Dünya genelinde okuryazarlık oranlarında geçmiş yıllara göre önemli artış yaşanmasına rağmen milyonlarca kişi hâlâ temel okuryazarlık düzeyine ulaşamıyor. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü verilerine göre yaklaşık 739 milyon genç ve yetişkin temel okuryazarlık düzeyinde değil. Yapay zeka başta olmak üzere dijital teknolojilerin hızla yaygınlaşması ise teknolojiye erişimdeki eşitsizliklerin mevcut okuryazarlık farklarını daha da derinleştirebileceği yönündeki endişeleri artırıyor.
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün 1966 yılında aldığı kararla 8 Eylül, Dünya Okuryazarlık Günü olarak kutlanıyor. Her yıl farklı programlarla gerçekleştirilen etkinliklerde, bireyler ve toplumlar açısından okuryazarlığın önemine dikkat çekilmesi ve bu alanda yaşanan sorunlar konusunda farkındalık oluşturulması amaçlanıyor.
Bu yıl 60'ıncısı kutlanan Dünya Okuryazarlık Günü, Meksika'da 8-9 Eylül tarihlerinde "İnsanlar, Gezegen ve Refah için Okuryazarlık" temasıyla ele alınacak. Program kapsamında yapılacak toplantıda UNESCO'nun "Okuryazarlık için Küresel İttifak Stratejisi" taslağının oluşturulması ve 6 "Uluslararası Okuryazarlık Ödülü"nün sahiplerine takdim edilmesi bekleniyor.
Okuryazarlık temel insan haklarından biri olarak değerlendiriliyor
Okuryazarlık, temel insan haklarından biri olarak görülürken kişinin diğer hak ve özgürlüklerinden yararlanabilmesinin de önünü açan unsurlar arasında bulunuyor. Okuryazarlığın bireyin bilgi, beceri ve değer birikimini geliştirdiği, bu birikimin ise kalıcı barışın, eşitliğin ve ayrımcılıktan uzak toplumların gelişimine katkı sağladığı belirtiliyor.
UNESCO verilerine göre 1975 yılında dünya genelinde yüzde 65 olan okuma yazma bilen yetişkin oranı günümüzde yüzde 88'e yükseldi. Buna rağmen dünya çapında yaklaşık 739 milyon genç ve yetişkinin hâlâ temel okuryazarlık düzeyinde olmadığı ifade ediliyor.
Okuryazar olmayan yetişkin nüfusun önemli bir bölümü iki bölgede yoğunlaşıyor. Verilere göre bu nüfusun 225 milyonu Sahra Altı Afrika'da, 347 milyonu ise Güney Asya'da bulunuyor. Bu iki bölge birlikte dünya genelindeki okuryazar olmayan yetişkin nüfusun yüzde 77'sinden fazlasına ev sahipliği yapıyor.
Okuryazar olmayan yetişkinlerin yüzde 63'ü kadınlardan oluşuyor
Okuryazarlık alanındaki eşitsizlikler cinsiyet bakımından da dikkat çekiyor. Dünya genelindeki okuryazar olmayan yetişkin nüfusun yüzde 63'ünü kadınlar oluşturuyor.
Düşük ve orta gelirli ülkelerde çocukların okuma becerileri açısından da önemli sorunlar yaşanıyor. Bu ülkelerde her 10 çocuktan 4'ünün okuma becerisinde asgari düzeye ulaşamadığı belirtiliyor. Bu durum, temel okuryazarlık becerilerine erişimde yaşanan sorunların çocukluk döneminden itibaren etkili olabildiğini ortaya koyuyor.
Yapay zeka okuryazarlık kavramının kapsamını değiştiriyor
UNESCO'dan yapılan açıklamaya göre yapay zeka dahil olmak üzere dijitalleşmeye yol açan teknolojik gelişmeler, okuryazarlık kavramının kapsamını da hızla değiştiriyor. Teknolojinin günlük yaşam, eğitim ve bilgiye erişim üzerindeki etkisinin artmasıyla birlikte okuryazarlığa yönelik politika, sistem ve programların tasarım ve uygulama biçimleri de yeniden şekilleniyor.
Bu dönüşüm, bir yandan yeni eğitim olanakları sunarken diğer yandan güçlü bir temel okuryazarlık altyapısına duyulan ihtiyacı daha belirgin hale getiriyor. Dijital araçlardan ve yapay zeka uygulamalarından yararlanabilmek için temel okuryazarlık becerilerinin önemini koruduğu vurgulanıyor.
UNESCO, yapay zekanın eğitimde karşılaşılan mevcut sorunların aşılmasında, öğretim süreçlerinin geliştirilmesinde ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi 4 doğrultusunda ilerlemenin hızlandırılmasında potansiyel taşıdığı görüşünde.
Teknolojiye erişim eşitsizliği yeni riskler oluşturuyor
Yapay zekanın eğitim alanındaki potansiyeline rağmen teknolojik dönüşümün beraberinde çeşitli riskler ve zorluklar getirdiği belirtiliyor. Teknolojiye erişimde eşitsizlik, politika tartışmaları ve okuryazarlık açığının daha da büyümesi bu riskler arasında gösteriliyor.
UNESCO'nun 2025 tarihli raporunda, yapay zekanın çok sayıda alanı şekillendirmeye başladığı ancak bu dönüşümün "adaletsiz" gerçekleştiği değerlendirmesine yer verildi.
Raporda, dünya nüfusunun üçte birinin internete erişiminin bulunmadığına dikkat çekildi. En gelişmiş yapay zeka modellerine erişimin ise altyapı olanaklarına, dil avantajına ve ücretli aboneliklere sahip kişilerle sınırlı kalabildiği belirtildi.
Bu durum, dijital teknolojilerin eğitimde oluşturduğu yeni fırsatların toplumun tüm kesimlerine aynı ölçüde ulaşamaması riskini gündeme getiriyor. Teknolojik olanaklara erişebilenlerle erişemeyenler arasındaki farkın, mevcut okuryazarlık eşitsizliklerini daha da büyütebileceği değerlendiriliyor.
UNESCO etik ve ortak çözümler çağrısı yapıyor
UNESCO, yapay zekanın eğitim alanında bugün oluşturduğu ve gelecekte oluşturabileceği dönüşümlerin yalnızca teknik açıdan değil, farklı bakış açılarıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor.
Kuruluş, yapay zekanın eğitimde kullanımına ilişkin etik ve ortak çözümler geliştirilmesi çağrısında bulunurken teknolojiye erişim, fırsat eşitliği ve temel okuryazarlık konularının birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.




