Uzman Klinik Psikolog Beste Çokaygil, 14 Şubat Sevgililer Günü’nün psikolojik boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Günün çoğu zaman romantik jestler ve hediyeler üzerinden anlamlandırıldığını belirten Çokaygil, sosyal medyada paylaşılan mutlu çift fotoğrafları ve idealize edilmiş ilişki temsillerinin bireylerin kendi ilişkilerini sorgulamasına neden olabildiğini ifade etti.

Sevgi, romantik ilişkilerle sınırlı değil

Psikolojik açıdan sevginin yalnızca romantik ilişkilere indirgenemeyeceğini dile getiren Çokaygil, kişinin kendine şefkat gösterebilmesi, ihtiyaçlarını fark edebilmesi ve yalnız kalabilme kapasitesini geliştirmesinin ruh sağlığı açısından önemli olduğunu kaydetti. Sevginin anlaşılma, görülme ve duygusal güven ihtiyacının bir yansıması olduğunu belirterek, bağlanma kavramının çocuklukta kurulan ilişkilerle şekillendiğini ve yetişkinlikteki yakın ilişkileri etkilediğini söyledi. Bu nedenle 14 Şubat’ın bazı kişilerde mutluluk yaratırken, bazı bireylerde yalnızlık, değersizlik ya da terk edilme korkusunu tetikleyebileceğine dikkat çekti.

Bağ kurmak zamanla gelişir

Romantik aşk ile bağ kurma arasındaki farkı da değerlendiren Çokaygil, aşkın çoğu zaman yoğun bir heyecanla başladığını, bağın ise zamanla oluştuğunu ifade etti. Gerçek yakınlığın, bireylerin kırılganlıklarını paylaşabildiği ilişkilerde ortaya çıktığını belirtti. Sağlıklı ilişkilerde duyguların ifade edilebilmesi, ihtiyaçların dile getirilebilmesi ve karşılıklı sınırların gözetilmesinin bağları güçlendirdiğini vurguladı.

Yalnız olmak, eksiklik anlamına gelmiyor

Yalnız olmanın bir eksiklik anlamına gelmediğini belirten Çokaygil, yalnızlığın bireyin kendi iç dünyasıyla temas kurabilmesi için bir alan sunduğunu ifade etti. Kişinin kendisiyle sağlıklı bir bağ kurmadan başkalarıyla güçlü ilişkiler geliştirmesinin zorlaşabileceğini söyleyerek, 14 Şubat’ın yalnız bireyler için bir kayıp değil, kişisel gelişim fırsatı olarak değerlendirilebileceğini kaydetti.

Kaynak: Haber Merkezi