Yaz sezonu yavaş yavaş başlarken Çeşme, Alaçatı ve Bodrum gibi gözde tatil noktalarında denize sıfır ve lüks beachlerin fiyatları, emeklilerin bayram ikramiyesi ile yarışır duruma geldi. Özellikle popüler beachlerde yalnızca giriş ücretleri bile emekli ikramiyesine yaklaşırken, bazı lüks işletmelerde ise tek günlük harcama emeklinin bayram ikramiyesini katladı. Önümüzdeki Kurban Bayramı’nda emeklilere verilen bayram ikramiyesi 4 bin TL olarak uygulanırken, Alaçatı’da birçok beach club’da giriş ücretleri 1500 ila 5 bin TL arasında değiştiği gözlemlendi. Ayrıca giriş ücretinin yanı sıra bazı işletmelerde zorunlu tutulan şezlong, yemek ve içecek fiyatı eklendiğinde kişi başı günlük maliyetin ortalama 6 ila 10 bin TL arasında seyir etti. Bu tablo ise akşam pazarında çürük meyve seçen emeklinin girdiği ekonomik çıkmazı gösterdi.

Nesibe Gencer-3

‘Önünden bile geçemiyor’

Emeklilerin bayram öncesi dört gözle beklediği 4 bin TL’lik ikramiyenin, toplumun bazı kesimleri için birkaç saatlik lüks eğlencesi olduğunu belirten İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği Başkanı Nesibe Gençer, “Bugün lüks beach işletmeleri, pahalı restoranlar ve yüksek fiyatlı tatil bölgeleri toplumun yalnızca belli bir kesimine hitap ediyor. Emekliler ve asgari ücretliler için bırakın tatili, günlük yaşamı sürdürmek bile giderek zorlaşıyor. Çeşme, Alaçatı ve Bodrum gibi tatil yerlerinde beach fiyatları emeklinin ve dar gelirlinin ikramiyesinin kat ve kat üstüne çıkıyor. Bir taraf sadece birkaç saatte o parayı harcarken diğer taraf o paraya temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Ancak ne yazık ki karşılayamıyor. Ulaşım, konaklama ve temel ihtiyaç giderleri düşünüldüğünde tatil artık geniş halk kesimleri için ulaşılmaz bir hayale dönüşmüş durumda. Eskiden yılda birkaç gün de olsa dinlenme imkânı bulan emekli, bugün market alışverişini bile kısmak zorunda kalıyor; o beachlerin önünden bile geçemiyor” şeklinde konuştu.

İki uçta yaşam

Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda yaklaşık yüzde 93,5 artarak 2 bin 174’ten 4 bin 208’e çıkarken büyük bir kesimin ise açlık sınırı altında maaş aldığını dile getiren Gençer, “Bir seyyar satıcının ekmek arası köfteyi 50 TL’ye bile satmakta zorlanması yaşanan ekonomik tablonun vatandaş üzerindeki etkisini göstermeye yetiyor. Özellikle dar gelirli vatandaş için bir öğün yemek bile hesap yapılarak alınırken, hayat pahalılığı her geçen gün daha fazla hissediliyor. Diğer yandan ultra zengin sayımız da dünyada en hızlı artan üçüncü ülke. Bir tarafta servetine servet katan küçük bir kesim, diğer tarafta ay sonunu getirmekte zorlanan milyonlar bulunuyor. Bu tablo ekonomik büyümenin toplumun her kesimine eşit yansımadığını açıkça ortaya koyuyor” dedi.

Huzurevi de almayacak

“Aldıkları maaş ile geçinemeyen milyonlarca emekli, yeniden çalışmak zorunda kalıyor” diyerek sözlerine devam eden ve 50 yaş üstü çalışan sayısının 44 bin 598’i bulduğunu vurgulayan Gençer sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yıllarda çalışan emekli sayısındaki büyük artış bunun en açık göstergesi. İŞKUR verilerine göre bu yılın ilk dört ayında işe yerleştirilenlerin 44 bin 598’i 50 yaş üstü kişilerden oluşurken, 65 yaş üstünde bile bin 754 kişi yeniden çalışmaya başladı. Buna kayıt dışı çalışan emekliler de eklendiğinde tablo çok daha çarpıcı hale geliyor” diye konuştu.

Huzurevlerinin yetersizliği sosyal sorun

“Emeklilik döneminde dinlenmesi gereken insanlar artık ikinci bir mesai hayatına mecbur bırakılıyor” diyen Nesibe Gençer, “Ayrıca huzurevlerinin yetersizliği de önemli bir sosyal sorun olarak karşımıza çıkıyor. Zaten sınırlı kapasiteye sahip huzurevlerinde şimdi yaş sınırının 70’e çıkarılması konuşuluyor. Oysa birçok yaşlı vatandaş 65 yaşından sonra hem ekonomik hem sağlık açısından desteğe ihtiyaç duyuyor. Sosyal devlet anlayışının güçlenmesi gerekirken, yaşlı insanlar geçim kaygısı ve yalnızlıkla mücadele etmek zorunda kalıyor” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: Ayselin Uzun