Kredi kartıyla yapılan peşin işlemlerde bankaların üye işyerlerinden alabileceği POS komisyonu için azami oran yüzde 3,56 seviyesinde bulunurken, taksitli işlemlerde her ilave taksit için komisyon oranı artabiliyor. Taksit sayısına bağlı olarak toplam komisyon oranı yüzde 10-12 seviyelerine ulaşabiliyor. Böylece zaten artan fiyatlar nedeniyle bütçesini zorlayan tüketici, yalnızca kartını kullandığı için aynı hizmete daha fazla ödeme yapmak zorunda kalıyor. Kartla ödeme yapan müşteriden komisyon ya da benzeri bir ad altında ek ücret alınması ise mevzuata göre yasak. 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 17’nci maddesi, üye iş yerlerinin banka veya kredi kartıyla yapılan ödemelerde kart hamilinden ilave ödeme talep etmesine izin vermiyor. Buna rağmen özellikle küçük işletmelerde POS maliyetlerinin tüketiciye “kart farkı”, “hizmet bedeli” ya da benzeri isimlerle yansıtıldığı belirtiliyor.

‘Maliyet olarak görüyor’
Tüketicinin karşısına iki ayrı fiyat çıktığını belirten Ekonomist Dr. Ayhan Bülent Toptaş, “Bir tanesi nakit fiyat, bir tanesi kartla, yani POS cihazıyla ödeme yaptığınızda ortaya çıkan fiyat. Örneğin nakit 100 lira deniyor, kartla ödemek istediğinizde 115 lira isteniyor. Aradaki fark da bir şekilde komisyon, faiz ya da paranın bankadan tahsil edilme süresiyle ilgili maliyet olarak düşünülüyor. Ama aslında burada önemli olan şu: Nakit ödeme ile kart üzerinden yapılan ödeme arasında böyle bir fark olmaması gerekir. Çünkü kaydi para da nakittir. Bankadaki vadesiz hesabınızda bulunan para da nakittir, elinizde taşıdığınız banknot da nakittir. Dolayısıyla tüketicinin aynı ürün için ödeme yöntemine göre farklı bir bedelle karşı karşıya kalması doğru bir uygulama değil. Tüketici ödeme noktasına geldiğinde, kartını çıkardığı anda karşısına sonradan eklenmiş bir fiyat farkı çıkmamalı” dedi.
‘Para pul oldu’
Buradaki asıl problemin ise giderek büyüdüğünü aktaran Dr. Toptaş, “Çünkü banknotların satın alma gücü düştükçe insanlar daha fazla nakit taşımak zorunda kalıyor. Bir yandan da yüksek tutarlı alışverişlerde nakit taşımak ciddi bir güçlük haline geliyor. Düşünün, 7 bin lira ödeme yapacaksınız; bu para artık cüzdanınıza sığmıyor. İnsan doğal olarak kartına yöneliyor. Fakat kartı kullandığında da karşısına daha yüksek bir fiyat çıkıyor. Yani tüketici bir anlamda iki taraftan sıkışıyor. Nakit taşımak zor, karta yöneldiğinde ise farklı fiyatla karşılaşıyor. Bu da tüketici açısından olumsuz bir durum yaratıyor. Bu nedenle artık yüksek kupürlü banknotların da bir an önce dolaşıma sokulması gerekiyor. 1000, 5 bin ve 10 bin liralık banknotların olması, insanların yüksek miktarda parayı daha az banknotla taşımasını sağlayabilir. Böylece sırf cüzdanına sığmadığı için kart kullanmak zorunda kalmasının da önüne geçilebilir” ifadelerini kullandı.

‘Sorun devam ediyor’
Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Genel Başkanı Aziz Koçal, tüketicilerden “POS farkı”, “kart komisyonu” ya da başka isimler altında yüzde 5’ten yüzde 10-12’lere varan ilave bedeller talep edildiğine ilişkin şikâyetlerin devam ettiğini belirtti. Koçal, “TÜKODER olarak yıllardır bu konuya dikkat çekiyor, yaptığımız açıklamalarla yetkilileri göreve çağırıyor ve kalıcı bir çözüm üretilmesini talep ediyoruz. Ancak aradan geçen zamana rağmen sorun devam ediyor. Tüketiciden kredi veya banka kartıyla ödeme yaptığı gerekçesiyle ayrıca komisyon ya da POS farkı talep edilmesi hukuka aykırıdır. Yasaya göre üye işyerleri, tüketicinin mal veya hizmet bedelini banka ya da kredi kartıyla ödeme talebini kabul etmek zorunda. Aynı maddede kartın kullanılması nedeniyle tüketiciden “komisyon veya benzeri bir isim altında” ilave ödeme istenemeyeceği açıkça hüküm altına alınmıştır” şeklinde konuştu.
‘Ayrıcalık değil zorunluluk’
İşletmeden alınan 1000 TL’lik bir mal veya hizmet için tüketici nakit ödediğinde 1000 TL, kredi kartıyla ödediğinde 1150’yi bulan ücretlerin kabul edilemez olduğunu aktaran TÜKODER Genel Başkanı Aziz Koçal, “Ödeme yönteminin kredi kartı olması tüketicinin cezalandırılmasının gerekçesi olamaz. Ancak sorunun yalnızca işletmeler üzerinden tartışılmasını da doğru bulmuyoruz. Küçük esnafın ve işletmelerin bankaların POS komisyonları, bloke süreleri ve diğer finansman maliyetlerinden uzun süredir şikâyetçi olduğunu biliyoruz. Özellikle ekonomik koşulların ağırlaştığı bir dönemde bu maliyetler küçük işletmeler açısından ciddi bir yük oluşturmakta. Fakat bankanın işletmeden aldığı komisyonun çözümü, bu bedelin tüketiciye aktarılması değildir. Bu sistem sistemde kazanan bankalar; kaybeden ise hem tüketici hem de küçük esnaftır. Sonuçta banka ile işletme arasındaki maliyet ilişkisi doğrudan veya dolaylı biçimde tüketicinin cebine yansımakta. Kartla ödeme bir ayrıcalık değil. Tüketici kart kullandığı için cezalandırılamaz. Küçük esnaf bankaların yüksek maliyetleri altında ezilmemeli. Esnafla tüketiciyi karşı karşıya getiren bu sistemin sürdürülebilirliği de yok” dedi.





