Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında yaptığı açıklamada: artan kadın cinayetlerine ve hak ihlallerine dikkat çekerek yerel ve merkezi yönetime somut çözüm çağrısında bulundu. Kadına yönelik şiddetten ve cinayetlerden yalnızda failin değil, sistemin de sorumlu olduğunu belirten Osmanoğulları, bu kapsamda merkezi hükümet başta olmak üzere tüm yerel yönetimlerin daha işlevsel ve yararlı faaliyetlerde bulunması gerektiğini dile getirdi. Ayrıca, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının ardından kadın düşmanı politikaların hız kazandığını ifade eden Osmanoğulları, yaşam hakkının bir lütuf değil, en temel hak olduğunu ve bu uğurda mücadeleye devam edeceklerini aktardı

"ÜLKEMİZDE KADINLAR BİR SAVAŞ ORTAMINDA"
“Bu sene kadınlar 8 Mart’ı dünyanın dört bir köşesindeki emperyalist savaşların gölgesinde gidiyor ve bu emperyalist savaşlar gerçekten de kadınları ve çocukları yerlerinden yurtlarından ediyor. Dünyada tüm bunlar olup biterken bizim ülkemizde de zaten çok uzun zamandır kadınlar bir savaş ortamında” diyerek sözlerine başlayan ve son yıllarda artan şüpheli kadın ölümlerine dikkat çeken Osmanoğulları, “Ülkemizde kadınlar öldürülmeden kendi gelecekleriyle ilgili karar almak istiyorlar ancak bu kararı aldıklarında onların payına düşen öldürülmek oluyor. Özellikle son yıllarda da cezasızlık politikasının bir sonucu olarak da şüpheli kadın ölümlerinde ciddi bir artış oldu. Yani biz bu 8 Mart'ta; kadın cinayetlerinin arttığı, şüpheli kadın ölümlerinin arttığı medeni kanuna bir sürü şeye saldırıların olduğu bir ortamda gidiyoruz. Çünkü merkezi iktidar, özellikle İstanbul Sözleşmesi’nden çıktıktan sonra yoğun bir şekilde kadın düşmanı politikalar hayata geçirilmeye başlandı. Örneğin 2025 yılını aile yılı ilan etmişlerdi, o ilan ettikleri aile yılında 294 kadın öldürüldü, 297 de şüpheli kadın bir biçimde hayatını kaybetti. Yine bu politikaların sonucunda kadına yönelik şiddetin ne kadar arttığını gördük, çocuk istismarının ne kadar arttığını gördük. Yani merkezi yönetim kadınları gözden çıkartmış durumda. Hayata geçirmek istedikleri politikalarla da kadınları tamamen kamusal alandan çekip evlere kapatıp evde sadece çocuk doğurmalarını istiyorlar” şeklinde konuştu.
"KATİL SADECE BİR TEK O ERKEK Mİ?"
Merkezi iktidarın yanı sıra benzeri durumların yerel yönetimlerde de yaşandığına vurgu yapan Osmanoğulları, belediyelerin bu kapsamda yaptıkları faaliyetleri yetersiz bulduklarını belirterek, “İzmir Büyükşehir Belediyesi ve diğer belediyelerin biraz daha böyle popülist, tribünlere oynayan politikaları yerine gerçekten kadına yönelik şiddeti ortadan kaldıracak politikalar üretmesi gerek. Bunlar çok basit, bu kadar gereksiz şeye harcamalar yapmak yerine nitelikli sığınmaevleri açıp o sığınmaevindeki kadınların meslek edinme kursuna gönderip arsında da işe girmelerini sağlarlarsa bu kadınlar şiddet gördükleri o eve geri dönmek zorunda kalmazlar. Biz bunun için belediye ile protokol imzalamaya hazırız. Platform olarak gerçekten elimizden geleni yapalım, bu protokolü de imzalayalım. Garanti veriyorum İzmir'de kadın cinayeti de kadına yönelik şiddetin de azalacak. Gelsinler protokol imzalayalım. Çünkü biz her ay veri yayınlıyoruz ve o verileri de analiz ediyoruz. Böylece kadınların nerede, kimler tarafından, neyle öldürüldüğünü ortaya çıkıyor. Neden bunu yapıyoruz? Çözüm bulunsun diye. O yüzden açıkça sormak lazım: Katil sadece bir tek o erkek mi, yoksa o kadınları koruyamayan merkezi yönetim ve yerel yönetimlerin kendileri de mi?” ifadelerini kullandı.
"8 MART’TA SOKAKLARDA OLACAĞIZ"
Son olarak, bugün tüm kadınları haklarını aramak için sokaklara davet eden Osmanoğulları, “8 Mart'ta bütün baskı ve şiddete karşı meydanlarda olacağız, sokaklarda olacağız. Bize sadece hayatta kalmamızın lütuf olduğu söylenenlere karşı 'lütuf değil yaşam hakkı' diyerek, 'kadın cinayetlerini durduracağız' diyerek yürüyeceğiz” dedi.




