Vakıflar Genel Müdürlüğü, vakıf kökenli taşınmazlara yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında toplam 1191 eserin ait olduğu vakıflar adına yeniden tescil edildiğini açıkladı. Farklı kamu kurumlarının mülkiyetinde bulunan bu taşınmazlar, hukuki süreçler tamamlanarak vakıf statüsüne geri kazandırılıyor.
Hukuki süreçle mülkiyet iadesi yapılıyor
Çalışmaların temel dayanağını 5737 sayılı Vakıflar Kanunu oluşturuyor. Bu kapsamda, vakıf yoluyla inşa edilmiş, onarılmış ya da vakıf katkısıyla varlığını sürdürmüş taşınmazlar, zaman içinde farklı kurumlara geçmiş olsa dahi yeniden vakıfları adına tescil ediliyor. Süreçte yalnızca hukuki kriterlerin esas alındığı, herhangi bir idari veya kurumsal ayrım gözetilmeden uygulamanın sürdürüldüğü vurgulanıyor.
Farklı kurumların mülkiyetindeki yapılar kapsama alındı
Uygulama yalnızca belirli kurumlarla sınırlı değil. Hazine, belediyeler, il özel idareleri ve köy tüzel kişiliklerinin yanı sıra; Ziraat Bankası, Türk Telekomünikasyon AŞ, Posta ve Telgraf Teşkilatı, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve BUSKİ Genel Müdürlüğü gibi farklı kamu kurumlarının mülkiyetinde bulunan taşınmazlar da süreç kapsamında değerlendiriliyor. Vakıf kökenli olduğu belirlenen bu yapılar, ilgili vakıflar adına kayıt altına alınarak idaresi Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devrediliyor.
Türkiye genelinde kapsamlı uygulama
Yürütülen çalışmalar, belirli bir bölgeyle sınırlı kalmadan Türkiye genelinde hayata geçiriliyor. İstanbul, Bursa, İzmir ve Konya başta olmak üzere birçok şehirde farklı dönemlerde kamu mülkiyetine geçmiş vakıf eserleri yeniden değerlendirildi. Bu kapsamda Galata Kulesi, Yerebatan Sarnıcı, Pera Palas Otel, Selimiye Kışlası, Adile Sultan Sarayı, Vefa Lisesi, Şişli Etfal Hastanesi ve Sait Halim Paşa Yalısı gibi önemli yapılar sürecin öne çıkan örnekleri arasında yer aldı. Konya’da ise daha önce belediye mülkiyetinde bulunan Sanayi Mektebi ile “Eski Tekel Binası” olarak bilinen taşınmazların vakıfları adına tescil edilmesi dikkat çekti.
Amaç mülkiyet değil, koruma
Yetkililer, yürütülen işlemlerin temel amacının mülkiyet değişikliği değil, vakıf eserlerinin aslına uygun şekilde korunması ve gelecek nesillere aktarılması olduğunu vurguluyor. Vakfedenin iradesinin yaşatılması ve kültürel mirasın sürdürülebilir şekilde korunması, sürecin ana hedefleri arasında yer alıyor.
“Tüm işlemler hukuki zeminde yürütülüyor”
Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu, yapılan çalışmaların tamamen hukuki çerçevede gerçekleştirildiğini belirtti. Aksu, mazbut vakıfların haklarını koruma sorumluluğu doğrultusunda hareket ettiklerini ifade ederek, hiçbir ayrım gözetmeden vakıf eserlerinin aslına döndürülmesi için çalışmaların sürdüğünü kaydetti.
Kültürel mirasın korunmasında yeni dönem
Bu süreç, Türkiye’de vakıf kültür varlıklarının korunmasına yönelik daha sistematik bir yaklaşımın benimsendiğini ortaya koyuyor. Hukuki altyapı ile desteklenen uygulama sayesinde, geçmişte farklı nedenlerle el değiştiren vakıf eserlerinin yeniden aslına uygun şekilde yönetilmesi hedefleniyor.





