CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in İzmir mitinginde yaptığı, "Ya partimizi geri alacağız ya da iktidara giden yeni bir yol açacağız" açıklaması, CHP'nin geleceğine ilişkin tartışmaları yeni bir boyuta taşıdı. Söz konusu ifadeler, parti içindeki hukuki sürecin gölgesinde "yeni parti" iddialarını yeniden siyaset gündeminin üst sıralarına taşırken, bu olasılığın siyasi ve hukuki boyutları da tartışılmaya başlandı. Konuyu değerlendiren Siyaset Bilimci Dr. Zekiye Seda Sönmez, Özel'in sözlerinin yalnızca mevcut krize yönelik bir çıkış olarak okunmaması gerektiğini belirterek, yeni bir siyasi oluşum ihtimalinin geçmişe kıyasla güçlendiğini ifade etti. Sönmez yaptığı değerlendirmelerde olası bir yeni partinin seçimlere katılabilmesi için yerine getirilmesi gereken yasal şartlardan logo değişikliğinin seçmen davranışına etkisine, örgütlenme sürecinden siyasi risklere kadar dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Yeni parti ihtimali yüksek
Özgür Özel'in İzmir'de yaptığı, "Ya partimizi geri alacağız ya da iktidara giden yeni bir yol açacağız" açıklaması, siyaset kulislerinde "yeni parti" tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Sönmez, söz konusu ifadelerin yalnızca parti içi krize yönelik bir mesaj olmadığını, aynı zamanda yeni bir siyasal hareketin zeminini hazırlayabilecek nitelikte olduğunu belirterek, "Kriz dönemlerinde liderler örgütsel sınırların ötesinde yeni bir siyasal özne inşa edebilecek söylemler üretirler. 'Yeni yol' ifadesi de bu açıdan yalnızca yeni bir partiye değil, yeni bir siyasal hareket ya da yeni bir ittifak stratejisine de işaret edebilir. Mevcut aşamada 'yeni parti kararı alındı' demek için yeterli veri bulunmamaktadır. Benim değerlendirmem, Özgür Özel'in bu sözlerinin psikolojik ve siyasal baskıyı artırmaya yönelik stratejik bir müzakere dili olduğu yönündedir. Mesajın hedef kitlesi yalnızca CHP tabanı değil, parti içindeki aktörler, yargı süreci ve kamuoyudur. Buna karşın Özgür Özel'in söylemi artık yalnızca CHP'nin geleceğine ilişkin değildir; yeni bir siyasal hareketin sosyolojik zeminini hazırlayan kurucu bir söyleme dönüşmektedir. Bu nedenle yeni parti ihtimali geçmişe kıyasla belirgin şekilde güçlenmiştir" ifadelerini kullandı.
‘Şartları sağlamalı’
Yeni bir siyasi partinin kurulması halinde seçim sürecinde hukuki ve teknik engellerle karşılaşabileceğine dikkat çeken Sönmez, seçim mevzuatının ciddi organizasyon gerektirdiğini vurgulayarak, "Türkiye'de yeni kurulan bir siyasi parti, kurulur kurulmaz seçime katılamaz. Mevzuata göre partinin en az 41 ilde teşkilatlanması, ilçe örgütlenmelerini tamamlaması ve büyük kongresini seçim tarihinden en az altı ay önce yapmış olması gerekiyor. Eğer seçim takvimi bu sürelere izin vermezse, yeni partinin hukuken seçime katılamama riski ortaya çıkabilir. Bu nedenle olası bir yeni parti hazırlığı varsa, bunun yalnızca siyasi değil, aynı zamanda hukuki ve organizasyonel boyutunun da önceden planlanmış olması gerekir" dedi.
‘Logo kafa karıştırır’
Parti logosu ve görsel kimliğin seçmen davranışları üzerindeki etkisine de değinen Sönmez, özellikle ilk seçimlerde bazı seçmenlerin yeni sembollere alışmakta zorlanabileceğini ifade ederek "Seçmen davranışı araştırmaları, özellikle kısa seçim takvimlerinde parti adı, logo ve görsel kimliğin seçmen tercihlerini etkileyebildiğini göstermektedir. Özellikle yaşlı seçmenler, okuryazarlık düzeyi düşük seçmenler veya parti sembollerine güçlü aidiyet geliştiren kitlelerde logo değişikliği ilk seçimlerde bir miktar oy kaymasına ya da karışıklığa neden olabilir. Ancak eğer yeni parti kamuoyunda güçlü biçimde Özgür Özel ile özdeşleşir ve örgütlü bir iletişim kampanyası yürütürse, seçmenler zamanla yeni logoyu liderle ilişkilendirerek benimseyebilir. Dolayısıyla belirleyici unsur yalnızca logo değil; iletişim stratejisi, aday profilleri ve örgütsel mobilizasyon olacaktır" diye konuştu.
‘Muharrem İnce’ örneği
Türkiye'de ana muhalefet geleneğinden ayrılarak kurulan partilerin kalıcı başarı elde etmekte zorlandığını belirten Sönmez, yeni bir oluşumun önemli riskler barındıracağını söyledi. "Türkiye siyasal hayatı incelendiğinde, ana muhalefet geleneğinden ayrılarak kurulan yeni partilerin kalıcı bir başarı elde etmesi oldukça güçtür. Bunun temel nedeni yalnızca örgütsel kapasite eksikliği değil, seçmenin köklü parti kimliğine olan bağlılığıdır" diyen Sönmez, Özgür Özel'in siyasal karşılığının büyük ölçüde CHP Genel Başkanı kimliği üzerinden şekillendiğini vurguladı. Muharrem İnce örneğini de hatırlatan Sönmez, "Sayın Muharrem İnce'nin söylemleri burada çok önemli. CHP'den ayrıldıktan sonra yeni bir parti kurmuş ancak daha sonra yaptığı açıklamalarda ana gövdeden ayrılmanın doğru bir tercih olmadığını ifade ederek muhalefetin bölünmemesi gerektiği yönünde çağrılarda bulunmuştu. Kendisi de beklenen başarıyı yakalayamamış ve yeniden CHP çatısı altında siyaset yapmayı tercih etmiştir" ifadelerini kullandı. Karşılaştırmalı siyaset literatürünün de benzer sonuçlara işaret ettiğini belirten Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı: "Köklü partilerin örgütsel hafızası ve seçmen sadakati yeni oluşumlar için önemli bir dezavantaj yaratmaktadır. Bu nedenle Özgür Özel'in yeni bir parti kurması halinde bunun siyasi açıdan yüksek risk taşıdığı kanaatindeyim. Böyle bir girişim CHP'nin oylarında bir miktar bölünmeye yol açabilir ancak güçlü şekilde yeni oy devşirmesi kolay görünmüyor. Yeni logonun ve yeni parti kimliğinin seçmende kafa karışıklığı yaratması da muhtemel. Kısa vadede CHP'nin sahip olduğu kurumsal yapı, teşkilat ağı ve tarihsel meşruiyetin yakalanması kolay değil. Bu nedenle siyaset bilimi perspektifinden bakıldığında yeni bir partinin başarılı olma ihtimali sınırlı, ana gövde içerisinde mücadele etmenin ise daha rasyonel bir strateji olduğu söylenebilir."




