Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Zülkif Bozgeyik, kadınlarda görülen meme hastalıklarının teşhisinde kullanılan görüntüleme ve biyopsi yöntemleri hakkında bilgi verdi. Erken tanının önemini vurgulayan Prof. Dr. Bozgeyik, kendi kendine meme muayenesinin tek başına yeterli olmayabileceğini belirterek, düzenli uzman hekim kontrolü önerisinde bulundu.

Meme ultrasonografisi ve mamografinin farkları

Meme ultrasonografisinin radyasyon içermeyen, ses dalgalarıyla gerçekleştirilen ağrısız ve hızlı bir görüntüleme yöntemi olduğunu belirten Prof. Dr. Bozgeyik, bu yöntemle memedeki kitlelerin tespit edilebildiğini ifade etti. Mamografinin ise genellikle 40 yaş üzerindeki kadınlarda tarama amacıyla kullanıldığını aktaran Bozgeyik, ultrasonografide görülemeyen bazı kitlelerin ve kireçlenmelerin mamografiyle belirlenebildiğini söyledi.

Meme MR'ı ve biyopsi hangi durumlarda kullanılıyor?

Meme MR'ının ileri görüntüleme yöntemlerinden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Bozgeyik, ultrasonografi veya mamografiyle tespit edilen kitlelerin ayrıntılı değerlendirilmesinde bu yöntemden yararlanıldığını açıkladı. Memede saptanan kitlelerin iyi veya kötü huylu olup olmadığını belirlemek amacıyla biyopsi yapıldığını ifade eden Bozgeyik, işlemin ince iğne ve kalın iğne biyopsisi olmak üzere iki farklı yöntemle uygulanabildiğini belirtti. Prof. Dr. Bozgeyik, biyopsi sonucunda elde edilen bulguların gerekli tedavi sürecinin planlanmasında kullanıldığını kaydetti.

Elle muayene tek başına yeterli olmayabilir

Kadınların kendi kendine meme muayenesi yapmasının önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Bozgeyik, bazı kitlelerin elle hissedilemeyebileceğine dikkat çekti. Meme hastalıklarının kadınlarda sık karşılaşılan sağlık sorunları arasında bulunduğunu ifade eden Bozgeyik, bu nedenle kişilerin kendi kontrollerinin yanı sıra uzman hekime başvurarak düzenli muayenelerini yaptırmaları gerektiğini vurguladı.

Muhabir: İlker Çoban