İzmir Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İZSİAD), “Yapay Zekanın Sürüklediği Olağanüstü Teknoloji Dalgası Sürecinde Ekonomik ve Sosyal Gelişme Perspektifleri” başlıklı toplantıya ev sahipliği yaptı. Türkiye Ekonomi Politikaları Vakfı (TEPAV) Danışmanı Yusuf Işık’ın konuşmacı olarak katıldığı etkinlik, BASİFED Federasyon Merkezi’nde gerçekleştirildi. Toplantıda; yapay zekanın dünya ekonomisi, üretim yapısı, istihdam piyasası ve Türkiye’nin kalkınma perspektifi üzerindeki etkileri ele alındı.

“Üretim ve katma değer öncelikli olmalı”

Toplantının açılış konuşmasını yapan İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel, dünya ekonomisinin savaşlar, jeopolitik krizler, yüksek enflasyon, tedarik zinciri sorunları ve finansmana erişim güçlükleri nedeniyle zorlu bir süreçten geçtiğini söyledi. Türkiye’de üretim ve ticaretin sürdürülebilirliği açısından öngörülebilir ekonomi politikalarının önemine dikkat çekerek, yapay zekanın iş dünyası için stratejik bir başlık haline geldiğini ifade etti. Yapay zekanın yalnızca verimlilik sağlayan bir araç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Yüksel, etik sorunlar, istihdam baskısı ve siber güvenlik risklerinin de dönüşüm sürecinin önemli parçaları olduğunu belirtti. Türkiye ekonomisinin çıkış yolunun üretim, katma değerli ihracat ve ortak akıldan geçtiğini kaydederek, sanayicinin teknoloji yatırımları için güven veren bir ekonomik iklime ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.

“Aynı konumda kalmak geçerli bir seçenek değil”

Türkiye Ekonomi Politikaları Vakfı Danışmanı Yusuf Işık ise sunumunda dünya ekonomisinin tarihsel ortalamaların altında büyüdüğünü belirterek, teknoloji yatırımlarının giderek daha kritik hale geldiğini söyledi. IMF verilerine göre dünya ekonomisinin 2025’te yüzde 3,1, 2026’da ise yüzde 3,2 büyümesinin beklendiğini aktararak, buna rağmen teknolojik gelişmelerin uzun vadede yeni büyüme alanları oluşturduğunu ifade etti. Yapay zekanın yalnızca yeni bir teknoloji olmadığını vurgulayan Işık, şirket yönetiminden sağlığa, eğitimden sanayiye kadar geniş bir dönüşüm dalgası yarattığını belirtti. Türkiye gibi ülkeler açısından gecikmenin yalnızca verimlilik kaybı değil, aynı zamanda rekabet gücü ve refah kaybı anlamına geleceğini söyledi.

Sağlık, tarım ve savunma öne çıkıyor

Toplantıda yapay zekanın en güçlü etkilerinin sağlık, biyoteknoloji, savunma sanayi, robotik, enerji, hukuk, finans teknolojileri, tarım ve eğitim gibi alanlarda görüleceği değerlendirildi. Şirketlerin bu dönüşümü yalnızca maliyet azaltma yaklaşımıyla değil; üretim kalitesi, yeni ürün geliştirme ve kurumsal kapasiteyi artırma perspektifiyle ele alması gerektiği ifade edildi.

İşgücünde yeniden beceri kazanımı öne çıkacak

İşgücü piyasasında yeniden beceri kazanımının ön plana çıkacağını belirten Işık, OECD ve IMF değerlendirmelerine göre 21 OECD ülkesinde işlerin yüzde 27’sinin otomasyon ve yapay zeka nedeniyle yüksek risk altında bulunduğunu söyledi. 2030 yılına kadar çalışanların yaklaşık yüzde 40’ının yeni beceriler edinmek zorunda kalacağını aktararak, yapay zekanın etkisinin ülkelerin eğitim politikaları, kurumların kapasitesi ve teknolojinin yaygınlaştırılma biçimiyle şekilleneceğini belirtti.

Kaynak: Bülten