Bel ağrısının çoğu zaman yalnızca bel fıtığı ya da yorgunluk kaynaklı olduğu düşünülse de uzmanlar, bu yaklaşımın bazı ciddi hastalıkların teşhisinde gecikmelere yol açabileceği konusunda uyarıyor. Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Ömer Faruk Şendur, bel ağrısının tek başına bir hastalık değil, vücudun verdiği bir semptom olduğunu belirterek özellikle gece ortaya çıkan ve istirahat halinde devam eden ağrıların dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Günlük yaşamda sık karşılaşılan bel ağrılarının çoğu zaman “ağır kaldırdım” ya da “fıtığım azdı” şeklinde değerlendirildiğini ifade eden Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, yaklaşık 40 ila 50 farklı sağlık sorununun bel ağrısına neden olabileceğini kaydetti. Şendur, basit bir kas incinmesinin de bel ağrısına yol açabileceğini ancak bazı durumlarda prostat, meme veya kolon kanseri gibi ciddi hastalıkların ilk belirtisinin de bel ağrısı olabileceğini belirtti.

Bel ağrısı şikâyetiyle başvuran hastalarda dikkatli muayene yapılmasının önemine dikkat çeken Şendur, gerekli durumlarda radyolojik görüntüleme yöntemlerine başvurulması gerektiğini ifade etti. Bel ağrısının spektrumunun oldukça geniş olduğunu dile getiren Şendur, kötü bir yatakta yatmak gibi basit nedenlerin de ağrıya yol açabileceğini, ancak bazı durumlarda aynı şikâyetin ciddi hastalıkların habercisi olabileceğini söyledi.

Uzmandan Fitik Icin Kritik Uyari Bel Agrisini Hafife Almayin (3)

"Ömür boyu sakatlık olabilir"

İltihaplı romatizmal hastalıkların da bel ağrısı semptomuyla ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, özellikle genç erkeklerde görülen ankilozan spondilit gibi hastalıkların erken teşhis edilmediği takdirde ömür boyu sakatlığa neden olabileceğini kaydetti. Ankilozan spondilitin iltihaplı romatizma türlerinden biri olduğunu ifade eden Şendur, erken tanının bu tür hastalıklarda büyük önem taşıdığını vurguladı.

Bel fıtığının omurgalar arasında bulunan disklerle ilişkili olduğunu belirten Şendur, bu disklerin bir aracın amortisörleri gibi görev yaptığını söyledi. Disklerin zamanla aşınması ve fıtıklaşması sonucu omurilikten çıkan sinirlerin sıkışabildiğini belirten Şendur, bunun da fıtığa yol açtığını ifade etti. Kas kaynaklı bel ağrısının genellikle kalça veya bacağa yayılmadığını belirten Şendur, bel fıtığında ise sinir baskısı nedeniyle ağrının belden başlayarak topuğa kadar inebildiğini söyledi. Bu iki durumun dikkatli muayene ile ayırt edilebildiğini kaydetti.

Belden bacağa kadar yayılan ve sinir boyunca hissedilen ağrılarda mutlaka görüntüleme yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, bu sayede hangi sinirin, hangi tarafta ve ne ölçüde baskı altında olduğunun belirlenebileceğini ve doğru tedavi planının yapılabileceğini söyledi.

Bel ağrısının önem derecesinin belirlenmesinde hastadan alınan öykünün büyük önem taşıdığını ifade eden Şendur, yürürken veya otururken ortaya çıkan ancak yatınca geçen ağrıların genellikle dejeneratif nedenlere işaret ettiğini söyledi. Buna karşılık gece ortaya çıkan veya istirahat halinde devam eden ağrıların iltihaplı romatizma ya da kanser gibi daha ciddi durumları düşündürebileceğini belirten Şendur, bu tür durumlarda mutlaka ileri tetkik yapılması gerektiğini kaydetti.
Cerrahi müdahale gerekliliğinin belirli kriterlere göre değerlendirildiğini ifade eden Şendur, ilaç tedavisi, fizik tedavi, enjeksiyon ve istirahat gibi konservatif yöntemlere rağmen ağrının devam etmesinin önemli bir cerrahi nedeni olduğunu belirtti. Ayrıca ayakta kuvvet kaybı, ilerleyen duyu kaybı gibi nörolojik bozuklukların ortaya çıkmasının da hastanın cerrahiye yönlendirilmesine neden olabileceğini söyledi.

Omurganın vücudun yükünü taşıyan ana yapı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, ayakta dururken vücut ağırlığının bacaklar aracılığıyla aşağı iletildiğini, otururken ise yükün doğrudan omurga ve kuyruk sokumuna bindiğini söyledi. Bu nedenle bel fıtığı olan hastalara uzun süre oturmamalarının önerildiğini kaydetti.

Tedavi yaklaşımının hastalığa göre değiştiğini belirten Şendur, bel fıtığında ilk birkaç gün egzersiz önerilmediğini, öncelikle ağrının azaltılması ve kasların gevşetilmesinin hedeflendiğini ifade etti. Ağrı azaldıktan ve ödem geriledikten sonra omurganın stabilitesini sağlamak amacıyla karın, kalça ve bel kaslarını güçlendirmeye yönelik özel egzersizlerin uygulandığını söyledi.

İltihaplı romatizmal hastalıklarda veya kanser metastazı bulunan durumlarda ise egzersizin ağrıyı artırabileceğini belirten Şendur, egzersiz sırasında ağrının artmasının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Uzun süre oturmanın ya da uzun süre ayakta kalmanın bel ağrısına neden olabileceğini hatırlatan Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, dengeli egzersiz ve dengeli aktivitenin önemine dikkat çekti.

Kaynak: Haber Merkezi