8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaklaşırken Türkiye’de kadınların yaşam hakkına ilişkin veriler yine ağır bir tabloyu ortaya koyuyor. 2025 yılı Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’na göre 148 ülke arasında tam 135’nciyiz. Geçtiğimiz yıl 294 kadın katledilirken 297 kadın da şüpheli şekilde ölü bulundu. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun yayımladığı 2026 yılı raporuna göre bu yılın ilk 2 ayında ise 45 kadın cinayeti işlenirken 43 kadın da şüpheli şekilde öldürüldü.

‘Doğurmaları isteniyor’
Her sabah yeni bir kadın cinayeti haberiyle uyandıklarını belirten Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, “Gün geçmiyor ki bir kadın vahşice öldürülmesin. Bazı günler bir günde 6 kadının hayatını kaybettiğini görüyoruz. Bu durum toplumun vicdanını sarsan, derin bir güvenlik ve adalet krizine işaret ediyor. Bu cinayetlerin hiçbirinin tesadüf ya da münferit olaylar olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Kadınları şiddetten korumak için çıkarılan 6284 sayılı kanunun da etkin ve kararlı biçimde uygulanmadığı yönünde çok sayıda örnek bulunuyor. Bununla birlikte, kadınların toplumsal hayattaki yerini daraltan söylemler de bu atmosferi besliyor. Kadınların kamusal alandan çekilmesi gerektiğini ima eden, onları yalnızca ev ve annelik rolleriyle sınırlayan politik ve toplumsal söylemler, kadınların eşit yurttaşlık haklarını gölgede bırakıyor. Kadınlara sürekli daha fazla çocuk doğurmaları gerektiğinin telkin edilmesi, yaşamlarının merkezine yalnızca aile içindeki rollerin konulması, kadının birey olarak varlığını ikinci plana iten bir anlayışı güçlendiriyor” dedi.
‘Ya internet ya esnaf’
Kadın haklarına yönelik tartışmaların arttığı dönemlerde kadın cinayetlerinde belirgin bir yükseliş yaşandığını vurgulayan Osmanoğulları, nafaka hakkı, Medeni Kanun’daki düzenlemeler veya kadınları koruyan yasaların değiştirilmesi gibi tartışmaların gündeme gelmesiyle kadın cinayetlerinde de gözle görülür bir artış yaşandığına dikkat çekti. Bir diğer önemli gerçek ise kadınların en çok ateşli silahlarla öldürülmesi. Bireysel silahlanmanın ulaştığı boyut, kadın cinayetlerinin ölümcül sonuçlara dönüşmesinde önemli bir rol oynuyor. Faillerin mahkeme salonlarında verdikleri ifadelerde silahları internet üzerinden kolaylıkla satın alabildiklerini dile getirdiklerini aktaran Osmanoğulları, “Ayrıca silahı mahalledeki bir esnaftan temin ettiklerini söylemeleri de bu erişimin ne kadar kontrolsüz olduğunu açıkça ortaya koyuyor” diye konuştu.
‘Kadınlara yasak’
Erkeklerin bu kadar kolay silahlanabildiği bir ortamda kadınlar kendilerini güvende hissetmediğini vurgulayan Tülin Osmanoğulları, “Bu nedenle birçok kadın kendini korumak için en basit savunma araçlarına yöneliyor. Kimisi boks veya Uzakdoğu dövüş sporlarına yazılıyor kimisi poligonlarda atış eğitimi alıyor. Bazıları da çantalarında biber gazı taşıyor. Bunların sayısı her geçen gün artıyor fakat ilginç bir çelişki de burada ortaya çıkıyor. Kadınlar çantalarında biber gazı olduğu için bazı alışveriş merkezlerine ya da kalabalık alanlara alınmazken, aynı yerlerde saldırganların çok daha tehlikeli silahlarla dolaşabildiğine tanık olunuyor. Kadınlar bir alışveriş merkezine biber gazıyla giremezken, saldırganların hastaneye pompalı tüfekle ya da adliyeye bıçakla girebilmesi, güvenlik mekanizmalarının ne kadar yetersiz kaldığını gözler önüne seriyor. Bütün bu tablo, kadın cinayetlerinin yalnızca bireysel suçlar değil, aynı zamanda yapısal bir sorun olduğunu ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.

Poligonlar da doldu
Kadınlar, kendilerini savunmak için silah kullanmayı da öğreniyor. Poligonlarda kadınların sayısı erkekleri geçerken eğitimlerde atıcılık üzerine derseler de alıyorlar, İzmir’de poligon işletmeciliği yapan Hakan Altunay, uzun süredir erkeklerin ağırlıkta olduğu bu alanda kadınların sayısının da hızla artmaya başladığını aktardı. Altunay, “Hatta bazı alanlarda kadınların sayısı erkekleri geride bırakmaya başladı. Tam olarak yarı yarıya olmasa da oranların yüzde 60’a kadar yaklaştığı dönemler yaşanıyor. Son dönemde kadına şiddet olaylarının ardından, özellikle genç kadınlar, kendilerini koruyabilmek adına önlem almak için bu tarz sporlara yöneldi. Profesyonel eğitim gerektiren atıcılık branşlarında da kadınların sayısı artıyor. Daha önce bu alanlara mesafeli duran birçok kadın sporcu artık eğitimlere katılıyor hatta bir kısmı yarışmalarda bile yer alıyor” ifadelerini kullandı. Atıcılığın dikkat, sabır ve kontrol gerektirdiğine dikkat çeken Altunay, “Kadınlar bu konularda oldukça başarılı. Atış sırasında daha fazla düşünerek hareket etmeleri, kas kontrolünü daha dikkatli kullanmaları ve daha planlı davranmaları önemli bir avantaj sağlıyor” ifadelerini kullandı.
‘Faillerin suç kaydı var’
Öte yandan son yıllarda çıkarılan yargı paketleriyle birlikte örtülü af niteliği taşıyan düzenlemelerin de kamuoyunda tartışıldığını aktaran Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, “Belirli aralıklarla yapılan bu düzenlemeler sonucunda çok sayıda hükümlü cezaevinden tahliye ediliyor. Son çıkarılan on birinci yargı paketiyle yaklaşık 50 bine yakın kişinin serbest bırakıldığı ifade ediliyor. Bu kişilerin bir kısmının serbest kaldıktan kısa süre sonra yeniden suç işlediği yönünde tespitler bulunuyor. Kadın örgütlerinin verilerine göre yalnızca bu düzenleme sonrasında serbest bırakılan bazı kişiler tarafından kısa sürede birden fazla kadın cinayeti işlendiği kaydedildi. Kadın cinayetlerine ilişkin bir başka çarpıcı gerçek ise faillerin çoğunun daha önce suç kaydı bulunması. Yani toplum, sabıka kaydı olan, geçmişte şiddet uygulamış kişilerle aynı sokakları paylaşmak zorunda kalıyor. Kadınlar her gün işe giderken, sokakta yürürken, toplu taşıma kullanırken karşılaşabilecekleri riskleri düşünmek zorunda bırakılıyor. Oysa kadınların kendilerini korumak zorunda kalmaması gerekir. Bir kadının güvenliğini sağlamak bireysel bir mücadele değil, devletin temel sorumluluğudur. Ancak pratikte koruma kararlarına rağmen öldürülen çok sayıda kadın bulunuyor. Mahkemeler tarafından verilen uzaklaştırma ya da koruma kararları kimi zaman uygulanmıyor ya da yeterince denetlenmiyor” dedi.





