İzmir’de ocak ayı sonundan itibaren etkili olan yağışlar, kentin su kaynaklarında kısa vadeli bir toparlanma sağladı. Ancak uzmanlar, bu artışın hidrolojik kuraklığı sona erdirmek için yeterli olmadığı uyarısında bulunuyor.

TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası İzmir Temsilcisi Ayşegül Akıncı Yüksel, barajlardaki doluluk oranlarının kritik seviyenin üzerine çıktığını ancak hâlâ temkinli olunması gerektiğini belirtti. Yüksel’e göre, yağışların karakteri ve zamansal dağılımı, su kaynaklarının sürdürülebilirliği açısından belirleyici.

Yağışlar ortalamanın üzerinde seyrediyor

Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, İzmir’de uzun yıllar ocak ayı yağış ortalaması metrekareye 134,8 kilogram seviyesindeyken, 2026 Ocak ayında bu rakam 223,7 kilograma ulaştı. Bu artış, özellikle içme suyu açısından kritik öneme sahip olan Tahtalı Barajı’nda doluluk oranını yüzde 10’un üzerine taşıdı.

Hidrolojik kuraklık neden devam ediyor?

Uzmanlara göre kısa sürede etkili olan yoğun yağışlar, yüzey akışını artırarak sel riskini yükseltiyor ancak yer altı su kaynaklarını yeterince beslemiyor. Bu durum, hidrolojik kuraklığın devam etmesine neden oluyor. Kalıcı iyileşme için düşük ve orta şiddetli yağışların uzun bir döneme yayılması gerekiyor.

Bulut tohumlama tartışması

Yüksel, İzmir’de gündeme gelen bulut tohumlama yönteminin kuraklıkla mücadelede tek başına çözüm olmadığını vurguladı. Yöntemin, uygun koşullarda destekleyici bir araç olabileceğini ancak yağışın nereye düşeceğinin kontrol edilemediğini ifade etti.

Uzun vadeli çözüm önerileri

Uzmanlar, su tasarrufu politikalarının güçlendirilmesi, yağmur hasadı sistemlerinin yaygınlaştırılması ve kuraklığa dayanıklı bitki türlerine yönelmenin daha kalıcı ve ekonomik çözümler sunduğuna dikkat çekiyor. Bu yaklaşımın, İzmir’in su güvenliği açısından kritik olduğu belirtiliyor.

Kaynak: DHA