Dijital miras ve yapay zekâ teknolojilerinin sınırlarını zorlayan yeni bir gelişme kamuoyunda etik tartışmaları yeniden alevlendirdi. Teknoloji devi Meta’nın, 2023 yılında bir kullanıcının platformu kullanmayı bırakması ya da hayatını kaybetmesi durumunda sosyal medya faaliyetlerini taklit edebilecek bir yapay zekâ sistemi için patent aldığı ortaya çıktı. Söz konusu patent, hayatını kaybeden ya da uzun süre aktif olmayan kullanıcıların dijital davranışlarını analiz ederek, onların üslubunda içerik üretilebilmesini ve etkileşim kurulabilmesini öngörüyor. Bu durum, “dijital hayalet” tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Dijital Kopya Senaryosu
Patent dokümanına göre sistem; kullanıcının geçmiş paylaşımları, mesajlaşma dili, etkileşim alışkanlıkları ve sosyal ağ davranışlarını analiz ederek bir profil modeli oluşturuyor. Bu model, yapay zekâ aracılığıyla o kişinin çevrimiçi varlığını sürdürmesini sağlayabiliyor. Teorik olarak bu teknoloji, hayatını kaybeden bir kullanıcının profilinden mesaj gönderilmesi, doğum günü kutlaması yapılması ya da yeni arkadaşlık isteği iletilmesi gibi senaryoları mümkün kılabiliyor. Her ne kadar bu özellik aktif olarak devreye alınmış olmasa da patentin varlığı, platformların gelecekteki yönelimine dair önemli bir sinyal olarak değerlendiriliyor.
Dijital Miras mı, Etik Risk mi?
Uzmanlara göre bu tür bir yapay zekâ uygulaması iki farklı perspektifi beraberinde getiriyor. Bir kesim, dijital anıların korunması ve sevdiklerin hatırasının yaşatılması açısından teknolojinin anlamlı olabileceğini savunuyor. Özellikle yas sürecinde psikolojik destek aracı olarak kullanılabileceği ifade ediliyor. Diğer yandan etik ve hukuki riskler dikkat çekiyor. Bir kişinin ölümünden sonra dijital kimliğinin taklit edilmesi; veri güvenliği, rıza, miras hukuku ve kişisel haklar açısından ciddi soru işaretleri barındırıyor. Uzmanlar, açık onay mekanizması olmadan böyle bir uygulamanın hayata geçirilmesinin ciddi toplumsal tepkiye yol açabileceğini belirtiyor.
Meta’dan Resmi Açıklama Yok
Meta cephesinden patentin aktif bir ürün ya da özellik olarak devreye alınıp alınmayacağına ilişkin net bir açıklama yapılmadı. Bilindiği üzere büyük teknoloji şirketleri, hayata geçirmeyi planlamadıkları birçok teknoloji için de patent başvurusunda bulunabiliyor. Ancak şirketin son yıllarda yapay zekâ yatırımlarını artırdığı ve kullanıcı verilerinin analizine dayalı sistemler geliştirdiği biliniyor. Bu bağlamda söz konusu patent, şirketin uzun vadeli yapay zekâ stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Sosyal Medyada “Dijital Hayalet” Tartışması
Patent haberinin gündeme gelmesiyle birlikte sosyal medyada yoğun tartışmalar başladı. Kullanıcılar, “Ölen bir yakınımdan mesaj almak ister miyim?” sorusunu gündeme taşırken, birçok kişi bunun travmatik sonuçlar doğurabileceğini dile getirdi. Dijital platformların artık yalnızca iletişim aracı değil, aynı zamanda bireylerin kimlik uzantısı haline geldiği bir dönemde, ölüm sonrası dijital varlığın nasıl yönetileceği küresel ölçekte yeni bir tartışma alanı oluşturuyor.
Hukuki Düzenleme İhtiyacı
Uzmanlar, yapay zekâ destekli dijital kopya teknolojilerinin net bir yasal çerçeveye ihtiyaç duyduğunu vurguluyor. Kullanıcının hayattayken açık rızasının alınması, mirasçıların haklarının korunması ve veri güvenliği protokollerinin belirlenmesi gerektiği ifade ediliyor. Teknolojinin sınırlarının genişlediği bu yeni dönemde, dijital kimliğin ölüm sonrası statüsü hem hukuk hem etik hem de psikoloji alanında kapsamlı bir düzenleme gerektiriyor. Meta’nın aldığı patent, henüz uygulanmış bir özellik olmasa da, yapay zekânın insan kimliğiyle kurduğu ilişkinin geleceğine dair çarpıcı bir örnek sunuyor. Dijital dünyada “ölüm” kavramının nasıl tanımlanacağı ise önümüzdeki yıllarda daha yoğun tartışılacak gibi görünüyor.





