İzmir’in Urla ilçesinde deniz kıyısında yer alan Gülbahçe Ilıcası, doğal sıcak su kaynağı ile tarihi kalıntıları aynı noktada buluşturan dikkat çekici alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Gülbahçe Mahallesi’nin yaklaşık bir kilometre güneydoğusunda, Tatar Deresi’nin denize ulaştığı bölgede bulunan yapı, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü arazisi içerisinde yer alıyor.
Halk arasında “Kleopatra Hamamı” ve “Roma Hamamı” olarak da anılan yapının ne zaman inşa edildiğine ilişkin kesin bir bilgi bulunmuyor. Bölgede Helenistik döneme ait olduğu düşünülen kalıntılar ile yaklaşık 5 bin yıllık Değirmen Höyük’ün bulunması ise Gülbahçe çevresinin çok uzun zamandır insan faaliyetlerine sahne olduğunu ortaya koyan önemli izler arasında gösteriliyor.

Denizin hemen yanında sıcak su kaynıyor
Gülbahçe Ilıcası’nı benzerlerinden ayıran en dikkat çekici özelliklerden biri, sıcak su kaynağının doğrudan deniz kıyısında bulunması. Termal su, hamamın gerisindeki kireçtaşları içerisindeki derin bir yarıktan ve kıyıdaki bazı noktalardan kabarcıklar halinde yüzeye çıkıyor.
Kaynağın yüzey sıcaklığının yaklaşık 35 ile 37 derece arasında değiştiği belirtiliyor. Ilıca suyunun, kireçtaşlarından derinlere sızan deniz ve meteorik suların magmatik oluşumların etkisiyle ısınması, ardından yüzeye doğru ilerlerken soğuk yer altı ve deniz suyuyla karışması sonucu oluştuğu ifade ediliyor.
Gülbahçe Ilıcası'nın suyundaki deniz suyu oranının yüzde 76 ile 82 arasında değişiyor. Kaynak, sodyumlu klorlu sular sınıfında değerlendiriliyor.

Taş yapının içerisinde doğal termal havuz bulunuyor
Kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan dikdörtgen planlı tarihi yapı, kaba yonu taş, moloz taş ve yer yer tuğla kullanılarak inşa edilmiş durumda. Yapıya batı cephesindeki kemerli girişten ulaşılıyor.
İç bölümde doğal termal suyun toplandığı bir havuz bulunuyor. Havuzun uzun kenarları boyunca yaklaşık 50 santimetre genişliğinde sekiler uzanırken, kuzeydoğu tarafında içe doğru girinti yapan ayrı bir bölüm yer alıyor.
Zemindeki açıklıktan yapının içerisine ulaşan doğal kaynak suyu, güneybatı tarafındaki başka bir açıklıktan dışarı çıkarak denize ulaşıyor. Dikdörtgen planlı yapının üzeri ise beşik tonozla kapatılmış durumda.
“Kleopatra Hamamı” adı nereden geliyor?
Gülbahçe Ilıcası halk arasında uzun yıllardır “Kleopatra Hamamı” adıyla da biliniyor. Bununla birlikte yapının Kleopatra ile doğrudan bağlantısını ortaya koyan kesin bir tarihsel bilgi aktarılmıyor.
Yapı için “Roma Hamamı” adı da kullanılıyor. Ancak günümüze ulaşan bölümünde Roma dönemine ait kesin bir mimari bulgu ya da arkeolojik kanıt bulunmadığı belirtiliyor. Yakın çevrede Geç Roma dönemine ait kalıntıların bulunması ise kaynağın Roma döneminde de kullanılmış olabileceği düşüncesini gündeme getiriyor.

Çevresinde yaklaşık 5 bin yıllık izler var
Gülbahçe Ilıcası yalnızca doğal kaynak suyuyla değil, çevresindeki arkeolojik kalıntılarla da dikkat çekiyor. Kaplıcanın çevresinde yaklaşık 5 bin yıllık olduğu belirtilen Değirmen Höyük ile Helenistik döneme ait olduğu düşünülen kalıntılar yer alıyor.
Bu buluntular, bölgedeki yerleşim ve insan faaliyetlerinin oldukça eski dönemlere uzandığını düşündürüyor. Ilıcanın kendisinin kesin yapım tarihi ise bilinmiyor.
Tarih boyunca farklı dönemlerde kullanılmaya devam eden taş yapı, 2022 yılında restore edilerek yenilendi.
Suyunun mineral yapısı dikkat çekiyor
Hidrotermal karstik kaynak özelliğindeki Gülbahçe Ilıcası’nın derin rezervuar sıcaklığının 100 ile 107 derece arasında olduğu belirtiliyor. Ancak sıcak su, yüzeye yükselirken soğuk yer altı suyu ve deniz suyuyla karıştığından yüzeyde yaklaşık 35-37 derece sıcaklığa ulaşıyor.
Yapılan incelemelerde suda klor, sodyum, sülfat, kalsiyum, magnezyum, potasyum ve bikarbonat bulunduğu belirtiliyor. Kaynağın debisinin saniyede yaklaşık 10 litre, pH değerinin ise 6,8 ile 7,2 arasında olduğu aktarılıyor.
Sertlik derecesi yüksek olan ve arsenik de içerdiği belirtilen ılıca suyunun içme suyu olarak kullanılmaya uygun olmadığı ifade ediliyor.

Geçmişte ziyaretçilerin uğrak noktasıydı
Gülbahçe Ilıcası geçmişte çevreyi ziyaret edenlerin taş yapı içerisindeki doğal havuzdan yararlandığı noktalardan biriydi. Yöre halkının da özellikle cilt ve romatizmal rahatsızlıklar için sudan yararlandığı aktarılıyor.
Denize yalnızca birkaç metre mesafede kaynayan termal suyu, tarihi taş yapısı ve çevresindeki binlerce yıllık izlerle Gülbahçe Ilıcası, Urla’nın doğal ve tarihi geçmişini aynı noktada buluşturan alanlardan biri olmayı sürdürüyor.





