Yaz sezonunun başlamasıyla birlikte Ege’nin gözde turizm merkezlerinden Çeşme’de haftalık villa kiralama fiyatları rekor seviyelere çıktı. Artan bakım, personel, vergi ve işletme maliyetleri nedeniyle villalarını satmak yerine kısa dönemli kiralamaya yönelen mülk sahipleri, lüks villalara haftalık 350 bin ila 420 bin lirayı bulan fiyat talep ediyor. Bir haftalık tatil için istenen rakamlar ise, Türkiye’de derinleşen gelir eşitsizliğini yeniden gündeme taşıdı. Bir yanda yalnızca yedi günlük tatil için 420 bin lirayı gözden çıkarabilen yüksek gelir grubundaki tatilciler, öte yanda temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan milyonlarca ücretli ve dar gelirli bulunuyor. Bugünkü ücretler dikkate alındığında, bir asgari ücretlinin ya da en düşük emekli maaşı alan bir vatandaşın hiçbir harcama yapmadan maaşını biriktirmesi halinde, Çeşme’de lüks bir villada sadece bir haftalık tatil yapabilmesi için yaklaşık bir buçuk yıl çalışması gerekiyor. Kira, fatura, gıda-ulaşım gibi zorunlu harcamalar düşünüldüğünde bu süre gerçekte çok daha uzun bir zamana yayılıyor. Ekonomistler, ortaya çıkan tablonun yalnızca turizm sektöründeki fiyat artışlarını değil, Türkiye’de alım gücünün geldiği noktayı da gözler önüne serdiğini belirtiyor. Son yıllarda hızla yükselen enflasyon, konut ve yaşam maliyetleri nedeniyle tatil artık geniş toplum kesimleri için temel bir ihtiyaç olmaktan çıkıp ulaşılması güç bir lüks haline gelirken, yüksek gelir grubuna yönelik lüks turizm pazarı ise büyümeye devam ediyor.

‘Mali baskı hissediliyor’
Son dönemde dikkat çeken bir tabloyla karşı karşıya olduklarını vurgulayan Emekli ve Emekçiler Derneği İzmir Başkanı Dilek Ete, “Benim de tanıdığım birçok kişi artık yazlık villasını kiraya vermeye başladı. Bunun temel nedeni ise sanıldığı gibi ek gelir elde etmekten çok, artan maliyetleri karşılayabilmek. Eskiden gelir seviyesi yüksek olarak tanımlanan, şirket sahibi olan ya da orta-üst gelir grubunda bulunan kişiler bile ciddi mali baskılar hissetmeye başladı. Özellikle yazlık bir evi sezon boyunca açık tutmanın maliyeti son derece yükseldi. Bahçe bakımı, ağaçların sulanması, havuzun düzenli temizliği, güvenlik giderleri, elektrik, su, aidatlar ve evin dış cephe bakımına kadar birçok kalemde ciddi harcamalar ortaya çıkıyor. Dış cephe koruyucu uygulamaları, bakım ve yenileme işlemleri bugün 100 ila 200 bin liraya ulaşabilen maliyetler oluşturabiliyor. Bu nedenle birçok villa sahibi mülkünü satmak istemiyor. Çünkü yazlıklarını uzun yılların birikimiyle edindiler ve geleceğe yönelik bir güvence olarak görüyorlar” dedi.
‘Dar gelirliye ulaşılmaz’
Aynı zamanda bu evlerin oluşturduğu gideri tek başlarına taşımakta zorlandıklarını belirten Ete, “Çözümü yaz sezonunu paylaşmakta buluyorlar. Bir ay kendileri kullanırken, kalan iki ayı kiraya vererek yıllık bakım masraflarının önemli bir kısmını karşılamaya çalışıyorlar. Çeşme ve Alaçatı’da bu uygulama çok sık var. Benzer bir tablo Bodrum’da yaşanıyor. Gelir grupları arasındaki makas her geçen gün biraz daha açılıyor. Bir tarafta bir haftalık villa tatiline yüz binlerce lira ödeyebilen bir kesim bulunurken, öte yanda asgari ücretli ve emekliler bırakın tatili, memleketlerine gitmenin maliyetini karşılayamıyor. Asgari ücretliler ve emekliler için tatil neredeyse tamamen ulaşılamaz hale geldi. Buna karşılık, geçmişte ekonomik olarak rahat kabul edilen orta gelir grubu üzerindeki kesim de artık harcamalarını kısmaya başladı. Türkiye’de gelir dağılımındaki adaletsizlik her geçen gün daha görünür hale geliyor. Orta gelir grubunun giderek eridiğini görüyoruz. Bir tarafta çok düşük gelirli kesimler, diğer tarafta varlıklı kesimler var. Ancak dikkat çekici olan nokta, yüksek gelir grubundaki birçok kişinin ekonomik belirsizlik nedeniyle mevcut varlıklarını kaybetme endişesi yaşamaya başlamasıdır. İnsanlar yalnızca bugünkü gelirlerini değil, sahip oldukları birikimleri koruyabilmenin de hesabını yapıyor. Özetle ekonomik sıkıntılar artık yalnızca dar gelirli kesimi değil, toplumun çok daha geniş bir bölümünü etkiliyor. Farklı gelir grupları farklı nedenlerle zorlanıyor ancak ortak nokta, herkesin alım gücünün gerilemesi ve ekonomik belirsizliğin günlük yaşam üzerindeki etkisinin her geçen gün daha fazla hissedilmesidir” ifadelerini kullandı.

‘Kiralama tercih ediliyor’
Satışların tamamen durmadığını vurgulayan İzmir Emlakçılar Kulübü Başkanı Rıdvan Akgün, “Yazlık sahibi olmak isteyen ve daha önce böyle bir imkâna sahip olmayan kişiler bütçelerine uygun seçenekleri değerlendirmeye devam ediyor. Ancak geçmiş yıllarda olduğu gibi satışa çıkan bir yazlığın kısa sürede alıcı bulduğu dönem geride kalmış görünüyor. Sektörde dikkat çeken bir diğer eğilim kiralama modelinin öne çıkışı. Yüksek aidatlar, bakım giderleri ve işletme maliyetleri birçok kişiyi yazlığını satmak yerine belirli dönemler kiraya vermeyi zorluyor ve ev sahipleri yaz sezonunun bir bölümünü kendilerine ayırırken kalan dönemler kiralama yoluyla gelir sağlıyor. Tam eşyalı ve denize yakın bir yazlığı sezonluk kiralamak çoğu zaman satın almaktan daha ekonomik görülüyor” dedi.

‘Satış süreleri uzuyor’
Konut piyasasında son dönemde yaşanan gelişmelerin, özellikle yazlık segmentinde satışların neden zorlaştığını da ortaya koyduğunu belirten Ekonomist İris Cibre, “Konut talebinin en yoğun olduğu dönemde alım yapmayı planlayanların büyük ölçüde ihtiyaçlarını karşıladığı, bu nedenle yeni alıcı sayısının geçmiş yıllara kıyasla daha sınırlı kaldığı değerlendiriliyor. Bu durum özellikle Bodrum, Çeşme ve benzeri yazlık bölgelerde daha belirgin hissediliyor” dedi.





