İzmir’de Ramazan ayının başlamasıyla iftar sonrası tatlı kültürü bir kez daha canlanırken, tatlı alışverişi yapan vatandaşın tercihlerinde ekonomik kaygılar öne çıkıyor. Geleneksel olarak sofraların vazgeçilmezi baklava, zamlarla birlikte yükselen fiyatlarıyla gündemde. İzmir ve civarındaki tatlıcıların menülerine göre bir kilo baklava ağırlıklı olarak 1100 liradan başlayıp 2 bin lira ve üzerine kadar çıkabiliyor; çeşit ve kaliteye göre bu rakamlar daha da yüksek olabiliyor. Bu ekonomik tabloda, birçok tüketici baklavanın maliyetinin yüksek olması nedeniyle daha uygun fiyatlı alternatiflere yöneliyor. Özellikle tulumba tatlısı, porsiyon başına çok daha düşük fiyatlarla sunulabildiği için Ramazan akşamlarında vatandaşın favorileri arasına girdi. İzmir’de iftar sonrası tatlı alışverişine çıkanlar, yoğun zam baskısı altında baklava yerine hem daha ekonomik hem de geleneksel damak tadını koruyan tulumbayı tercih etmeye başladı. İftar sonrasında çayın yanında tulumba tatlısı almak, geçen yıllara göre daha yaygın bir tercih haline geldi.

Ihsan Esen2

Tepsi yerine tane

İzmir Şekerciler ve Pastacılar Odası Başkanı İhsan Esen, Ramazan ayında tatlı tercihinin her ne kadar kişisel zevklere göre değişse de, genel eğilimin daha hafif ürünlerden yana olduğunu belirtti. Esen, işin ekonomik boyutunun her geçen yıl daha fazla hissedildiğini aktararak, “Geçmiş yıllarla kıyaslandığında satışların düştüğü açıkça görülüyor. Önceden bir kilo, hatta bayramlarda bir tepsi tatlı alan aileler artık gramajı düşürüyor. Bir kilo yerine yarım kilo, yarım kilo yerine birkaç dilim. Bunun en temel nedeni ise fiyatlar. Vatandaşın alım gücü azaldıkça tatlı alışverişi de küçülüyor. Fiyat artışlarının nedeni doğrudan maliyetlere bağlı. Ham maddeler ciddi oranda pahalanmış durumda. Antep fıstığının kilosu 2 bin lirayı aşmış durumda. Kaliteli cevizin kilosu 500-600 liranın altında değil. Fındık bile bin liranın üzerine çıkmış durumda. Bunun üzerine tereyağı, un ve diğer tüm yardımcı malzemeler ekleniyor. Sadece ürün maliyeti değil; işçi giderleri, personel maaşları, sigorta primleri, vergiler ve diğer işletme masrafları da yükselmiş durumda. Tüm bu giderler hesaba katıldığında, esnafın ürünü zararına satması mümkün değil. Mecburen maliyet artışı fiyatlara yansıyor. Fiyat yükseldikçe vatandaş daha temkinli davranıyor. Önceki yıllarda tepsi tepsi alınırken, artık yarım kilo ya da taneyle alınıyor. Tüketim alışkanlığı miktar olarak küçülüyor ama tamamen de bitmiş değil. Çünkü tatlı, özellikle Ramazan’da, sofranın vazgeçilmez bir parçası olmaya devam ediyor” diye konuştu.

‘Miktarlar azalıyor’

Tulumba tatlısının ayrı bir yerde durduğunu vurgulayan İhsan Esen, “Özellikle iftara yakın saatlerde sokakta kızaran tulumbanın kokusu insanı cezbediyor. Sıcak sıcak hazırlanması, görsel olarak iştah kabartması ve diğer şerbetli tatlılara göre nispeten daha uygun fiyatlı olması nedeniyle talep görüyor. Tulumba fiyatları da bulunduğu semte ve işletme sınıfına göre değişiklik gösteriyor. Merkezi ve üst segment bölgelerde fiyatlar daha yüksekken, daha mütevazı semtlerde nispeten düşük olabiliyor. Yine de günümüzde en düşük tulumba fiyatı dahi dört yüz liranın altına inmiyor, ortalama 400 ile 700 lira arasında değişiyor. Ramazan’da tatlı tüketimi sürüyor ancak miktarlar azalıyor. Sütlü tatlılar sağlık ve hafiflik nedeniyle öne çıksa da baklava hâlâ kültürel bir alışkanlık olarak güçlü yerini koruyor. Fakat artan maliyetler hem esnafı hem vatandaşı zorluyor. Tatlı var, talep de var ancak artık herkes daha hesaplı, daha ölçülü ve daha temkinli davranıyor” sözlerine yer verdi.

Veysel Murat

‘Eski canlılık yok’

Ramazan ayı öncesinde fiyat güncellemesi yaptıklarını aktaran Ağam Baklavaları ikinci kuşak temsilcilerinden Veysel Murat, “Ramazan boyunca da herhangi bir zam yapmama kararı aldık. Vatandaş zaten zor bir dönemden geçiyor; en azından bu mübarek ayda fiyatların sabit kalması gerektiğini düşündük. Şu an fıstıklı baklavanın kilosu 1450 lira, cevizli baklava ise 1100 lira seviyesinde satılıyor. Artan maliyetlere rağmen Ramazan içinde ekstra bir artış yapmadık. Geçmiş yıllarla kıyaslandığında aynı canlılıktan söz etmek zor. Tane bazında ciddi bir düşüş olduğunu söylemek doğru olmaz; satış tamamen bitmiş değil. Fakat on yıl önceki Ramazanlarla bugünü kıyasladığımızda tablo farklı. O dönem insanlar daha rahat alışveriş yapabiliyordu. İnsanlar bütçesini düşünerek hareket ediyor. Bir de şehirlerarası fiyat farkı var. Örneğin İstanbul’da fıstıklı baklava iki bin lira seviyelerine kadar çıkmış durumda. Biz İzmir’de daha uygun fiyatla satış yapmaya çalışıyoruz. Fiyatları dengede tutmaya, vatandaşın erişebileceği seviyede bırakmaya gayret ediyoruz” diye konuştu.

Kaynak: Filiz Erol