemize yabancı turiste yönelik bir gerileme yaşandığını net bir şekilde gördüklerini belirten İzmir Seyahat Acenteleri Birliği Başkanı Kıvanç Meriç, “Bu durum sadece Ege Bölgesi'nde değil, Türkiye’nin bütün sahil bölgelerinde geçerli. Türkiye, bölge olarak turizmdeki büyük avantajlarını kaybetmiş durumda. Artan maliyetler nedeniyle artık eski çekiciliğini yitirmiş bir ülke konumundayız. Yabancı turist profili de değişti; sadece belli kitleler gelebiliyor. Türk turizmine başladığımız dönemde temel amacımız; Türkiye’nin doğal güzelliklerini, kaliteli otel ve acente işletmeciliğini en fazla yolcuya, en uygun şekilde pazarlamaktı. Bu anlayış bugün hâlâ sürüyor, ancak pazarlama şansımız ciddi ölçüde azaldı. Rakip ülkelerin gerisinde kaldık. Şu anda temel sorunumuz bu” dedi.

Kıvanç Meriç

‘Yıllık artış yüzde 10’

Sektörde genel bir maliyet artışının söz konusu olduğunu belirten Meriç, “Otel fiyatlarında da ciddi bir yükseliş var. Son üç-dört yılda, döviz bazında yaklaşık yüzde 40-45 oranında bir fiyat artışına gittik. Bu, yıllık bazda yüzde 10-12 civarında bir artışa denk geliyor. Ancak dünyada böyle bir artış oranı yok. Biz, kendi enflasyonumuzu fiyatlara yansıtarak döviz bazında da artış yaratıyoruz. Özellikle gastronomi alanında rakamlar oldukça değişken. Türkiye’de öyle yerler var ki, Avrupa’da bile ulaşamayacağınız fiyatlarla karşılaşabiliyorsunuz. Elbette daha uygun fiyatlı yerler de mevcut. Bu nedenle genelleme yapmak doğru olmaz. Ama özetle Türkiye, artık kendi vatandaşının bile tercih etmediği bir turizm ülkesi haline geldi. Yerli turist dahi Türkiye’de tatil yapmaktan vazgeçip, tercihini Avrupa’dan, Yunanistan’dan, Balkanlar’dan yana kullanmaya başladı. Bu durum, bizim geldiğimiz en can yakıcı noktayı gösteriyor” diye konuştu.

Kıvanç Meriç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mevcut ekonomik anlayışın sürdürülmesi, yüksek enflasyon, baskılanan döviz kuru ve istikrarsız maliyet yapısı devam ederse, bu turizmin, sürdürülebilirliği mümkün değil. Örneğin; bir ülkede enflasyon yüzde 40 iken dövizi yüzde 20’lerde tutmak çok tehlikeli bir durum. Bu, turizmin tamamen yok olmasına bile neden olabilir. Akdeniz çanağında, bu hizmeti sunan birçok ülke var. Hizmet kalitesi açısından hâlâ onların önündeyiz, ama maliyetleri tutturamadığımız sürece Yunanistan, Tunus, Fas, Mısır gibi ülkelerin gerisinde kalacağız. Özellikle Mısır çok ciddi yatırımlar yapıyor ve önümüzdeki 4-5 yıl içinde açılacak projeleri düşündüğümüzde, Antalya’nın bu rekabetin altında ezileceği çok açık. Bu şekilde devam ettiğimiz takdirde tablo bu yönde şekillenecek.”

‘Maliyetler çok arttı’

Türkiye’nin, dünya turizm sıralamasında yedinciliğe kadar yükseldiğini hatırlatan ETİK Başkan Yardımcısı Bülent Tercan, “Önümüzde Fransa, Amerika gibi güçlü ülkeler var, ama ülke olarak önemli bir başarı elde ettik. Fakat son iki yılda yaşanan ekonomik çalkantılar nedeniyle maliyetler ciddi şekilde arttı. Asgari ücret, elektrik ve genel giderler yükseldi. Gıda maliyetlerinde de haksız ve orantısız artışlar oldu. Tüm bu maliyet artışları oda fiyatlarına da yansıdı ve konaklama fiyatlarımız yüksek seviyelere çıktı. Turizm, dinamik bir sektör. Turizm ilçeleri ve illeride bu dinamizme ayak uydurmak zorunda. Sürekli sahada ve pazarda olmak gerekiyor. Örneğin Almanya’da müşteri azaldığında, oraya yönelik özel reklam kampanyaları yapılmalı. Hava serinken, Çeşme, Gümüldür, Kuşadası gibi yerler Almanya televizyonlarında canlı yayınlarla tanıtılabilir. Bu sadece bir kez yapılacak bir şey değil, sürekli ve planlı biçimde yapılmalı” dedi.

‘Sektör dinamizm istiyor’

İzmir ve ilçelerine yabancı turist çekilmesi gerektiğini vurgulayan ETİK Başkan Yardımcısı Bülent Tercan, “Antalya gibi yerler bu konuda çok daha agresif. Alman tur operatörlerini getiriyorlar, Alman basınına sık reklam veriyorlar. Bu iş dinamizm istiyor. Turist azalınca, tanıtım ve pazarlama iki katına çıkmalı. Ne yazık ki, bizde hiç yapılmıyor. Özellikle ilçe belediye başkanlarının bu konuda daha aktif olması lazım. Bahsettiğim turizm, ilçe belediye başkanlarıdır. Bugün turistin az olduğu ilçeler; Çeşme, Kuşadası, Foça. Bu ilçelerin belediye başkanları ve ticaret odası temsilcileri şu anda Avrupa’da tanıtım ve pazarlama yapmalı. Şehir otelleri de, inanç turizmi gibi temalarla pazarlanabilir. Turizm, bir sektör. Boş otelleri doldurmanın yolu, gidip hedef pazarlarda tanıtım yapmaktan geçer. Bizde ise bu sadece kışın bir fuara gitmekle sınırlı kalıyor. Oysa bu yetmez. Turizm sektörü dinamik bir yapıdır. Bu anlayışı benimseyip, ilçelerimizin güzelliklerini dünyaya anlatmak gerekir” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Filiz Erol