Marmara Denizi’nde gece saatlerinden sabahın ilk saatlerine kadar art arda meydana gelen küçük ölçekli depremler dikkat çekti. Adalar açıklarında büyüklükleri 3,2’ye kadar çıkan toplam 51 sarsıntının kaydedilmesinin ardından, bölgedeki hareketlilik ve beklenen İstanbul depremi yeniden gündeme geldi.

Marmara Denizi’nde 51 sarsıntı kaydedildi

Marmara Denizi’nde dün gece başlayan sismik hareketlilik sabahın ilk saatlerine kadar devam etti. Adalar açıklarında meydana gelen ve büyük bölümü mikro deprem niteliğinde olan sarsıntıların sayısı 51’e ulaştı. Kaydedilen depremlerin büyüklükleri 3,2’ye kadar çıkarken, art arda yaşanan sarsıntılar İstanbul’da da yakından takip edildi. Özellikle gece saatlerinde meydana gelen hareketliliğin ardından Marmara Denizi’ndeki fay hatları yeniden gündeme geldi.

Adalar açıklarındaki hareketlilik dikkat çekti

Sarsıntıların Adalar açıklarında yoğunlaşması, bölgedeki deprem hareketliliğine ilişkin soruları beraberinde getirdi. Kısa süre içerisinde çok sayıda küçük ölçekli depremin kaydedilmesinin ardından gözler yer bilimcilerin değerlendirmelerine çevrildi. İstanbul ve çevresinde yaşayan vatandaşların gündeminde ise söz konusu sarsıntıların beklenen büyük İstanbul depremiyle bağlantılı olup olmadığı sorusu yer aldı.

Marmara Deprem Yenibakishaber

Mikro depremler büyük İstanbul depreminin habercisi mi?

Marmara Denizi’nde bir gecede meydana gelen 51 sarsıntının ardından Türkiye’nin önde gelen dört yer bilimci bölgedeki hareketliliği değerlendirdi. Uzmanlar, Adalar açıklarında kaydedilen mikro depremlerin ne anlama geldiği ve beklenen büyük İstanbul depremiyle ilişkisi konusunda farklı değerlendirmelerde bulundu. Peş peşe meydana gelen küçük ölçekli depremler nedeniyle Marmara’daki sismik hareketlilik yeniden gündemin öne çıkan başlıklarından biri olurken, bölgedeki gelişmeler yakından takip ediliyor.

Science dergisi bu bölgeye dikkat çekmişti

İstanbul'u etkilemesi beklenen Marmara Depremi'ne ilişkin uluslararası hakemli dergi Science'da geçen yıl bir makale yayımlanmıştı. Aralarında Türk uzmanların da bulunduğu ekip tarafından kaleme alınan makalede; bölge yaklaşık 20 yılı kapsayan sismik katalog kullanılarak analiz edildi. Makalede Adalar Segmenti için şu ifadelere yer verilmişti:

"- Doğuya doğru ilerleyen bir dizi 5'ten büyük deprem ve son 15 yılda MMF'nin doğuya doğru kademeli kısmi kırılmasını gösteriyoruz.

- Fayın sismik olarak aktif kısmı, sürünme ve geçiş segmentlerini içermekte olup, en son sismik aktivitenin bir kısmı, İstanbul'un güneyindeki muhtemelen kilitli Prens Adaları segmentinin yakınında yer almaktadır ve bu segmentin 7 büyüklüğünde bir deprem üretme potansiyeli bulunmaktadır."

Jeoloji Muhendisi Prof Dr Osman Bektastan Korkutan Uyari O Iki Fay Hattinda Her An Yikici D

Prof. Dr. Osman Bektaş: "Basit bir açıklamayla geçiştirilemez"

Prof. Dr. Osman Bektaş ise bölgedeki hareketliliğe farklı bir açıdan yaklaştı. Bektaş, deprem kümesinin yaklaşık 10 kilometre derinlikte Adalar-Çınarcık fay sistemi üzerinde geliştiğini belirtti. Aynı fay hattında 1963 yılında 6.3 büyüklüğünde bir depremin yaşandığını hatırlatan Bektaş, bölgede yoğun mikrodeprem aktivitesine dikkat çekti. Bektaş, artan deprem kümesinin yalnızca 'gaz patlaması' gibi basit bir açıklamayla geçiştirilemeyeceğini savunarak, fay zonundaki hareketliliğin ve bölgenin derin yapısının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Prof Dr Sener Usumezsoy Kimdir Nereli Kac Yasinda

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy: "Bu sarsıntılar büyük İstanbul depremiyle ilişkilendirilemez"

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Adalar açıklarındaki mikrodepremlerin beklenen büyük İstanbul depremiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini savundu. Üşümezsoy, Büyükada'nın güneyindeki sarsıntıların doğrudan ana fay üzerinde gerçekleşmediğini, bunun yerine ana fayı güneyden kuzeye doğru kesen ikincil ve üçüncül fay kollarında gerçekleştiğini belirtti. Üşümezsoy, bu yapıların büyük miktarda stres biriktirecek özellikte olmadığını öne sürdü. Adalar fayının büyük bir deprem üretme kapasitesinde olmadığını belirten Üşümezsoy, mevcut hareketliliğin yıkıcı bir deprem beklentisiyle yorumlanmaması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Üşümezsoy, Adalar fayı konusunda da dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Üşümezsoy, bu fayın yaşlı ve ölü bir fay olduğunu belirterek Adalar fayından büyük bir deprem çıkmayacağını savundu. Büyükada çevresindeki son hareketliliği daha önce bölgede oluşan stresin küçük ölçekte boşalması olarak değerlendiren Üşümezsoy, bunun Marmara'da görülebilen olağan süreçlerden biri olduğunu söyledi. Mikro depremlerin yıllar önce hazırladıkları fay haritalarıyla da uyumlu olduğunu belirten Üşümezsoy, 1999'dan bu yana bölgede benzer şekilde tetiklenmiş küçük ölçekli sarsıntıların yaşandığını ifade etti. Üşümezsoy, Adalar çevresindeki mikro depremlerin tek başına orta veya büyük ölçekli bir deprem beklentisi oluşturmayacağını vurguladı. Yaşanan hareketliliğin kamuoyunda 'İstanbul depremi geliyor' şeklinde yorumlanmasının bilimsel verilerle desteklenmediğini de savundu.

Övgün Ahmet Ercan Yeni Bakış

Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan: "Büyük deprem için tarih en erken 2045"

Deprem bilimci Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan ise Adalar'ın güneybatısında etkinleşen sarsıntıların halkı gereksiz paniğe sevk etmemesi gerektiğini belirtti. Deprem kestirimlerinin sadece küçük sarsıntı sayısına bakılarak yapılamayacağını, yerin yaklaşık 12 fiziksel özelliğinin izlendiğini aktaran Ercan, uzun vadeli projeksiyonunu paylaştı. Kuzey Marmara'da 7 ila 10 kilometre odak derinliğinde iki ana deprem beklediğini belirten Ercan, kırılmanın yatay bileşeninin 1.5-2 metre sağ atımlı, düşey bileşeninin ise yaklaşık 1 metre olacağını kaydetti. Süpürtü (tsunami) dalga yüksekliğinin 2.5 metreyi aşmayacağını öngören Ercan, büyük deprem için takvim olarak en erken 2045, en olası dönem olarak 2075 yılını işaret ederken sürecin 2150'ye kadar gecikebileceğini ifade etti.

Prof Dr Okan Tuysuz Acikladi Buyuk Deprem Uyarisi Yeniden Gundemde

Prof. Dr. Okan Tüysüz: "Bekleyip göreceğiz"

Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz, yaşanan hareketliliğin doğrudan büyük bir depremin habercisi olarak yorumlanamayacağını vurguladı. Tüysüz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

'Her büyük depremin arkasından artçı depremler olur ancak her büyük depremden önce öncü deprem olmaz. Bir depremin ya da depremlerin öncü olduğu arkasından büyük deprem gelince anlaşılır. Adalar fayı üzerinde meydana gelen mikrodepremler, bu fayın aktif olduğunu işaret etmek dışında bir anlam taşımaz. Bekleyip göreceğiz.'

Kaynak: Haber Merkezi