İzmir, tıbbi aromatik bitkiler alanında yeni ve stratejik bir döneme giriyor. Kınık ilçesinde kurulmakta olan ihtisas organize sanayi bölgesinde tıbbi aromatik bitkilerden ilaç, kozmetik ve destek ürünleri üretimi için altyapı çalışmaları başladı. Türkiye’de ilk kez bu kapsamda gerçekleştirilecek üretim modeliyle, hem sağlık sektöründe dışa bağımlılığın azaltılması hem de yüksek katma değerli ürün ihracatının artırılması hedefleniyor.

Ham madde: Kenevir

Dünyada tek olacağı belirtilen tıbbi aromatik bitkiler ihtisas organize sanayi bölgesinde kenevirden ilaç, kozmetik ve destek ürünlerinin üretimini yapılacağını belirten Kınık Tarıma Dayalı İhtisas Organize Tarım Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı ve Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Üyesi Enver Olgunsoy, “İlaç üretimine yönelik kenevir ekim izni bu bölgeye verildi. Böylece kenevirden hem tıbbi ilaçlar hem de kozmetik ve destek preparatları elde edilebilecek. Kenevir üretimi üç ayrı izin kapsamında yürütülüyor. Birinci tür endüstriyel kenevir. Bu türde bitkinin liflerinden kumaş, kağıt ve çeşitli sanayi ürünleri elde ediliyor. 5-6 metreye kadar uzayabilen kenevir, lif verimi yüksek ve çok yönlü bir bitki. Endüstriyel üretimde çiçekli kısımlar kontrollü şekilde kesiliyor, tartılıyor ve teslim ediliyor. Hasat süreci resmi denetim altında yapılıyor çünkü çiçek kısımları farklı amaçlarla kullanılabilecek özellik taşıyor” dedi.

Enver Olgunsoy2

‘Parkinson ilacı olacak’

İkinci tür kenevirin, çiçek ve yapraklardan etken madde elde edilerek ilaç üretimine yönelik kenevir olduğunu vurgulayan Olgunsoy, “Bu bölümde kenevirden elde edilen etken maddeler çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılabiliyor. Parkinson gibi nörolojik hastalıklarda, titreme kontrolünde ve bazı ağır hastalıklarda destekleyici tedavi olarak kullanılabiliyor. Türkiye’de bu tür üretim bugüne kadar yapılmadı; ilaçlar genellikle yurt dışından temin ediliyordu. Yeni projeyle bu üretimin organize sanayi bölgesinde, tamamen kontrollü bir yapı içinde yapılması planlanıyor. Kenevirin üretimi de tıpkı haşhaş gibi kontrol memurlarının gözetiminde yapılacak. Ürün miktarı kayıt altına alınacak ve nakliyesi dahi kurallara bağlı olacak. Sürecin hayata geçmesi yaklaşık bir yılı bulabilecek” diye konuştu. Bu segmentte destek ürünleri, enerji verici preparatlar, kremler, şampuanlar ve çeşitli kozmetik ürünler üretilecek. İlaç, kozmetik ve destek ürünleri üretimi organize sanayi bölgesinde gerçekleştirilecek. Kenevirin yalnızca çiçeği değil tohumu da değerlendirilecek. Tohumundan yemeklik yağ üretilebiliyor. Haşhaşta olduğu gibi, bitkinin belirli kısımlarından tıbbi etken maddeler elde edilirken, diğer kısımları gıda ve farklı alanlarda kullanılabilecek.

Yabancılar da takipte

Hedeflerinin en ileri işleme aşamasına kadar üretimi gerçekleştirip o şekilde pazarlamak olduğunu söyleyen Olgunsoy, “Bölgede safran gibi emek yoğun tıbbi aromatik bitkiler de üretilecek. Safranın hasadı tamamen elle yapıldığı için yüksek istihdam gerektiriyor. Parsel talepleri dikkate alındığında yaklaşık 5 bin 500 – 6 bin kişilik istihdam öngörülüyor. Yabancı yatırımcı ilgisi de bulunuyor. Bir Hollanda firması bölgede yer almış durumda. Japonya’daki tarım fuarlarına katılım sağlanarak uluslararası tanıtım yapılıyor. İzmir hâlihazırda tıbbi aromatik bitki ihracatında önemli bir merkez konumunda. Bu projeyle birlikte üretim, işleme, Ar-Ge ve ticaretin aynı merkezde toplanması hedefleniyor” şeklinde konuştu. Olgunsoy, “Tesis yatırımlarının yaklaşık yüzde 70’i Avrupa Birliği fonları, ilgili bakanlık destekleri ve kamu hibeleriyle karşılanabilecek. Yani yatırımcının doğrudan üstleneceği maliyet yaklaşık yüzde 30 seviyesinde kalacak. Bu da özel sektör açısından önemli bir avantaj anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

500 milyonu bulacak

Bölgenin toplam 1 milyon 330 bin metrekare büyüklüğe sahip olduğunu da sözlerine ekleyen Enver Olgunsoy, “Bunun yaklaşık 800 bin metrekaresi tahsis edilebilir durumda. İlk etapta kurulacak üretim tesisleri, temel laboratuvarlar ve teknik birimlerle birlikte yatırımın asgari 300–350 milyon lira seviyesinde olacağı öngörülüyor. İlerleyen aşamalarda özellikle ilaç, kozmetik ve tıbbi aromatik bitkiler alanında üretim yapılacağı için standardizasyon ve ileri analiz laboratuvarlarının kurulması gerekecek. Bu merkezlerde ürünlerin içeriğindeki aktif bileşen oranları ölçülerek uluslararası standartlara uygunluk sağlanacak. Bu ikinci faz yatırımları da devreye girdiğinde toplam maliyet 400–500 milyon lira bandına ulaşabilir” diye konuştu.

3 fakülteyle işbirliği

Ar-Ge merkezinin henüz tamamlanmadığını belirten Olgunsoy, “Bölgede altyapı çalışmaları sürüyor; yollar, elektrik, doğal gaz, temiz su ve arıtma sistemleri kuruluyor. Dört derin su kuyusu açılmış durumda. 2026 yılı sonunda altyapının tamamlanması planlanıyor. Şu aşamada Ar-Ge çalışmaları için üniversite laboratuvarlarından yararlanılması planlanıyor. Ziraat Fakültesi, Eczacılık Fakültesi ve Tarım Ekonomisi bölümleriyle iş birliği hedefleniyor. Ziraat üretim sürecini, Eczacılık etken madde ve ilaç geliştirmeyi, Tarım Ekonomisi ise dünya pazarlarını ve talep analizlerini takip edecek. Amaç yalnızca ham madde üretmek değil, ürünü işleyerek katma değeri artırmak. Örneğin kekikte yaş ürünle kurutulmuş ürün arasında ciddi fiyat farkı bulunuyor. Kurutma, yağ çıkarma ve etken madde izolasyonu gibi her aşama ürünün değerini katlayarak artırıyor” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Filiz Erol