Sıkıntıyı doğrulayan Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, “Bölgemizde bir firma, iş gücü krizini çözmek için devlet kontrolünde Sri Lanka’dan kontratlı işçi getirdi. Tıpkı bizim 1960’lı ve 70’li yıllarda Almanya’ya işçi göndermemiz gibi, şimdi de dışarıdan sözleşmeli işçi ithal ediyoruz. Bu sistemde işçiler 1-2 yıllık yasal kontratlarla geliyor, hatta zamanla bir yakınını da getirebiliyor. İşveren olarak onların barınma, yeme-içme ve sosyal alanlarını eksiksiz hazırlamakla yükümlüsünüz. Bu modelin bizim tarım ve gıda sektörümüze de kesinlikle uyarlanması gerekiyor. Devlete müracaat ederek, ‘Bize şu niteliklerde 300 işçi lazım’ demeliyiz. Devlet kontrolünde; yönümüzü ucuz iş gücünün bulunduğu Afrika veya Güneydoğu Asya ülkelerine çevirmeliyiz. Fabrika ve işletmelerimizde bu işçilerin insani şartlarda konaklayabileceği alanlar, yemekhaneler oluşturmalı; sigortalarını ve tüm yasal haklarını eksiksiz ödeyerek tamamen kayıtlı ve kontrollü bir sistem kurmalıyız” diye konuştu.

“İŞ GÜCÜNDE SÜREKLİLİĞİ SAĞLAMAK ZOR”
Tarım sektöründeki iş gücünde sürekliliği sağlamakta zorlandıklarını belirten Balık, şöyle konuştu: “Türkiye’de tarım sektörünün önündeki en büyük engellerden biri işçi bulma problemidir. Sektörde, işletmeler ile işçiler arasında köprü görevi gören ‘dayıbaşılık’ sistemi, her ne kadar devam etse de iş gücü sürekliliğini sağlamak çok zor. Tarım işi doğası gereği oldukça değişken ve her gün aynı işçiyi bulmanız mümkün olmuyor. Şu an tarlalara gelen işçilerin profiline baktığımızda, neredeyse tamamının orta yaş ve üzeri olduğunu görüyoruz. Zaman, zaman tarlada çalışmaya 70-75 yaşında kadınlar geliyor. Fiziksel güçleri yetmediği için iş verimleri düşük olsa bile içlerindeki çalışma iradesini gördüğüm için onlara kıyamıyorum. Dayıbaşıya ‘Aman, geri göndermeyin, otursun ama yevmiyesini alıp evine gitsin’ diyorum. Belki onları gören gençler utanır diye umut ediyorum. Ama gençler tarlada çalışmayı kesinlikle tercih etmiyor. Aç karnına da olsa kafelerde oturup vakit geçirmeyi, çalışmaya yeğliyorlar. Yakın gelecekte bizi bekleyen en büyük kriz, hasat ve işletmelerde tasnif (ayıklama) yapacak işçi bulamamaktır.”
“FABRİKALARDA İŞ GÜCÜ AÇIĞI TEKNOLOJİYLE KAPANIYOR”
Farikalarda iş gücü açığını teknoloji ile kapattıklarını belirten Balık, sözlerine şöyle devam etti: “İşletmelerdeki işçi krizini bazı ürünlerde teknoloji sayesinde aşmayı başarıyoruz. Örneğin, kiraz işleme sürecinde yapay zeka destekli, elektronik ve son derece gelişmiş makineler kullanıyoruz. Bu makineler; kirazları renklerine, çaplarına ve kalitelerine göre tamamen kendisi ayıklayıp birinci veya ikinci sınıf olduğuna karar veriyor. İşçiye ise sadece kasayı tutmak, naylonunu sermek ve modifiye atmosfer paketlemesini bağlamak kalıyor. Gelecekte bu paketleme aşamasını da otomasyona geçirmeyi planlıyoruz. Ancak burada belirleyici olan unsur, büyük marketlerin ve tüketicilerin değişken talepleridir. Bazı özel talepler standart otomasyonla çözülemediği için bu alanlara yönelik yeni AR-GE çalışmaları yürütmeli ve amaca uygun özel makineler geliştirmeliyiz. Fabrikalardaki iş gücü açığını teknolojiyle bir nebze kapatabilsek de hasat dönemi için aynı şeyi söylemek henüz mümkün değil. Hasat sürecinde tarım sektörünün hemen, hemen her alanında işçi sıkıntısı yaşanıyor.”





