Ankara Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den istifası siyasi kulislerde tartışılmaya devam ederken, süreci değerlendiren Siyaset Bilimci Dr. Zekiye Seda Sönmez, yaşanan gelişmenin yalnızca bireysel bir ayrılık olmadığını, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yerel yönetimlerdeki örgütsel yapısına ve parti içi işleyişine dair önemli tartışmaları yeniden gündeme taşıdığını dile getirdi. Ayrıca bu olayın CHP’nin iktidara yürürken eski reflekslerini taşıyıp taşıyamayacağıyla ilgili olduğuna dikkat çeken Sönmez, böyle devam etmesi halinde iktidar yolunda kopuşların artacağını söyledi.
KIRILGAN BİR ÖRGÜTSEL ZEMİNE SAHİP
Mesut Özarslan’ın CHP’den istifası, yerel yönetimlerde CHP’nin maalesef ki kırılgan bir örgütsel zemine sahip olduğunu gösteriyor” diyerek sözlerine başlayan ve muhafazakâr ve milliyetçi yönü güçlü bir ilçede bu tür kopuşların olası kabul edileceğini belirten Sönmez, “Cumhuriyetin kurucu partisi olan bir partide bu gibi yaklaşımlar gerçekten üzücü. Çünkü bu parti kırılganlık değil kenetlenme üzerine kurgulanmış bir gelenekten geliyor. Bu her ne kadar yapısal bir bozukluk gibi görülse de aslında CHP kurucu değerlerine sahip çıkan ve örgütsel bir gelenekten gelen parti oluşumundadır. Burada sorgulamamız gereken konu kişilerin acaba o örgütün hangi geleneğinden gelip gelmediğidir. O zaman da Mesut Bey’in CHP aidiyeti sorgulanır ki bu da bugünkü davranışının özetini oluşturuyor zaten. Çünkü özellikle Ankara gibi sembolik önemi yüksek bir kentte, Keçiören gibi sosyolojik olarak aslında muhafazakâr ve milliyetçi damarı güçlü bir ilçede bu tür kopuşlar bence çok da sürpriz olmadı. Bu kişinin geçmişten gelen söylemlerini de hesaba kattığımızda gerçekten olağan bir durumdur diyebiliriz” şeklinde konuştu.

ESKİSİ KADAR GÜÇLÜ BİR HAMLE DEĞİL
Özarslan’ın istifasının ardından, AK Parti’ye geçeceği yönündeki iddialar güçlendi. Ancak bu iddialara Ak Parti cephesinden Ömer Çelik’in olumsuz yanıt vermesi kafa karışıklığına sebep oldu. Yaşanan senaryoyu her iki pencereden değerlendiren Sönmez, “Bu tabloyu 2 şekilde okumak gerekli. Ya gerçekten kapı kapalıdır. AK Parti, “transfer siyasetinin” artık eskisi kadar maliyetsiz olmadığını biliyor. Bu transfer siyaseti ile de kendi tabanını kaybedebiliyor bu noktada biraz daha temkinli yaklaştığını düşünüyorum. Bir de tabi deyim yerindeyse transfer edeceği kişinin yapısal durumunu irdeleme konusunda hassasiyet gösteriyorlar. Ya da ikinci unsur da zamana yayılmış bir strateji söz konusudur. Türkiye siyasetinde “şimdilik hayır” demek, “asla” anlamına gelmeyebilir. Bu gerçeği de unutmamak gerekir. Burada kritik olan şu: CHP’den kopan her aktörün otomatik olarak AK Parti’ye geçmesi artık siyasi olarak da sembolik olarak da eskisi kadar güçlü bir hamle değil. AK Parti de artık bunun farkında. Zaten CHP için asıl mesele Özarslan’ın nereye gideceği değil, neden gittiği. Bu tür istifalar, CHP’nin yerelde aday belirleme süreçlerinde, merkez–yerel ilişkisinde ve kriz yönetiminde kurumsallaşmanın uzağında hareket ettiğini gösteriyor” dedi.
KENDİ İÇİNDE KAVGA EDEN PARTİ İMAJI
CHP yönetiminin, parti disiplinini bazen ikna bazen siyasal akıl, zaman zaman duygusal ve kişisel bir dille kurduğunu ve durumun çeşitli sorunlara yol açabileceğini dile getiren Sönmez, “Bu aslında hem samimiyetin hem de erişilebilir olmanın anahtarıdır ancak bu yapısal durum da sorunlu hale gelir süreç içerisinde. Ancak bu dilin iki riski var: Parti içi sorunlar kamusallaşıyor. Bu da CHP’yi “kendi içinde kavga eden parti” imajına geri sürüklüyor. Yerel aktörler kendilerini “siyasi özne” değil, “merkezin onayına bağlı memur” gibi hissediyor. Bu şekilde olursa da uzun vadede bu, CHP’nin yerel siyaset üretme kapasitesini zayıflatır.
BENZER KOPUŞLAR DEVAM EDER
Son olarak “Eğer CHP bu süreci şeffaf bir siyasal muhasebeye dönüştürmezse, benzer kopuşlar devam eder düşüncesindeyim” diyerek CHP’nin iktidar yolunda yürürken dikkat etmesi gereken bazı noktalara vurgu yapan Sönmez, “Ak Parti, bu tür figürleri hemen bünyesine katmak yerine, CHP’nin iç gerilimlerinden faydalanmayı tercih edebilir. Ki biraz da böyle bir strateji kullanıyor. Genel Başkan Özgür Özel açısından ise mesele çok net: CHP artık yalnızca “haklı” olmakla yetinemez; soğukkanlı, kurumsal ve iktidara yakışan bir dil kurmak zorundadır. Bu da Sayın Özel’in geçmiş siyasi birikimi ile zaten yapabileceği bir durumdur. Son cümleyle bağlayayım: Bu olay bir kişiyle ilgili değil, CHP’nin iktidara yürürken eski reflekslerini taşıyıp taşıyamayacağıyla ilgili. Eğer taşıyorsa, yol üzerinde daha çok Özarslan vakası görürüz” dedi.





