Üniversiteyi kazanan öğrenciler için kayıt heyecanının yerini bu kez barınma telaşı aldı. Türkiye’de 2025 yılında 1 milyon 836 bin 496 yaşlı tek başına yaşarken, bu kişilerin yüzde 73,5’ini kadınlar oluşturuyor. Bir yanda yüksek kira ve yurt ücretleri nedeniyle ailesinin bütçesini zorlayan öğrenciler, diğer yanda evinde boş odası bulunan ve çoğu zaman yalnız yaşayan emekliler bulunuyor. Büyükşehirlerde yükselen kiralar ve özel yurt ücretleri, üniversite hayali kuran gençlerin önündeki en büyük engellerden biri haline gelirken, emekliler ise çözümün evlerinin boş odalarında olabileceğine dikkat çekiyor. Tek başına yaşayan, evinde kullanılmayan odası bulunan emekliler, bu odaların uygun koşullarla öğrencilere açılmasının hem gençlerin barınma yükünü hafifletebileceğini hem de yaşlıların yalnızlığını azaltıp az da olsa kendilerine bir gelir sağlanabileceğini belirtiyor.

‘Eskiye dönülebilir’
Hem gençlerin hem de emeklinin sorununun tek bir adımla çözülebileceğinin altını çizen DİSK Emekli-Sen eski Bölge Temsilcisi Sabahattin Yeşiltepe, evinde boş odası bulunan emeklilerin bu odaları üniversite öğrencilerine uygun ücretlerle açabileceğini belirtti. Yeşiltepe, “Bir oda, hem öğrencinin barınma sorununa hem emeklinin geçim sıkıntısına nefes olabilir. Toplumda eskiden var olan imece ve dayanışma kültürünün yeniden hatırlanması gerekiyor. Bugün insanlar aynı çatı altında bir odayı dahi paylaşmaya çekiniyor. Bu model yalnızca ekonomik bir çözüm olarak görülmemeli. Öğrenciler güvenli bir ortamda barınırken aynı zamanda farklı kuşaklarla bir arada yaşayarak kültürel bir paylaşımın parçası olabilir” dedi.
‘Emekliye de destek olur’
Emeklilerin yıllarca bu ülkeye hizmet ettiğini şimdi de gençlerin eğitimi yolunda onların yanında olmayı görev bildiklerini belirten Yeşiltepe, “Güvenli ve denetimli bir sistem oluşturulması halinde bu uygulama yaygınlaştırılabilir. Zira emekli aylıklarıyla geçinmek her geçen gün daha da zorlaşıyor. Boş odasını paylaşacak emekliler aynı zamanda küçük de olsa bir ek gelir de elde edebilir. Aylık 10 bin lirayla geçinmeye çalışan emekli yakınları var. İmkânı olan bir emeklimiz evindeki boş odasını çok yüksek olmayan bir ücretle bir öğrenciye açarsa, öğrenci daha uygun bir yerde kalır, emekli de bütçesine katkı sağlar. Böylece bir tarafta boş duran bir oda, diğer tarafta barınmak için yüksek bedeller ödemek zorunda kalan bir genç için anlamlı bir çözüme dönüşebilir” ifadelerini kullandı.

‘Ekonomik yük’
Üniversiteyi kazanmanın, gençler için büyük bir sevinç ve umut olması gerekirken bugün ne yazık ki yeni bir kaygının başlangıcı haline geldiğini aktaran Eğitim İş İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Özgür Şen, “Gençlerimiz üniversiteye gidecekleri kentte ‘nasıl barınacağım?’ sorusuyla karşı karşıya. Özellikle İzmir gibi büyükşehirlerde kira bedellerinin geldiği nokta, öğrenciler ve aileleri açısından ciddi bir ekonomik yük oluşturuyor. Bugün 1+1 eşyalı bir evin kirasının 30 bin liralar seviyesinden başlaması, üniversite eğitiminin yalnızca eğitim masrafından ibaret olmadığını açıkça gösteriyor. Kiranın yanında depozito, aidat, faturalar, ulaşım ve temel ihtiyaçlar eklendiğinde ortaya ailelerin karşılamakta zorlandığı çok ağır bir tablo çıkıyor. Devlet yurtlarının kapasitesinin artırılması, öğrencilerin nitelikli, güvenli ve ulaşılabilir barınma hakkının güvence altına alınması gerekirken gençlerimiz özel yurtlara ve yüksek kiralara mahkum ediliyor. Eğitim hakkı, ailenin ekonomik gücüne göre belirlenmemeli” diye konuştu.
‘Sosyal dayanışma olur’
Öte yandan aynı ekonomik tablonun emeklileri de ağır biçimde etkilediğini vurgulayan Şen, “Yıllarca çalışmış, ülkenin üretimine ve sosyal yaşamına katkı sunmuş emekliler bugün temel ihtiyaçlarını karşılamak, kirasını ödemek ve ay sonunu getirmek için mücadele ediyor. Dolayısıyla bir emeklinin evindeki boş odayı öğrenciyle paylaşmasının arkasındaki asıl neden ekonomik sıkıntılar. Çünkü burada yalnızca öğrencinin barınma sorunu değil, emeklinin de geçim sorunu var. Güvenli, gönüllü ve devlet tarafından denetlenen modeller elbette değerlendirilebilir. Emekliler ile barınma ihtiyacı bulunan gençlerin bir araya gelmesi, doğru kurallar ve sosyal destek mekanizmaları oluşturulursa her iki taraf için de sosyal bir dayanışma alanına dönüşebilir” ifadelerini kullandı.
‘Yurt sayısı artmalı’
Asıl yapılması gerekenin kamusal yurtların sayısının artırılması olduğunu kaydeden Eğitim İş İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Özgür Şen, “Öğrencilerin barınma hakkını güvence altına almak, üniversite öğrencilerinin eğitim gördükleri kentlerde insanca yaşayabilecekleri ekonomik koşulları yaratmak ve emeklilerin insanca yaşayabileceği bir gelir düzeyini sağlamaktır. Bugün öğrencilerimiz ev bulamıyor, aileler çocuklarını okutmanın maliyetini karşılamakta zorlanıyor, emekliler ise yıllarca çalıştıktan sonra hâlâ geçim mücadelesi veriyor. Bu tablo bize bireysel dayanışmanın ne kadar değerli olduğunu değil sadece; aynı zamanda kamusal politikaların ne kadar yetersiz kaldığını da gösteriyor. Eğitim haktır, barınma haktır, insanca yaşamak haktır. Gençlerimizin üniversite kazanmanın sevincini yaşayabildiği, emeklilerimizin ise evindeki boş odayı gelir elde etmek için açmak zorunda kalmadığı bir Türkiye'yi yaratmak zorundayız” sözlerine yer verdi.





