Mesleki Eğitim Merkezleri'ndeki (MESEM) çocuk işçi ölümleri, çocukların güvencesiz koşullarda çalıştırıldığı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Eğitim çağındaki çocukların işyerlerinde denetimsiz biçimde çalıştırıldığı iddiaları, kamuoyunda büyük endişe yaratıyor. MESEM çerçevesinde eğitim gördüğü işyerlerinde yaşamını yitiren çocuklara ilişkin vakalar, toplumsal tepkiyi büyütüyor. Çocukların hem eğitimden uzaklaştığı hem de iş cinayetlerine açık hale geldiği yönündeki eleştiriler, programın yapısının acilen gözden geçirilmesi çağrılarını güçlendiriyor.

MESEM gerçeğinin artık toplumun gözünden kaçırılacak bir konu olmaktan çıktığını belirten Eğitim İş İzmir 1 No’lu Başkanı Özgür Şen, “Çocuklarımızın emeği üzerinden kurulan, denetimsizliğe ve ucuz işgücüne dayalı bu düzen her geçen gün yeni acılar üretmeye devam ediyor. Daha birkaç gün önce MESEM’e kayıtlı çocukların yaşamını yitirdiği haberleri ailelerin yüreğini dağlarken, bir çalıştayda sermaye temsilcilerinin yeniden ‘ucuz işgücü’ talep etmesi vicdan sahibi hiç kimsenin kabul edebileceği bir durum değildir. Bu tablo karşısında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in ortaöğretim öğrencilerinin yüzde 40’ının meslek liselerine yönlendirildiğini bir başarı olarak sunması ise mevcut adaletsizliği daha görünür hale getirmektedir. Bu merkezler adeta bir ‘çocuk işçi fabrikası’ haline getirilmiş, çocuklar düşük ücretlerle, güvencesiz, denetimsiz ve tehlikeli işlerde çalıştırılmaya başlanmıştır. Bugüne kadar MESEM’lere kayıtlı en az 17 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiştir.

Son 11 ayda çalışırken yaşamını yitiren çocuk sayısı, 78 çocuk işçi ile zirveye ulaştı. Her birinin ölümü, bu sistemin can güvenliğini hiçe sayan, sermayenin kâr hırsına teslim olma anlayışının sonucudur. Millî Eğitim Bakanlığı bu ölümlerin doğrudan sorumlusudur. Çocuklar okulda olmaları gereken yaşta, üretim bantlarında yaşamlarını yitiriyor; gelecekleri ve çocuklukları gasp ediliyor” dedi.

Özgür Şen-5

‘Yaşam hakları riske giriyor’

Tam da bakanlık zirvesinin sürdüğü günlerde Konya’da yaşanan acı olayın bu alarmın ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdiğini vurgulayan Şen, “Günlerce kayıp olarak aranan MESEM öğrencisi Berk İvacık’ın ‘yaşama isteğim kalmadı’ notu ile ölü bulunması, bu sistemin çocuklarımızı nasıl bir karanlığa sürüklediğinin en çarpıcı göstergesidir. Bir çocuğun çaresizliğini, umutsuzluğunu bu kadar ağır bir cümleyle ifade etmek zorunda kalması hepimizi derinden yaralamıştır. Bu trajedi, yalnızca bir çocuğun değil, hepimizin geleceğinden eksilen bir ışıktır. Bugünkü haliyle MESEM bir eğitim programı değildir; denetimsiz, kontrolsüz, çocuğun güvenliğini yok sayan, yetişkinlerin sorumluluklarını çocuklara yükleyen bir istihdam modelidir. Bir eğitim sisteminin varlık sebebi çocukların hayatını korumak iken, MESEM tam tersine çocukları yaşam hakkı dahil pek çok riskle baş başa bırakmaktadır. Bu nedenle bu uygulamadan derhal vazgeçilmelidir. Başka çocuklar ölmesin, başka anne babalar evlat acısı yaşamasın” ifadelerini kullandı.

Adnan Gürcan Kopya

‘Emekleri sömürülüyor’

MESEM’in çocuklarımızı eğitimin güvencesinden koparıp ucuz işgücü olarak gören karanlık bir yapıya dönüşmüş durumda olduğunu dile getiren İşsizlik Ve Pahalılıkla Savaş Derneği Şube Yöneticisi Adnan Gürcan Dalıcı, “MESEM kapsamında meslek lisesi öğrencileri, çıraklık eğitiminin temel aşamalarını bile almadan, işin teknik bilgisini öğrenmeden işyerlerine gönderiliyor; sadece hammaliye, ağır iş yükü ve yetişkin sorumluluklarıyla baş başa bırakılıyorlar. Bununla birlikte Kimya, Fizik, Matematik gibi temel derslerden geri kalıyor; yani hem emekleri sömürülüyor hem de eğitim hakları ellerinden alınıyor. Üstelik artık yalnızca sömürü değil, ölüm gerçeğiyle yüz yüzeyiz. Son dönemde MESEM öğrencilerinin yaşamını yitirdiği haberler, sistemin çocukları nasıl bir tehlikenin ortasına attığını acı bir şekilde ortaya koyuyor. Denetimsiz, kontrolsüz ve tamamen piyasa ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiş bu düzen, çocuk işçi ölümlerinde dramatik bir artışa yol açıyor. Küçücük yaşta fabrikalarda, tarlalarda, atölyelerde çalışan çocukların hayatını kaybetmesi toplum olarak içinde bulunduğumuz çöküşün en ağır göstergelerinden biri. Ailelerin derinleşen işsizlik, pahalılık ve güvencesizlik nedeniyle çocuklarını çalıştırmak zorunda kalması ise bu tablonun başka bir trajik yüzü” dedi.

‘Eğitim süreleri kısaltılıyor’

MESEM uygulamasının, gerçekte çocuk işçiliğini resmileştiren bir düzenleme olduğunu vurgulayan Dalıcı, “Şimdi ise bu uygulamayı meşrulaştırmak çocuklarımızı para babalarına peşkeş çekmek için eğitim süresini kısaltmak peşindeler. Bunun sonucunda çocuklarımızı çocuk işçiliğine, çocuk evliliklerine mahkum etmekteler. Milli Eğitim Bakanlığı ve patronların isteyerek kurdurttuğu sistem, yaşanan her bir çocuk işçi ölümünün baş sorumlusudur” diye konuştu.

Kaynak: Filiz Erol