İran’da haftalardır süren protestolar ve ABD’den gelen askeri müdahale sinyalleri, Ankara’da dikkatle izleniyor. Türkiye, gelişmeleri yalnızca insani ve siyasi boyutuyla değil, sınır güvenliği, göç riski, enerji arzı ve bölgesel istikrar ekseninde çok katmanlı bir güvenlik meselesi olarak değerlendiriyor. Resmî açıklamalar, Ankara’nın dış müdahaleye net şekilde karşı çıktığını, İran’ın toprak bütünlüğünü ve merkezi otoritesini ise kritik gördüğünü ortaya koyuyor.
Protestolar Ankara’nın Gündeminde
28 Aralık’ta başlayan ve ülke geneline yayılan protestolarda yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği yönündeki iddialar, Türkiye açısından yalnızca komşu bir ülkedeki iç gelişme olarak görülmüyor. Yaklaşık 560 kilometrelik ortak sınır ve yüzyıllardır değişmeyen sınır hattı, İran’daki her istikrarsızlığı doğrudan Türkiye’nin güvenlik gündemine taşıyor.
Fidan: “Yakından Takip Ediyoruz”
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’nın gelişmeleri çok yakından izlediğini vurgularken, Türkiye’nin temel önceliğinin bölgesel istikrar olduğunu ifade etti. Fidan, İran’a yönelik herhangi bir askeri müdahaleye karşı olduklarını net bir dille dile getirerek, sorunların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğini söyledi.
Müdahale Endişesi ve Güvenlik Hesabı
ABD Başkanı Donald Trump’ın protestoculara destek çağrısı ve askeri müdahale ihtimalini gündemde tutan açıklamaları, Ankara’da ciddi bir tedirginlik yaratıyor. Türkiye açısından mesele yalnızca İran’ın iç dengeleri değil; olası bir dış müdahalenin zincirleme etkilerle tüm bölgeyi istikrarsızlaştırma riski.
Göç ve Sınır Senaryoları
Ankara’nın dikkatle hesapladığı başlıklardan biri de olası bir göç dalgası. Yetkililer şu aşamada kitlesel bir göç beklentisi olmadığını belirtse de, konsolosluk ve sınır güvenliği tedbirlerinin hazır tutulduğu ifade ediliyor. Türkiye, Suriye ve Irak’taki kırılgan dengelerin yanına İran kaynaklı bir kriz eklenmesini en riskli senaryolardan biri olarak görüyor.
“İran’ın Bütünlüğü Hayati”
Siyasi düzeyde de benzer bir yaklaşım hâkim. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İran’daki huzursuzluğun Türkiye ve bölge için doğrudan tehdit oluşturduğunu belirterek, İran’ın toprak bütünlüğünün Türkiye açısından “hayat memat meselesi” olduğunu vurguladı. Bu yaklaşım, Ankara’nın geleneksel dış politika refleksiyle örtüşüyor.
Enerji ve Ticaret Boyutu
İran’daki istikrarsızlık, ekonomik ve enerji boyutuyla da Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor. Türkiye, İran’dan petrol almıyor ancak doğal gaz tedariki devam ediyor. Ayrıca iki ülke, ticaret hacmini orta vadede 30 milyar dolara çıkarma hedefini sürdürüyor. Olası yaptırımların sertleşmesi veya askeri bir kriz, bu hedefleri ciddi şekilde zora sokabilecek bir faktör olarak değerlendiriliyor.
“Pandora’nın Kutusu” Uyarısı
Uzmanlara göre Ankara, İran’da uzun süreli bir kaos veya rejim boşluğu ihtimalini son derece riskli buluyor. Böyle bir senaryonun, çok sayıda silahlı yapı ve vekil aktörü sahaya çekerek Türkiye’nin sınır güvenliğini doğrudan tehdit edebileceği değerlendiriliyor. Ankara açısından önemli olan, İran’da muhatap alınabilecek güçlü ve merkezi bir devlet yapısının varlığını sürdürmesi.
Rejim Değişikliği Mesafesi
Türkiye’nin yaklaşımında dikkat çeken bir diğer unsur da rejim değişikliği tartışmalarına mesafeli duruş. Ankara, İran’ın iç siyasi tercihlerini tartışmaktan ziyade, düzenli işleyen bir devlet yapısının korunmasını öncelikli görüyor. Diplomasi yürütebileceği tekil ve güçlü bir muhatap, Türkiye açısından çok sayıda aktörlü kaotik bir yapıdan çok daha tercih edilir kabul ediliyor.
Genel Değerlendirme
Ankara’nın İran politikasında temel çizgi net: Dış müdahaleye karşı duruş, toprak bütünlüğü vurgusu ve güvenlik merkezli yaklaşım. Türkiye, İran’daki protestoları destek ya da karşıtlık ekseninde değil; sınır güvenliği, göç, enerji ve bölgesel istikrar başlıkları üzerinden değerlendiriyor. Önümüzdeki süreçte protestoların seyri ve ABD’nin atacağı adımlar, Türkiye’nin diplomatik ve güvenlik reflekslerini daha da belirgin hale getirecek gibi görünüyor.





