Son dönemlerde içlerinde ana muhalefet partisi CHP’li milletvekillerinin de yer aldığı birçok isim partisinden istifa ederek AK Parti’ye geçiş yaptı. Yaşanan bu durum eleştirilerilerin yanı sıra ‘Anayasa değişikliği mümkün mü?’ sorusunu gündeme taşıdı. Siyaset Bilimci Dr. Zekiye Seda Sönmez ise anayasa değişikliği için iktidar blokunun ulaşmak istediği 400 milletvekili hedefinin şuanki tabloda mümkün olmadığını ancak bu hedefin aslında referanduma giden yolu normalleştirmek için ortaya atılmış olabileceğini belirtti. Ayrıca Zekiye Seda Sönmez, yaşanan vekil transferleri anayasa yapımından ziyade siyasi alanı yeniden dizayn etmeye yönelik bir stratejinin parçası olduğunu dile getirdi.
ASIL HEDEF REFERANDUM OLABİLİR
Gelecek Partisi'nden istifa eden İstanbul Milletvekili İsa Mesih Şahin, DEVA Partisi'nden ayrılan İrfan Karatutlu ve CHP'den istifa eden Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır’ın AK Parti’ye katılmasıyla birlikte ortaya çıkan tabloyu değerlendiren Zekiye Seda Sönmez, “Türkiye siyaseti bir süredir rakamlarla konuşuyor. Bu sayılar artık sadece Meclis aritmetiğini değil, rejimin geleceğine dair niyetleri de anlatıyor. Son günlerde yaşanan milletvekili geçişleriyle birlikte AKP-MHP bloğu 325 sandalye civarında sabitlendi. Kulislerde ise daha büyük bir hedef fısıldanıyor: 400 milletvekili. Bu rakam, anayasa değişikliğini referanduma bile gerek kalmadan Meclis’ten geçirebilecek mutlak çoğunluk anlamına geliyor. Peki bu hedef gerçekçi mi? Daha önemlisi: Bu süreç nereye gidiyor? 325’den 400’e gitmek, sadece birkaç vekil iknası değil; neredeyse bir ikinci iktidar bloğu kurmak demek. Mevcut tabloyla bu son derece zor. Ama siyaset bilimi bize şunu öğretir: Büyük dönüşümler her zaman doğrudan gerçekleşmez. Bazen hedef 400 değildir, 400 konuşularak başka bir eşik meşrulaştırılır. Bu eşik 360’tır. 360 oy, anayasa değişikliğini referanduma götürmek için yeterlidir. Bugün yapılan vekil transferleri, kulis diplomasisi ve ‘normalleşme’ söylemleri, 400’den çok 360’ı mümkün kılacak zemini yokluyor” dedi.

MECLİS’İN NİTELİĞİ AZALIR
“Bir milletvekilinin parti değiştirmesi hukuken mümkündür. Ama siyaset sadece hukuk değildir; meşruiyet meselesidir” yorumunda bulunarak sözlerine devam eden Zekiye Seda Sönmez, “Seçmen, bir partiye oy verirken sadece bir isme değil, bir programa, bir pozisyona, bir siyasal duruşa oy verir. Bu nedenle vekil transferleri arttıkça, Meclis’in sayısal gücü artar ama temsili niteliği zayıflar. Bu durum, anayasa gibi toplum sözleşmesi niteliğindeki bir metni değiştirme iddiasıyla birleştiğinde, ciddi bir demokratik gerilim üretir. Siyaset bilimi literatüründe bu tür süreçler ‘kurumsal aşındırma’ olarak tanımlanır: Kurallar değişmeden, kuralların ruhu boşaltılır” açıklamasında bulundu.
BU KLASİK BİR SİYASET STRATEJİSİ
İktidarın ortaya koyduğu 400 milletvekili hedefinin aslında ulaşılamayacak hedef üzerinden ulaşılabilir olanı normalleştirmek olduğunu söyleyen Sönmez, “Burada 370 sayısı, anayasa değişikliği için yeterli olmasa da, siyasette psikolojik eşikler matematiksel eşiklerden önce gelir. Bu sayının aşılmasıyla birlikte ‘bu iş olur’ algısının yerleştiği, kararsız milletvekilleri açısından riskin azaldığı ve karşı blokta kalmanın maliyetinin yükseldiği görülüyor. Öte yandan bu süreç bir anayasa yapım sürecinden çok, seçim ve adaylık denklemini yeniden dizayn etme süreci gibi görünüyor. 400 konuşuluyor çünkü 360 daha makul görünür, Referandum ihtimali test edilir. Muhalefet sürekli savunma pozisyonuna itilir, ‘zaten çoğunluk var’ algısı topluma yerleştirilir. Ulaşılamayacak hedef üzerinden ulaşılabilir olanı normalleştirmek Bu, klasik bir siyasal stratejidir: Bu denklemde DEM Parti ve küçük partiler kilit konumda. Ancak bu aktörlerin desteği, sanıldığı kadar kolay değil. Çünkü anayasa değişikliği sadece bugünü değil, yarın kurulacak siyasi düzeni de belirler. Bu yüzden burada basit bir pazarlık değil, tarihsel pozisyon alma söz konusudur. Sonuç itibariyle ortada açık bir siyasi dizayn denemesi var. Bu süreç: Parlamenter matematiği zorlayan, Meşruiyet sınırlarını test eden, seçim anayasa adaylık ekseninde ilerleyen sonu referanduma ya da erken seçime çıkabilecek bir yol. Bana göre 400’e büyük ihtimalle ulaşılamayacak. Ama 400 konuşularak Türkiye, 360’a, referanduma ve yeni bir siyasal kırılmaya doğru taşınıyor” ifadelerini kullandı.
YAŞANANLAR 3 TEMEL MESAJ VERİR…
Son olarak yaşananların siyaset bilimi açısından bir kırılma olarak görüldüğünü belirten Sönmez, “AKP, MHP ve destek veren küçük unsurların Meclis’teki toplam sandalye sayısının 370’i aşması, siyaset bilimi açısından yeni bir psikolojik eşiğin geçildiği yönünde değerlendirmelere yol açar. Bu tablo, anayasa değişikliği için teknik çoğunluk anlamına gelmese de siyasi davranışlar açısından kritik bir kırılma olarak yorumlanıyor. Bu çerçevede İsa Mesih, İrfan Karatutlu ve Hasan Ufuk Çakır’ın AKP’ye geçişi, iktidar açısından geçişlerin mümkün olduğu, siyasi ve toplumsal tepkilerin yönetilebilir düzeyde kaldığı ve kamuoyunun kısa sürede başka gündemlere yönelebileceği üç temel mesaj içeriyor. Bu aşamadan sonra vekil geçişlerinin ideolojik gerekçelerden çok stratejik hesaplarla gerçekleştiği, siyasetin bir ikna sürecinden ziyade olasılık hesabına dönüştüğü ifade ediliyor” dedi.





