Türkiye’de kayıtlı işsiz sayısı son bir yılda 100 bin kişilik artış gösterdi. Geniş tanımlı işsiz sayısının 11 milyon 593 bin kişiye çıktığı ülkede işsiz kalanların işe yerleştirilmesi de her geçen gün daha zor hale geliyor. Türkiye İş Kurumu’nun (İŞKUR) yayımladığı rapora göre, 2026 Ocak’ta kayıtlı iş arayan sayısı yıllık bazda yüzde 4.29 arttı. Kayıtlı iş arayanların sayısı ocak ayında geçen yılın aynı dönemine göre 99 bin 831 kişi artarak 2 milyon 427 bin 507’ye çıktı. Verilere göre son üç ayda artan kayıtlı işsiz sayısı 184 bin olarak kaydedildi.
İŞKUR verilerinde bir diğer dikkati çekici konu ise üniversiteli mezunların işsizliği oldu. Ocak’ta lisans, yüksek lisans ve doktora olmak üzere 293 bin 951 üniversite mezunu iş arıyor. Bu kişilerin 184 bin 824’ünü kadınlar, 121 bin 127’sini ise erkekler oluşturdu. Üniversite mezunu iş arayan kadınların, erkeklerden yüzde 52,5 daha fazla olduğu görüldü. Ayrıca, lisans, yüksek lisans ve doktora olmak üzere 253 bin 702 üniversite mezunu işsizlik ödeneğine başvurdu. Bu kişilerden 149 bin 235’i yani yüzde 59’u işsizlik ödeneği almaya hak kazanabildi.

‘Düşük ücretle çalışıyorlar’
Türkiye’de genç işsizlikte oranın, genel işsizlik oranını geride bırakarak alarm verdiğini aktaran Eğitim İş 1 No'lu Şube Başkanı Özgür Şen, “Son yıllarda dikkat çeken bir diğer olgu ise “diplomalı işsiz” gerçeğinin, genç işsizlikte başı çekmesi oldu. Özellikle üniversite mezunları arasında işsizliğin artmaya devam ettiği bir kez daha ortaya çıkmıştır. Gençlerimiz yıllarca emek vererek, ailelerinin büyük fedakârlıklarıyla üniversite diploması alıyor, ancak mezuniyet sonrası karşılaştıkları tablo, ne yazık ki umut değil umutsuzluk üretiyor. Bugün Türkiye’de plansız açılan üniversiteler, nitelik yerine niceliği önceleyen yükseköğretim politikaları ve liyakatten uzak istihdam süreçleri, diplomalı işsiz sayısının artmasının temel nedenleri arasında. Özellikle genç öğretmen adayları başta olmak üzere birçok alanda binlerce mezun, mesleklerini icra edemeden farklı sektörlerde güvencesiz ve düşük ücretli işlerde çalışmak zorunda kalıyorlar” dedi.
‘Gelecek kaygıları artıyor’
Diplomalı işsizliğin yalnızca ekonomik bir sorun olmadığını aktaran Şen, “Aynı zamanda sosyal ve psikolojik sonuçları olan çok boyutlu bir problem. Gençlerin gelecek kaygısı artmakta, nitelikli insan gücü ya mesleği dışında çalışmakta ya, yurtdışına yönelmekte. Bu durum ülkemizin yetişmiş insan kaynağını kaybetmesi anlamına geliyor. Sorunun çözümü için üniversite kontenjanları bilimsel veriler ışığında yeniden düzenlenmeli, laik, bilimsel, kamusal, parasız ve nitelikli eğitim güçlendirilmeli ve mezunların istihdam edilebileceği alanlar oluşturulmalı. Kamu istihdamı liyakat esasına göre artırılmalı. Unutulmamalıdır ki, gençlerin umutlarının tükendiği bir ülkede geleceğin güçlü olması mümkün değildir. Diplomalı işsizliği azaltmak, yalnızca gençleri değil, ülkenin geleceğini kurtarmak anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

‘Rakamlar örtüşmüyor’
Türkiye İstatistik Kurumu’na göre (TÜİK) işsizliğin 33 aydır tek hanede olduğunu dile getiren İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği Başkanı Nesibe Gencer, “Ancak sokakta, evde, iş arayanlarda hissedilen gerçeklik bu rakamlarla örtüşmüyor. Keşke hayat da resmi verilerde anlatıldığı gibi olsaydı. Keşke enflasyon hep düşük kalsaydı, çoğunluk mutlu ve umutlu yaşasaydı. Ama yaşananlar bunun tam tersini gösteriyor. DİSK-AR verilerine göre 5,2 milyon kişi iş aramıyor ama çalışmaya hazır. Bu insanlar tembel oldukları için değil, defalarca kapıdan döndükleri, umutsuzluğa itildikleri için artık iş aramıyor. Gençlerin önemli bir bölümü ne eğitimde, ne istihdamda, ne de iş arama sürecinde. “Ev genci” denilerek geçiştirilen bu durum, aslında sistemin ürettiği bir çaresizlik. Bu gençler üretimde ve eğitimde olsaydı, ülkenin geleceği bambaşka olurdu. Son yıllarda 13 yaş altına kadar inen sokak çetelerinin ve suç gruplarının arkasında da çoğu zaman bu dışlanmış gençlik gerçeği vardır. İşsiz bırakılan, umutları kırılan gençler kolayca suça sürükleniyor. İşsizlik sadece ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir sorundur” diye konuştu.
“Piyasanın dışına itiliyor”
“Bugün 10 işsizden 8’i işsizlik ödeneğinden yararlanamıyor” diyen Pahalılıkla Savaş Derneği Başkanı Nesibe Gencer, “Yaklaşık 2,2 milyon kişi, adına kurulmuş bir fondan faydalanamadan hayat mücadelesi vermek zorunda kalıyor. Resmi rakamların gizleyemediği gerçek, her üç kişiden birinin ya işsiz ya güvencesiz ve eksik istihdam edilmekte olduğudur. Açlık sınırının 32, yoksulluk sınırının 98 bin lirayı aşmasına rağmen milyonlar bu rakamların çok altında gelirle yaşamaya zorlanmakta. Vekiller maaşlarının yetmediğinden söz ederken, halk geçim mücadelesi veriyor. İşverenler yeni personel almak yerine mevcut çalışanlara daha fazla iş yaptırıyor. Az işçiyle çok iş üretilmekte, kârlar büyürken emekçiler tükenmektedir. Geniş tanımlı işsizlik ve atıl işgücü oranları, ülkede çalışmaya hazır her üç kişiden birinin emeğinin karşılık bulamadığını gösteriyor. İnsanlar iş bulamadıkları için iş aramaktan vazgeçmekte ya da piyasanın dışına itiliyor. Kağıt üzerinde işsizlik düşerken, gerçek hayatta işsizlik derinleşiyor. İşsizlik azalmıyor, görünmez hâle getiriliyor. Bunun bedelini gençler, emekçiler ve yoksullaşan toplum ödüyor” dedi.





